<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Isablle Stengers arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/isablle-stengers/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/isablle-stengers/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Dec 2019 17:06:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Kaostan düzen doğar</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Dec 2019 17:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[alev]]></category>
		<category><![CDATA[ayların en zalimi]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[büyük boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[capra]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dirim]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[eliot]]></category>
		<category><![CDATA[fiziğin taosu]]></category>
		<category><![CDATA[frijot capra]]></category>
		<category><![CDATA[Ilya Prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[Isablle Stengers]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kaostan düzene]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[parsifal]]></category>
		<category><![CDATA[şivanın raksı]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[universe]]></category>
		<category><![CDATA[uzak denge]]></category>
		<category><![CDATA[valery]]></category>
		<category><![CDATA[weber]]></category>
		<category><![CDATA[yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[yeni bir düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[yok etme]]></category>
		<category><![CDATA[zaman burada uzaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman inşadır]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Oku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=3664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Frijot Capra’nın Fiziğin Tao’su (Fritjof Capra, Türkçesi: Kaan H. Ökten, Arıtan Yayınevi, İstanbul, 1991) adlı kitabının alt başlığı ilginçtir: Şiva’nın Raksı.&#160; Atom altı parçacıkların dansını Hint tanrısı Şiva’nın raksına benzeten Capra’nın, öncesinde yazdığı Şiva‘nın Raksı, adlı makalesinden çıkmıştır bu kitap (Yeni Bir Düşünce, Fritjof Capra, Türkçesi: Mustafa Armağan, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1992). Dansla kaos arasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/">Kaostan düzen doğar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/12/kaos-ters-dc3b6nmc3bcc59f-dc3bczendir.png?w=675" alt="" class="wp-image-3665" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Frijot Capra’nın <strong>Fiziğin Tao’su</strong> (Fritjof Capra, Türkçesi: Kaan H. Ökten, Arıtan Yayınevi, İstanbul, 1991) adlı kitabının alt başlığı ilginçtir: Şiva’nın Raksı.&nbsp; Atom altı parçacıkların dansını Hint tanrısı Şiva’nın raksına benzeten Capra’nın, öncesinde yazdığı <strong>Şiva‘nın Raksı</strong>, adlı makalesinden çıkmıştır bu kitap (Yeni Bir Düşünce, Fritjof Capra, Türkçesi: Mustafa Armağan, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1992). Dansla kaos arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir mi bilmiyorum ama Prigogine’den yola çıkarak dengedeyken kör olan maddenin uzak dengede uyanıp yakın / uzak çevresiyle dayanışmalara, işbirliğine giriştiğini biliyoruz. Ve burada bir düzen kırılması söz konusudur. Dengedeyken gerilen düzen büyük bir patlamayla (Big Bang) yayılıp dağılmaya başlar ki bu duruma uzak denge ya da kaos deriz. &nbsp;</p>



<p class="has-medium-font-size">Diğer yandan <strong>Kaostan Düzene</strong>’de Weber, Prigogine’ye “Şimdi bilim, Şiva’nın dansıyla sembolize edilebilir mi?”, diye sorar. Prigogine, “Evet, Hintli bir arkadaşımdan, Şiva’nın bir elinde bir müzik aletini, bir davulu; diğerinde ise bir alevi tuttuğunu duymuştum. Alev, yok etme; davul ise yaratmadır. Ruh, hem yok etmeyi hem de yaratmayı birleştiriyor”, diye cevap verir. Weber’in, Lama Goinda gibi Budist bilim insanlarından aktardığı üzere “… Şiva’nın dönüştürmeci kozmolojideki dinamik prensip olarak algılanmasıyla” Prigogine ve Stengers’in “kaostan düzen doğar” şeklindeki yaratıcı kâinatının birbirinden çok da uzak olmadığını söylemek mümkün.</p>



<p class="has-medium-font-size">Valery’nin dediği gibi “zaman inşadır”. Burada ilginç bir bilgi verebiliriz: Doğumları, yani inşaları uzun süren şeylerin ölümleri de uzun sürer. Bu şeyler görece olarak katı, sert ve hareketsiz görünen şeylerdir. Bir başka deyişle düzenli, dengede şeylerden, nesnelerden, bedenlerden söz ediyoruz. Örneğin dağlar, kayalıklar. Ancak dışın dışın olmasa da için için gıvışdayıp raks ettiklerini söyleyebiliriz. Şunu söylemeye çalışıyorum: Düzen ile kaos iç içedir. Mutlak, yüzde yüz bir düzen olmadığı gibi mutlak, yüzde yüz kaos da yoktur. Mutlak bir denge, yüzde yüz bir denge olsaydı hiçbir şey olmazdı, olmazdım, olmazdınız. Düzen kaosa bükülürken kaostan da düzen doğar. Şu anda kendi bedenlerimiz dahil etrafımızda gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, kokusunu içine çekip yediğimiz içtiğimiz her şey, her nesne dengedeyken gerilen enerjinin devasa bir tazyikle boşalıp yayılmasının, dağılmasının ürünü. Yukarıda demiştik Big Bang (Büyük Patlama) diye. Böyle denmesinin nedeni baştaki tazyikin şiddetinden dolayı. Değilse patlayan bir şey falan yok. Belki, ‘baharı karşı konulmaz kılan bir enerji biriktirir doğa, kışın’ dersem daha iyi anlaşılır. Ah, evet “ayların en zalimi” bu yüzden “Nisan”dır. Bana ne diyemezsin! Uyanıp ayağa kalkar, yani dirilirsin. Aha işte küçük bir büyük patlama.&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="has-medium-font-size">Parsifal’da ne deniyordu: “Zaman, burada uzaylaşıyor”.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/">Kaostan düzen doğar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3664</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kendine karşı koymak ya da kendine karşı çıkmaya nasıl cesaret edilir?</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 12:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ad hoc]]></category>
		<category><![CDATA[Epikuros]]></category>
		<category><![CDATA[Ilya Prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[Isablle Stengers]]></category>
		<category><![CDATA[klinamen]]></category>
		<category><![CDATA[Rollo May]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratma Cesareti]]></category>
		<category><![CDATA[Yolunda Gitmeyen Süreçler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Rollo May, Yaratma Cesareti, adlı eşiz kitabında, ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan yapılanmaya genellikle bir tehdit olarak algılanarak ‘görüldüğü yerde ezilmeli’ şeklinde bir anlayışla değerlendirildiğini vurgular. Pek denenmeyen, kabul görmeyen ayrıksı da diyebileceğimiz diğer bir anlayışa göre ise ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’ yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin kaynağı olabilir. Hatta biraz daha ileri giderek ‘Yolunda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/">Kendine karşı koymak ya da kendine karşı çıkmaya nasıl cesaret edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading" style="text-align:center;">Uluer Aydoğdu</h1>



<p>Rollo
May, <strong>Yaratma Cesareti</strong>, adlı eşiz
kitabında, ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan yapılanmaya genellikle bir
tehdit olarak algılanarak ‘görüldüğü yerde ezilmeli’ şeklinde bir anlayışla
değerlendirildiğini vurgular. Pek denenmeyen, kabul görmeyen ayrıksı da
diyebileceğimiz diğer bir anlayışa göre ise ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’
yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin kaynağı olabilir. Hatta biraz daha ileri
giderek ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan sistem tarafından var
edildiğini, yaratıldığını düşünecek olursak, böyle bir keşifle, varoluşsal kimi
şifreleri çözmeye biraz daha yakınlaşmış oluruz. Çünkü ‘Yolunda Gitmeyen
Süreçler’i doğanın kurduğu cümleler olarak kabul edersek dünyanın, giderek
kâinatın bizle diyalog içinde olduğunu söylemek sanırım abartı olmayacaktır.
Ancak, öyle görünüyor ki, biz doğayla gerçek bir diyalog kurmaktansa kendimize
göre, bize uygun bir doğanın peşindeyiz İşte bu ‘insanbiçimsel monolog’
içeriden ve dışarıdan enerji akışlarının/alışverişin olmadığı kapalı devre bir
sistem uygarlığımızın köklü özelliğidir. Oysa iyi biliyoruz ki “bize ilginç
gelen olayların çoğu aslında açık sistemler, kendi çevreleriyle enerji veya
madde (ve birisi bunlara bilgiyi de ekleyebilir) mübadele ediyorlar. Biyolojik
ve sosyal sistemler elbette açıktırlar”. Diyeceğim<em> </em>sorularımıza
bize göre yanıtlar vermesini bekliyoruz doğadan, hatta apaçık buna zorluyoruz
doğayı. Oysa “Her gerçek diyalogda olduğu gibi yanıtlar çoğunlukla beklenene
uymaz.” Örneğin mühendis, makine, mekanik sözcükleri… Bu üç sözcüğün benzer
anlamlarının olduğunu söyler Prigogine ve Stengers ve eklerler: “Bu sözcükler
bir rasyonel bilgiyi değil, bir tür kurnazlığı ve çıkarcılığı ima ederler.
Doğal süreçleri öğrenmekteki amaç, onları daha verimli kullanmak değil, doğayı
aldatmak, onu kendine karşı mekanize etmekti, yani eşyaya “doğal düzenin”in
dışında birtakım işler yaptırmak ve ürünler verdirmektir.” </p>



<p>Doğada
“her düzeyde sendelemeler, yön değiştirmeler, kararsızlıklar keşfederiz”, ama
iş kendimize geldiğinde sendelemekten, yön değiştirmekten, karasızlıklardan
korkarız. Bütün bunlarda bir yanlışlık olamaz mı? İnsan hiçbir şeyden kuşku
duymadan nasıl yaşar? Belki de işin henüz çok başındayız, ancak buna rağmen
dünyadaki çeşitliliğe bakacak olursak bu çeşitliliğin nasıl oluştuğunu sormak,
gözümüzün önünde duran yanıta yönelmek çok önemli. Çünkü “Yeni bir atom
bileşeni olan yenilik”lerin olabilmesi için atomların çarpışması kaçınılmazsa
her şeyin karşılıklı olarak birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu rahatlıkla
söyleyebiliriz.</p>



<p>Ancak, “<strong>Demokritos</strong>’un takipçisi olan <strong>Epikuros</strong>, dünyanın boşlukta hareket eden atomlardan oluştuğunu ve atomların koşut yolları izleyerek tümünün aynı hızla düştüğü kanısındaydı.” Peki, “bu durumda nasıl çarpışabiliyorlardı? Yani bir atom bileşeni olan yenilik nasıl oluşabilirdi?” <strong>Epikuros</strong>’un buna yanıtı “öngörülemeyen zamanlarda atomların koşut düşüşünü fark edilemeyecek bir şekilde bozan, <em>ad hoc</em> (uygun) bir öğenin katılmasıyla sistemi kurtaran <em>klinamen</em>”di. Ah, evet “düşünce tarihinde temelsiz bir varsayım örneği”dir bu. </p>



<p>Öyle
görünüyor ki yeni bir zihniyete gereksinim duyuyoruz. Bu zihniyet “ilk önce
fizik yasalarımıza evrimsel boyutu katmalıdır, çünkü bu boyut olmadan çelişmeli
bir gerçeklik anlayışına mahkûm oluruz. Belirlenemezciliği ve zaman
simetrisizliğini fizik yasalarına yerleştirmek, bugün Epikuros ikilemine
verebileceğimiz yanıttır.” Diğer yandan şunu da kabul etmek durumundayız:
Determinist bir evren düşüncesi ile kendi kendine, kendini yaratan evren
düşüncesi (Çin’de ve Japonya’da “doğa, kendi kendine var olan” anlamına
gelir)&nbsp; arasındaki uçurum yakın bir
zamanda kapanacak gibi görünmüyor. Hatta an ve an yeniden, yeniden yaratıcı ve
yenilikçi olan bir evren betimlemesinin determinist evren savunucuları
karşısında uçuk kaçık kaldığını da söylemek mümkün. </p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/">Kendine karşı koymak ya da kendine karşı çıkmaya nasıl cesaret edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2618</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Bilim zamanı yeniden keşfediyor”</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/07/03/bilim-zamani-yeniden-kesfediyor/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/07/03/bilim-zamani-yeniden-kesfediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jul 2019 20:07:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Alvin Toffler]]></category>
		<category><![CDATA[determinist]]></category>
		<category><![CDATA[gerekirci]]></category>
		<category><![CDATA[geri dönüşsüzlük]]></category>
		<category><![CDATA[Ilya Prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[Isablle Stengers]]></category>
		<category><![CDATA[Newton]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Geriye dönüp bakarsak, Newton’un “saatin çarkları gibi tam bir ahenk içinde çalışan” evren modelinin beraberinde bu makineye benzeyen “yönetim makineleri”[1]&#160;getirdiğini görürüz. Böylece toplumların, halkların denetimi sağlanacak ve yönetilmeleri kolaylaşmış olacaktı. Bundan sonradır ki, Avrupa’da, ‘mühendislik şemaları’ uyarınca toplum mühendisliği uygulamaları hız kazanmıştır. Bu uygulamalar bilimsel başlıklar altında günümüzde de sürüyor. Ancak, yeni yeni [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/03/bilim-zamani-yeniden-kesfediyor/">“Bilim zamanı yeniden keşfediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading" style="text-align:center;">Uluer Aydoğdu</h1>



<p>Geriye dönüp bakarsak, <strong>Newton</strong>’un “saatin çarkları gibi tam bir ahenk içinde çalışan” evren modelinin beraberinde bu makineye benzeyen “yönetim makineleri”<a rel="noreferrer noopener" href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftn1" target="_blank">[1]</a>&nbsp;getirdiğini görürüz. Böylece toplumların, halkların denetimi sağlanacak ve yönetilmeleri kolaylaşmış olacaktı. Bundan sonradır ki, Avrupa’da, ‘mühendislik şemaları’ uyarınca toplum mühendisliği uygulamaları hız kazanmıştır. Bu uygulamalar bilimsel başlıklar altında günümüzde de sürüyor. Ancak, yeni yeni anlaşılmaktadır ki; evren, Newton’un ortaya koyduğu gibi mekanik hareketler sergileyen bir makine olmayıp tam tersine canlı bir organizma/sistem. Daha doğru bir deyişle <strong>Alvin Toffler</strong>’in, <strong>Ilya Prigogine</strong> ve <strong>İsablle Stengers</strong>’ten yola çıkarak vurguladığı gibi “… evrenin bazı parçaları makine gibi işleyebilir, ama bunlar kapalı sistemlerdir ve kapalı sistemler olsa olsa fiziksel evrenin ancak küçük bir parçasını oluştururlar. Bize ilginç gelen olayların çoğu, aslında açık sistemler, kendi çevreleriyle enerji veya madde (ve birisi buna bilgiyi de ekleyebilir) mübadele ediyorlar. Biyolojik ve sosyal sistemler elbette açıktırlar ki bu, şu demektir: Onları makine şartlarında anlamaya çalışmak başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkumdur.”<a rel="noreferrer noopener" href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftn2" target="_blank">[2]</a>&nbsp;</p>



<p>Newton’un evreninde ‘zaman’ yokken şimdi çok iyi biliyoruz ki “geri dönüşümsüz” bir şekilde geleceğe doğru akan bir evrende yaşıyoruz. Yakın zamanlara kadar bildiklerimizin Whitehead’ın dediği gibi artık “bilimsel filenin ilmikleri arasından kaydığını” görürüz.  Aslında “Sürtünmesiz bir sarkacın hareketi ya da dünyanın güneş etrafındaki hareketi gibi bize determinist (gerekirci) ve geri-dönüşlü görünen fenomenlerin varolduğu doğrudur. (…) Fakat bununla birlikte bir de bir zaman istikameti (oku) ihtiva eden geri-dönüşsüz süreçler vardır. Eğer bir kap <strong>içine su ve alkol koyarsanız</strong>, tecrübe ettiğimiz gibi zaman ilerledikçe karışma eğilimi gösterirler. Hiçbir zaman suyla alkolün ahenkli bir şekilde ayrıştığı ve saf su ve saf alkolün ortaya çıktığı tersine bir sürece şahit olmamışızdır. Dolaysıyla bu geri-dönüşsüz bir süreçtir.” Her şeyden önce şu anlama gelir bu: “Klasik görüşte tabiatın temel süreçleri determinist (gerekirci) ve geri-dönüşlü olarak kabul edilip düzensizlik ve geri-dönüşsüzlük içeren süreçler sadece istisna olarak düşünülüyordu. Bugün her yerde düzensizliklerin ve geri-dönüşsüz süreçlerin etkilerini görüyoruz.”<a rel="noreferrer noopener" href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftn3" target="_blank">[3]</a> </p>



<p>Öyle ki “Bilim zamanı yeniden keşfediyor.”<a rel="noreferrer noopener" href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftn4" target="_blank">[4]</a></p>



<hr class="wp-block-separator" />



<p><a href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftnref1" target="_blank" rel="noreferrer noopener">[1]</a>Örneğin bu anlayış “Amerikan Anayasasını
hazırlayanları, saatin çarkları gibi tam bir ahenk içinde çalışan hükümetin
kontrolünü sağlayacak bir yönetim makinası yapmaya yöneltti.” Bkz. Bkz. Ilya
Prigogine-Isabelle Stengers’in&nbsp;<em>Kaostan Düzene</em>&nbsp;(Türkçesi: Senai
Demirci), İz Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul, 1998, s. 11, 12.</p>



<p><a href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftnref2" target="_blank" rel="noreferrer noopener">[2]</a>Ilya Prigogine-Isabelle
Stengers’in&nbsp;<em>Kaostan Düzene</em>&nbsp;(Türkçesi: Senai Demirci), İz
Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul, 1998, s. 14.</p>



<p><a href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftnref3" target="_blank" rel="noreferrer noopener">[3]</a>Ilya Prigogine-Isabelle
Stengers’in&nbsp;<em>Kaostan Düzene</em>&nbsp;(Türkçesi: Senai Demirci), İz
Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul, 1998, s. 27.</p>



<p><a href="http://mail.google.com/mail/?ui=2&amp;view=js&amp;name=js&amp;ver=iF2qNYGmfIU.tr.&amp;am=b3EopeS3cCHoAb0i0fQ2xj9PPSDB0w#_ftnref4" target="_blank" rel="noreferrer noopener">[4]</a>&nbsp;a.g.y., s. 28.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/03/bilim-zamani-yeniden-kesfediyor/">“Bilim zamanı yeniden keşfediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/07/03/bilim-zamani-yeniden-kesfediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2557</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
