Ölüm ile Dirim

Ozi’nin huzurunda.

21 Şubat 2020, Cuma, 08:15.

Baharı karşı konulmaz kılan bir enerji biriktirir doğa, kışın. Birleşik ve iç içelerdir ölüm ile dirim. Sıkı fıkı iki arkadaştan, dosttan söz ediyorum. İçtenlik, aha işte iç içelikten gelir. Aynı olanın uçlarından tutmuş taşıyorlar.

Yaratıcı gerçeklik.

SAÇLARIM EL İSTİYOR

Nerelere geldin nerelere gerilere, ilerilere/ akşamlar indi/ sabahlar oldu nerelere/ adımını atar atmaz bir kadına/ geldin nerelere/ nereler var senden habersiz/ mercan balıklarına geldin/ gökyüzü çileklerine/ celali olarak çıkacaksın fotoğraflarda, nerelere/ ay lekesi, kertenkele rüyası, korkuluk/ nerelere geldin nerelere/ elif elif diye yağdı kar/ ceylanlar nerelere/ yağma yok gitmek bir yere.

Moruk

Kû soyundan Hülya Özel’e

şiiri çok ağrıyan benden

çilliplopom, çilliplopom.

Ben moruğun teki, eyvallah
koruk olmanın ne olduğunu bilirim

peki, sen bilir misin moruk ne demek[1]

üzerinden ölümsüzlük hırkanı çıkardın mı

eni sonu olacak bu
bir kara deliğe doğru sürükleniyorsundur

doğarken nasıl bir kara delikten geçip geldiysen buraya, öyle.

Doğmak ölümcül bir şeyse

ölmek de bir o kadar doğumcul bir şeydir

ufuk çizgisini geçip geçip yersizyurtsuzlaşırız Hülya
hiçi getirdim sana

şartsız, biçimsiz ve zamansız o içi.


Meşk halinden aşk haline

aşk halinden kuş haline geçtim de geldim sana

Kandisky’den içinde sevişebileceğimiz düş yuvaları getirdim

huyum sürsün

akşamları iki kadeh rakı

şuuraltımdan çıkıp, kendimden çıkıp

hilesiz, çırılçıplak cümle mahlukata yürüdüğüm

da da, müdafaa edilesi sathı getirdim

yarın diye bir şey olmasa nasıl uçardı kuşlar

yağmur yağar mıydı hiç.

Mustafa Kemal sürüyor topu, bak
bir çalım, bir çalım daha

şiirlemesine kaleye gidiyor
aha işte çaktı çakacak
aha işte verkaça girişmiş dağlar ile kuşlar ile

devrim koşuları yapıyor ileriye, ileriye

laik olduğumuzu düşünüyor

dünya değişmiyorsa bil ki kendini devirmeye hazır olmayışımızdandır
aha işte derinlemesine paslar atıyor önümüze hayat
al da at diyor

at da al
yoksa ayıp olacak toprağa, taşa, sarıasma kuşuna
lamı cimi yok birlikte havalanacağız, hep birlikte

hakkını vereceğiz kuş olmanın

hakkını çiçek olmanın

hakkını geleceğin
o lela, o lela 
göz hizasındayım yıldızların

bana ne demokrasiden

bana ne fetvalardan

bana ne sayıklamalardan.

Bir solucan deliği bulunur elbet

inanırım böyle şeylere

hep geçitlere rastlamaz mıyız zaten

dehlizlere, kaçış çizgilerine

bir de bakmışın pırrrr

emekçiler her zaman haklıdır

hayat haklıdır, dereler haklıdır.

Devirip devirip kendimi hallerden hallere seken biriyim ben

yapıp ettiklerimin döküldüğü bir umman var beni yapıp eden

oluş yanımı getirdim sana, hınca hınç direniş yanımı

içeriyi dışarılayıp dışarıyı içerleyerek

var’ı, oy, oy

tersinden bakarsan yok’u getirdim

içinin, ta içinin dışavurumudur dünya.

Kuşun teki ötse dertli dertli

en yakın şiirde kalbimi tamamlayıp
peşinden giderim ben

kavgada en önde yer almak isterim hep

yürür pazularıma çağların öfkesi hışımla

içimde ısıl bir hayvan binlerce yıldır
fena yumruk atar

fena hayal eder

çok fena sorgularım tanrıyı.

Hey beni gidi beni
düşmüşse insan, düşmüşse kerkenez, ters dönmüşsek
kaldırır yıldızlar kere öpüp

önce başımın üstüne
sonra şiire koyarım
nimettir çünkü. 

Ne kadar ihtimalsizsek o kadar iyi, o kadar kuş, o kadar çocuk

ileriye fırlayacak durumda olmayan gerilir mi hiç

yaylanmadan oklanamaz

oklanmadan yaylanamazsın Hülya

hey gelincik, hey sümbülteber, cancağızım

hayatın ilk sırası devrimcilere

kendi kendine, kendini kündeye getirenlere aittir

o özü getirdim sana.

Muhtaç olduğun kudret, muhtaç olduğun şiir, muhtaç olduğun aşk

sokaklardaki asil direnişinde mevcuttur!


Üvercinka, Temmuz 2017, Sayı 33.

[1] Orson Welles – I know what it is to be young.

Bu saatlerde her şey kanar biraz kime gitsem adadır

Sonra bir adaya başlamak, adanın çıkarıp kalbinden dada vermesi sana

şu dört tarafı aşkla çevrili kadın, bayan Hennings, şiir uçuşlum

öyle bir kabare var, Voltaire, ruj lekesi, nehirlerin pürtüksüz dili

umbah, umbah

rüya parçaları, akışkan ve anne takıntılı

şiirlerimin ucuna basarak, sessizce

cevahirimde bir anlam çığlığı

çocukken Allah’ın miçoları sanırdım yıldızları

bilmiyorsun Abidin

alnımızda dolaşan gemi ölüm bandıralı, meçhul, kulaç üzerine kulaç, kaç

aha işte iskeletimi fırlattım gitti uzaklara, potinlerim kaçıyor, önüm ada, ta şuramda

kendime dada’ndım kendime, sanırım bu yüzden

baharlardan gemilerim yonttum

baba bana bir ba

bak süt liman bir şiir

Dodo dolu, bir dizeliğine

hiç de mavi değil Portekizliler, göğe inat, Galapagos

ne uçabiliyor ne de kaçabiliyorlardı, anne bana bir ne

ah o esmer dil, gelmişse isyan

iner hayattan ince boynuma

yayılır dada, do do

çektim tetiği, alıştırdım dilimi hatırlamaya

hayatımı sıvazlar şiir

ölüm nasıl olsa her yerde

sen orada olmamaya bak

teneke bir trampetin çıkardığı sesler, sır at

güvertede koşturup duran Cebrail.

Zarların havada şiirlenmesi, adalardan bir ada, tersinden bakarsanız da öyle, alacalı

bir atı büyümenin büyüsü

dünya hatırası, şipşak

Münir’in orada rakı ve hasret

sığırcıklara doğru açılmak, do do diye ses vermek, yok mu kimse

bu dört yanı aşkla çevrili kara parçası insan seslenişleri

ada’lanıp ada’lanıp dada’lanışlarım

dada’lanıp dada’lanıp ada’lanışlarım

en iç çekmecesini açıyor insanın, bilinç dışı

hep yukarıya doğru yapıyorum hareketlerimi, yukarısı olmayan yukarıya

sonra aşk çekimi, korku ve titreme arasında sonsuzluk şövalyeleri

korkunç bir trafiğe yakalanmışım

pozlarım, susuş ve totemlerim

gidip arkadan bindiriyorum iğreti yanlarıma, cesur

yenilgi giriyor

akşam göndere çekiyor kendini yavaş yavaş orada

yüreğime bastırıyorum adayı

kendine yenilmek en büyük zafer, aferin sana.

Sonra bir kabile edinmek, tam da ellerim sıcak ve iyi şiirken

semaya fırlatılmış çığlıktır bayan Hennings, dada vapurum

ilerlediğim dehlize fenerler koymuştur rüzgar, o hüzünlü gar, sonbahar

şimdi, burada oluşan bir şeyim ben, ey, ada bana bir da.

Kırdığım kalplerden özür dilerim.

(Deliler Teknesi, Kasım-Aralık 2009, sayı 18)

https://www.cabaretvoltaire.ch/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Cabaret_Voltaire

Günlük – 9 Şubat 2020 Pazar

Var olanın, yani gerçeğin farkına vardığında bir fark eden olarak fark ettiğin şeyle aranda bir mesafe olur. Fark ettiğin kısır döngü ya da çürümeyse onun bir parçası olmak istemezsin artık. “Uyanık edilgenlik” ya da pasif direniştir bu. Uyurgezer bir aktiflikle kim bir savaşın parçası olmak ister ki!

Damlaya damlaya göl değil daha büyük bir damla, insanlar bir araya gele gele toplum dediğimiz daha yoğun, daha karmaşık, daha büyük bir insan olur. Herhangi bir sistem, din, ideoloji, düşünce, şiir bu toplamı değiştiremez. Onu, yani toplumu, o insanı ancak sen, ben değiştirebiliriz. Gerçek devrim de budur.

Yap işini


Usul usul ve aniden gelen bahar gibi
yaratmanın ve cana kıymanın zamanı* gelir
gelir zamanı kaybolmanın ve bulmanın
dünya sıçrama ister, doğumcul
zaman, yap işini
hırpalanır ve kışkırtılırız burada kalmamak için
güneş, yap işini
şenlik mi, size düşer
yapın işinizi tornacılar
madenciler işinizi yapın
uçurtmayı en iyi siz uçurursunuz
dökümcüler, yontucular buraya
yapın işinizi şairler
sizin işinizdir kalbe su vermek
yap işini su
işini yap yağmur
rüzgâr, fırtına işini yap
aşk mı, üzerinize yoktur, ustalar
yükseltin tavan kirişini**
işinizi yapın çiçekler
yoksa mutluluk yoktur
bilirim, aya hep itinayla bakarsın Hülya
göçmen bir kuş musun nesin
tartıda hep aşk gelen
yap işini Şiraz’ım
yap işini Kalecik Kara’m
toprak, işini yap
seni en iyi biz belleriz
ellerim, tut sapından çekicin
işini yap
kuşlar varsa gökyüzü
kalp varsa hayat
yap işini
işini yap tohum
devrim birden gelecek seziyorum
yerinde duramayan diplerin eşliğinde
ücralar, kuytular yapın işinizi
işte benim o harika yalnızlığım kertenkeleler
güneşleniyorlar bir şiirin başında
yukarısı mavi gök aşağısı yemyeşil ovalar
yapın işinizi
birader, işini yap
biraderlik dünyanın en eski yeni şiiri, bak
düşlerin en güzelini uçuyor kırlangıçlar
size yüksekler yakışır
çıkın yükseklere, yükseklere
yükselmeyen düşer***
şiirleyin bizi birbirimize
örücüler, yapın işinizi.

*T. S. Eliot
** Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar-Seymour/Bir Giriş, J. D. Salinger
***Tevfik Fikret.