Potlatch

Potlatch, unutulmuş bir şey! Kızılderililer, verilen armağana (gift) sessiz kalmazlardı, karşılığında bir şey verirlerdi hiç tereddüt etmeden. Marcel Mauss -işbölümü teorisini ortaya atan Emile Durkheim’ın yeğeni ve çalışma arkadaşı- The Gift (Armağan) adlı kitabında “potlatch’ı bölünmenin olumsuzlanması, bütünün onaylaması” olarak görür. “Bu”, der Mauss potlatch için, “hiç kimsenin dışlanmasına gerek olmayan -ya da dışlanması imkânsız- ilk yuvarlak masaydı.”

Potlatch, Mauss’a göre Altın Çağ’ın bir yankısıdır da aynı zamanda. Buraya bir parantez açarsak: 1930’de Luis Bunuel’in çektiği L’age Do’r (Altın Çağ) filmi, modern zamanlara küfürdür,  varoluştan kaçarken yakalandığımız girdaba esaslı bir karşı çıkış.

Potlatch, hiç de yabancı olmadığımız bir alışveriş biçimi aslında: Nefes alırken az önce aldığım nefesi vermek zorundayım. Aldığımı vermekten, verdiğimi almaktan söz ediyorum. Bilmem kaçıncı nesil ve son derece karmaşık bir bedenin yapıp ettiği işten… ‘Ben’ denilen şeyin bu alışverişte bir dahli yoktur. Beden, kendi kendine nefes alıp verir.

Elinde dalgalanmalardan elinde savrulup sürüklenmelerden başka bir şey yok

Kasılmalarım kasılmak değil, yay
ben, ben değilim, ok
ortasında girdapların
ortasında ummanın, savrulmaların
ortasında yoldan çıkmaların salgıladığı enzimlerin
ortasında uyanıp kalınca vay anasına yeniden görmeye başlayan maddenin
ben şimdi buradan çeker giderim
bir büyük buradan gitmenin içinden geçip
ok gibi yaya kurulur
ok gibi atılır buradan giderim
gerginliğim fırlatma rampasıdır
böyle iyiyim
kuşlara doğru bükülmek çok iyi
arayadurun siz
ben buldum
varoluşsal bir açlıktır bulduğum
ben şimdi kendimi imha eder
buradan çeker giderim.

Önümüzdeki şiirlere bakacağız artık

Şiirdir inşallah

dün gece yin-yang oynayan çocuklar gördüm rüyamda

eşik cinleri, sıçrama tahtaları

aha işte annem sesleniyor:

Kahvaltı hazır, at hazır, yollar hazır

aha işte kalbimi şiirlerle yunup çocuklar gibi kişneyerek ütopyalara girişiyorum Ankara’da

sapanın gerilişiyim, taşın vınlayışı

yıllarca aynı tarafımın üzerine yattıktan sonra

korkak tarafımın

yerleşik tarafımın.