<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadim arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/kadim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/kadim/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 00:39:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Güneş tepemizde parlıyor inan bana dostum, bu şiirdir</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2023/03/21/gunes-tepemizde-parliyor-inan-bana-dostum-bu-siirdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 00:39:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Tweet]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[kadim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[mutlubaharlarevi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<category><![CDATA[ulubirer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=5901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güneş tepemizde parlıyor inan bana dostum, bu şiirdir. Şen ve cesur, alacalı ve sıracalı notlarım var, tepe notlarım, yan, uç notlarım, orta notlarım. Alıcısı, müşterisi olur mu bilmem insanın tepesi vardır, yanları, uçları, ortası, sinirleri&#8230; Sinirliyiz, gerginim deriz ya, i’m nervrous, ah, evet, sinirlisin tabii dostum! Baştan aşağı, yandan uca, ortadan her bir yana sinirlerle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2023/03/21/gunes-tepemizde-parliyor-inan-bana-dostum-bu-siirdir/">Güneş tepemizde parlıyor inan bana dostum, bu şiirdir</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Güneş tepemizde parlıyor<br />
inan bana dostum, bu şiirdir.</li>
</ul>
<p>Şen ve cesur, alacalı ve sıracalı notlarım var, tepe notlarım, yan, uç notlarım, orta notlarım. Alıcısı, müşterisi olur mu bilmem insanın tepesi vardır, yanları, uçları, ortası, sinirleri&#8230; Sinirliyiz, gerginim deriz ya, i’m nervrous, ah, evet, sinirlisin tabii dostum! Baştan aşağı, yandan uca, ortadan her bir yana sinirlerle kaplısın. Aha işte tüm sinirlerin buluştuğu bir nokta var, için için ve dışın dışın ağrıyan: Kalp.</p>
<p>Tüm sinirler kalbe çıkar, öyledir.</p>
<p>Kadim bir ayettir<br />
kalbi varsa yolun<br />
yürü git.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5900" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358535593.jpg" alt="" width="1080" height="1440" srcset="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358535593.jpg 1080w, https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358535593-696x928.jpg 696w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5899" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358542058.jpg" alt="" width="1080" height="1007" srcset="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358542058.jpg 1080w, https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358542058-696x649.jpg 696w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<blockquote><p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5898" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358554585.jpg" alt="" width="747" height="1328" srcset="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358554585.jpg 747w, https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358554585-696x1237.jpg 696w" sizes="(max-width: 747px) 100vw, 747px" /></p></blockquote>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2023/03/21/gunes-tepemizde-parliyor-inan-bana-dostum-bu-siirdir/">Güneş tepemizde parlıyor inan bana dostum, bu şiirdir</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5901</post-id><enclosure url="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2023/03/fb-img-1679358554585.jpg" length="52179" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Pırrr, neden tek, biricik ve eşsiz şiirdir?</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2021/10/18/pirrr-neden-tek-biricik-ve-essiz-siirdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2021 20:16:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[kadim]]></category>
		<category><![CDATA[Pırrr]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=5543</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ah, evet kadim bir ayettir / kalbi varsa yolun yürü git!</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/10/18/pirrr-neden-tek-biricik-ve-essiz-siirdir/">Pırrr, neden tek, biricik ve eşsiz şiirdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="td-paragraph-padding-0">
<h1>https://www.gercekedebiyat.com/deneme/pirrr-neden-tek-biricik-ve-essiz-siirdir</h1>
<h6><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-5476 " src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/mutlubaharlarevi3-e1634588366761.jpg" alt="" width="284" height="396" /></h6>
<h1><strong>Pırrr, neden tek, biricik ve eşsiz şiirdir? </strong></h1>
<h1><strong>-Durmayarak durduğumdur burada kalmayarak burada kaldığım</strong></h1>
<h6><strong>Uluer Aydoğdu</strong></h6>
<h6><strong>Mutlubaharlarevi, İzmir, Ağustos 2021</strong></h6>
</div>
<p>Bir sistemin, düzenin, gerçekliğin, dünyanın hep aynı kalmasını istemekte kibirli, buyurgan, zorba ve cahil bir politika vardır. İçeriden ve dışarıdan enerji akışlarını denetleyerek sistemin toplam enerji seviyesini hep belli bir seviyede tutmak, böylece sıçramaları engellemek; insanı kusurlu bir canlı olarak ‘toplum(sal) sözleşme”nin hemen başına kaydederek nizam vermek üzere uygarlık diye bir nizamiyeden geçirip evcil / esir düşürmek… Söyleyeyim, “bilim dışında ilerleme mittir”, hayali ve kurgusal şablondur, inşa hattıdır. İlerlemeye (ilkelden modernliğe, uygarlığa doğru) inandırılan insanın böylece yavaş yavaş ve hızlı hızlı kendini koruyacak içgüdülerinin köreltildiğini söylüyorum. Savunma mekanizmasının ortadan kaldırılmasının acımasız bir operasyon olduğunu. Toplu(m)salaklaştırıldığımızı… Bugün olmazsa, yarın, yarın olmazsa yakın bir zamanda, olmadı gelecekte her şey çok güzel olacaktır nasıl olsa. Ancak, kapalı sistemlerde, yani uçlu bucaklı dünyalarda tarihsel sonuçlar hep aynıdır. Ve kapalı sistemler öyle ya da böyle çöker. Denge, ölüm demektir çünkü. Kendini örgütlemekten vazgeçmek demektir aynı zamanda da. Kör ve uyurgezer olmaktan söz ediyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-5534 alignright" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/10/web-sitesi.jpg" alt="" width="446" height="792" /></p>
<p>Bir düşüncede, bir duyguda, bir durumda kalmak&#8230; Katılıklar, çürümeler, morluklar, eziklikler, suçluluklar oluşturma aygıtları, histeri ve nevroz üretme düzenekleri. Oysa varoluş, kendi kendine kendini yadsıma dinamiğidir; evet, evet bir yıkım süreci (cana kıyma) ve aynı zamanda da yaratım süreci. Şenlik, pervasızlık, isyan, boşalma. <em>Hem yapım hem yıkımdır varoluş / her an kendi şölenini kutlayıp / her an kendi yasını tutan</em>. Kâh ‘determinist kuşakları’ izler, kâh düşlerin gerçeklerden daha zengin olduğu ‘çatallanma eşikleri’ne varıp “ölümcül sıçramalar” yapar, kâh çizgisel olmayan kritik eşiklerde (çatallanmalar) faz değiştirip göçebeyken yerleşik, katı haldeyken buhar olup uçar gider. <em>Heyhat, imhayı bekliyorum ben. Timsahlarla zebralar da bir ırmağı bütünler zaten.</em>  Durmayarak, durur yani. Burada kalmayarak burada kalır.</p>
<h1><strong>Kaçış sanatı </strong></h1>
<p>Şiir, her şeyden önce kaçmaktan kendini alamayan devinimdir. Hep başka bir yerlidir bu yüzden şair, yaylanıp yaylanıp oklanan, oklanıp oklanıp yaylanan, yani gerilip büzülen ve o gerginliğe yerleşip kendini ileriye fırlatan ok-yay canlısı, belki de tırtılın tekidir, varoluş erbabı, her açılan kapının kendini bir yere kapattığını bilen Zerdüşt, şimdi-burada mevcut, var, yani hazır (hazırı isterseniz hızır olarak da okuyabilirsiniz, öyle ya “mevcudiyetten sürgünseniz”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>, yoksanız ne yapabilirsiniz) olan bir keşiş, pırrr… Pek mahir, pek hicazkâr bir kuştur cesaret. Ha, bi gayret!</p>
<p>Kaçış nedir? Olmak yerine oluş. Kimlik yerine ‘nelik’. Doğrunun, gerçeğin ne olduğu yerine neyin doğru, neyin gerçek olduğu… Kaçak oluşlar, nehir oluşlar, ot oluşlar, şiir oluşlar, kertenkele oluşlar, kartal, karınca oluşlar… Hepsi toz oluş’tur. Egemenliklerin, iktidarların arasından sıvışıvermek. Tonaliteden uzaklaşmak. Rüzgâr ya da dalgalanma ya da sürüklenme biçimleri. Varoluş, oluşlarla tanımlanan bir şey değil midir, en azından böylesi daha az hilelidir. Zarlar yuvarlanıyor çünkü, zarlar gelmedi. Şaire dayanıklılık veren “dönüşüm itkisi” ‘yeniyi’ kapıp çalmanın ilk ayetidir. Oluşmaktan başka bir varlığının olmadığına iman etmiş biridir şair.  Böylece, duvarların, kayalıkların içinden geçmeye yetenekli olunur. Durumlar yaratarak ilerlenir. İcabında mancınık, icabında kuş, icabında hışırtı… Verili anlam, değer ve kuralların çoktan birer soruya dönüşmesinden söz ediyorum.</p>
<h1><strong>Peki, yazmanın sonucu nedir?</strong></h1>
<p>Deleuze ve Parnet “Sonuç, yazmanın sonucu?” nedir diye sorarlar. Esas olarak yalnızca “ayırt edilmezlik-oluş vardır.” Sivrilmenin, öne çıkmanın, görünür olmanın ötesinde. Buraya birkaç satır / dize ekleyebilir miyim: <em>Buyurun bir de buradan </em><em>göğe bakalım</em><em> / flamingoların, yavaş yavaş ama birlikte havalandığı yerden / hepimiz birlikte mutlu olabiliriz. </em>Devamla, “Oh hayır, bir yazar ‘tanınmış’, bilinen olmayı arzu edemez. Ayırt edilmez, en büyük hızın ve en büyük yavaşlığın ortak karakteri, yüzünü kaybetmek, duvarı delip geçmek veya aşmak, büyük bir sabır ile duvarı törpülemek; yazmanın bunlardan başka bir sonucu yoktur. Fitzgerald’ın gerçek kopuş diye adlandırdığı işte budur”. Başka bir söyleyişle gerçek kopuş “ölümcül sıçrama”dan başka bir şey değildir. Yoldan çıkmak diye de açıklayabiliyorum. Tam da burada durup biraz eşelenecek olursak Fitzgerald’ın “15 yıl önce Great Neck banliyösünün trenlerinde gördüğüm insanların aynısını hissediyorum: kara delik beyaz duvar sistemi olarak adlandırılabilecek bir sosyal sistem vardır. Daima baskın anlatımların beyaz duvarlarına iğnelenmişiz, biz daima öznelselliğimizin beyaz deliğine, her şeyden daha kıymetli benliğimizin kara deliğine saplanıp kalmışız. Bizim kimliğimizi veren ve kendimizi bize tanıtan nesnel belirlenmelerin hepsinin yazıldığı duvar; kendi bilincimizle, duygularımızla, ihtiraslarımızla, çok bilinen o küçük sınırlarımızla ve onları etrafa tanıtmaya çalışan isteklerimizle kendi kendimizi yerleştirdiğimiz delikler. Yüz, bu sistemin bir ürünü olsa da bu sosyal bir üretimdir: gözlerin kara deliği ile beyaz yanaklı geniş bir yüz. Toplumlarımız yüz yaratmak ihtiyacındadırlar”, diye seslendiğini duyarız. İşittik mi? İktidar aygıtı bize bir yüz inşa eder mi demek istiyor Fitzgerald? Kesinlikle. Yüzle beraber bir kişilik, bir karakter inşa edilir. Zihin bir kap gibidir zaten, neyle dolmuşsa, doldurulmuşsa sahneye, perdeye, bilince onu yansıtır. Tam da burada Arthur Clarke’a, “Childhood&#8217;s End”, esaslı bir selam çakarsak: Zihindar’ın sahneye, bilince iteleyip kakaladığı sözde Hükümdar’larız biz. Ancak ilave yapalım buraya: zihindar ve hükümdarın ötesinde ise bu ikiliği fark eden şuurdar oturur.</p>
<p>Öyleyse temelde kallavi bir tarih ve kallavi bir coğrafya baskısıyla birlikte anti-doğa kültürel dayatmaların ve anti-bütünsel (total) gelenek ve göreneklerin olduğu bir öbekleşme olan hayali ve kurgusal ben’leri nasıl bozmalı? Yani kapalı devreyi nasıl işlevsiz hale getirebiliriz? “Geriye, ezilmeden, çarpmadan duvarı nasıl geçmeli, dibinde dönüp durmak yerine, kara delikten nasıl çıkmalı, hangi parça kara delikten çıkmaya yarar? Sonunda artık sevmeye yetenekli olmak için aşkımızı bile nasıl kırabiliriz? Nasıl ayırt edilmez olmalı?” “Kertenkele kral” Jim Morrison, The Doors’da duvarların içinden geçer. “İnsanı dünyadan ayıran bu büyük camdan yapılmış pencerenin yok olduğunu görmek istiyorum” diyordu Henry Miller, Sexus’ta: “Tekrar balık olabilmek”. Yerleşik benliğini en azından askıya alabilenler yapabilir bunu. Düz, doğrusal, çizgisel (linear) yoldan çıkanlar ilerleme, gelişme bandından çıkıp satha, ummana yayılır. Bütün yönler eşittir artık. Bütün gerçekler.  Asıl sorun açıklanması gereken “kirlenmiş akılken”, bu aklın varoluşu, insanı açıklıyor olmasıdır. İletişimden çok kibirli bir şekilde “bu şudur”, “şu budur”, “ölüm bu”, “hayat da şu” diye kibirli bir şekilde buyurup giderek zorbalaşan dili sorgulamanız gerekirken bu dille kendimizi sorguluyor olmamızdır. İmleyen icat oldu, yukarıda söylemiştik neyin doğru olduğu değil de doğrunun ne olduğu ortalığı kapladı. Ah, evet, “İmleyenlik ve yorumlama dünyadaki iki hastalıktır, despot ve papaz çiftidir.”</p>
<h1><strong>Şimdi yeni bir durumsa bu durumun bilgisi de, anlam, değer ve kuralları da, vicdanı da yeni olmalı</strong></h1>
<p>Varoluşu bir yerde, bir duyguda, bir düşüncede, bir türde kalmaktan esirgeyen ve bağışlayan durmayarak durmak itkisi olmasa dünya vasat bir yer olurdu. Hatta olmazdı. Muhafaza edeceğin bir şey yok, değişip dönüşmezsen yaşayacağın, yaşadığın ölümdür. Bilmem kaçıncı nesil bedenin bunu biliyor, ancak sorun tam da bu noktada üzerimize sıçrar. Fiziksel durumumuzla zihinsel durumumuz arasındaki çelişkiden bahsediyorum. Fiziksel gerçekliğe uymayan hayali ve kurgusal bir gerçekliğimiz, sistemimiz, dünyamız var. Aslında epeydir bir girdapta dönüp duruyoruz, bir ağda çırpınıp duruyoruz, bir kapanda debelenip duruyoruz. Girdapla akış arasında şiddetli bir gerilim var. Yani girdaptan kurtulmak pek de kolay değil. Ağdaki çırpınışlara da çoğunluk hayat diyor. Düşünsene deryadan çekilip ağa yakalanan balıkların çırpınışını, işte o çırpınışların da bir ömrü var, aha işte senin, benim ömür ya da hayat dediğimiz şey bu. Kırmızı çizgilerimiz, anlam, değer ve kurallarımız, vicdanımız kendimizi kapattığımız hapishanenin demir parmaklarından başka bir şey değil.</p>
<p>Ecinniler’in Krilov’u, “insan ölümden korkmadığı gün özgür olacak”, diyordu. Goethe’nin Faust’undaki Mefisto ise “Hep yadsıyan o ruhum ben! / Çünkü oluşan her şey,/ Yok olmayı hak eder”, diye ünler. Buralardan damıtılacak yeni söylemin, yeni bilginin, yeni anlam, değer ve kuralların, yeni vicdanın insanın kıstırılmışlığı, açmazlığı bağlamına sokulduğunda bir ‘açacak’ olacağını düşünüyorum ben. Çünkü ölüm korkusu bedenin değil bedene iliştirilmiş ben’in korkusudur. Çünkü doğum dışa ölmekse ölüm içe doğmaktır. Hatta <em>en büyük ölüm / başka doğum yok</em> diye de slogan atabiliriz. Kendi canına kıydıkça kendini yaratır evren. Kendi kendine, kendini işleten işletim sistemidir. Burada, <em>solacağı halde açan çiçekler kahramandır,</em> <em>beklerim gelecek güzel günleri, bekleyişim kahramandır</em>. Ancak, <em>bütün bekleme salonları da dinamitlenmeli, belki de bu, daha kahramanca, en kahramanca ve devrimcidir</em>.</p>
<p>Ah, evet <em>kadim bir ayettir / kalbi varsa yolun yürü git!</em></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> John Zerzan.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/10/18/pirrr-neden-tek-biricik-ve-essiz-siirdir/">Pırrr, neden tek, biricik ve eşsiz şiirdir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5543</post-id><enclosure url="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/mutlubaharlarevi3-e1634588366761.jpg" length="20637" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2020/09/02/aglarim-simdi-ben-bir-balina-gibi-hicin-hicin/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2020/09/02/aglarim-simdi-ben-bir-balina-gibi-hicin-hicin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2020 17:33:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağlarım]]></category>
		<category><![CDATA[balinalar]]></category>
		<category><![CDATA[bang]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[çayır]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennemde bir mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[demir almak]]></category>
		<category><![CDATA[Erciyes]]></category>
		<category><![CDATA[esirgeyen]]></category>
		<category><![CDATA[fru fru]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[harman]]></category>
		<category><![CDATA[kadim]]></category>
		<category><![CDATA[kafi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp almak]]></category>
		<category><![CDATA[kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[marş marş]]></category>
		<category><![CDATA[Mevcudiyetten sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[Neanderthal]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Pırrr]]></category>
		<category><![CDATA[Pırrr Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[rimbaud]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[şelale]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sığ]]></category>
		<category><![CDATA[ulubirer]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[varlığın]]></category>
		<category><![CDATA[Varoluş]]></category>
		<category><![CDATA[yokluğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=4950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varlığın yokluğundan yokluğun varlığından dem alıp büyü alıp, sancak kendi kendime, kendimi yaratmalara giriştim durmayarak duruyor işte kuşlar burada kalmayarak burada kalıyor madde yegane şiirdir pırrr onların esirgeyen onların bağışlayan teşrifatçılığıyla kalbi olan kutlu bir yola burkuldum. Kadim bir ayettir kalbi varsa yolun yürü git gerisini merak etme sen kalp verip gönül alıp şelaleyi sezince [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/09/02/aglarim-simdi-ben-bir-balina-gibi-hicin-hicin/">Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/09/aglarim-simdi-ben-balinalar-gibi-hicin-hicin-1.png?w=666" alt="" class="wp-image-4955" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Varlığın yokluğundan</p>



<p class="has-medium-font-size">yokluğun varlığından dem alıp</p>



<p class="has-medium-font-size">büyü alıp, sancak</p>



<p class="has-medium-font-size">kendi kendime, kendimi yaratmalara giriştim</p>



<p class="has-medium-font-size">durmayarak duruyor işte kuşlar</p>



<p class="has-medium-font-size">burada kalmayarak burada kalıyor madde</p>



<p class="has-medium-font-size">yegane şiirdir <em>pırrr</em></p>



<p class="has-medium-font-size">onların esirgeyen</p>



<p class="has-medium-font-size">onların bağışlayan teşrifatçılığıyla</p>



<p class="has-medium-font-size">kalbi olan kutlu bir yola burkuldum.</p>



<figure class="wp-block-image size-thumbnail"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/02/bu-saatlerde-her-c59fey-kanar-biraz-.jpg?w=120" alt="" class="wp-image-3934" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Kadim bir ayettir</p>



<p class="has-medium-font-size">kalbi varsa yolun yürü git</p>



<p class="has-medium-font-size">gerisini merak etme sen</p>



<p class="has-medium-font-size">kalp verip gönül alıp</p>



<p class="has-medium-font-size"><em>şelaleyi sezince titreyip ürperen suyun</em> hissettiğine gittim</p>



<p class="has-medium-font-size">daha büyük şiirlere açılma çayırına</p>



<p class="has-medium-font-size">kendi canına kıyıp kıyıp kendini yaratma otlağına</p>



<p class="has-medium-font-size">evcil düşmektense</p>



<p class="has-medium-font-size">yitip gitmeyi göze alan Neandertallerdir benim atalarım.</p>



<figure class="wp-block-image size-thumbnail"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/10/image-193456433.jpg?w=90" alt="" class="wp-image-3435" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Abisi uyan</p>



<p class="has-medium-font-size">seni bal vermez arı, uyan</p>



<p class="has-medium-font-size">kâfidir ulan, kâfi&nbsp;</p>



<p class="has-medium-font-size"><em>Cehennemde Bir Mevsim</em>’de debelenip durdun onca zaman</p>



<p class="has-medium-font-size">şimdi ayrılmanın vakti sığ sulardan</p>



<p class="has-medium-font-size">kibirli, buyurgan sulardan</p>



<p class="has-medium-font-size">hadi marş, marş, uyan</p>



<p class="has-medium-font-size">çapağını, merteğini Erciyes’in karlarıyla yunarsın, olmaz mı</p>



<p class="has-medium-font-size">kurulanırsın Çömlekçi’deki güneşle</p>



<p class="has-medium-font-size">varoluşa dönüyoruz abisi, uyan</p>



<p class="has-medium-font-size">varoluş yolları taşlı</p>



<p class="has-medium-font-size">varoluş yolları aşklı</p>



<p class="has-medium-font-size">diye çağırıp duruyordu hülyalı bir rüzgar, oy</p>



<p class="has-medium-font-size">o çıkardı beni baştan</p>



<p class="has-medium-font-size">gidip teslim oldum harman yerine</p>



<p class="has-medium-font-size">öyle abdal, öyle üryan</p>



<p class="has-medium-font-size"><em>mevcudiyetten sürgünlüğün</em> neresinden dönülürse şiirdir</p>



<p class="has-medium-font-size">harman ola, harman ola, harman.</p>



<figure class="wp-block-image size-thumbnail"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/09/twitter_20190906_1316221245496645.jpg?w=84" alt="" class="wp-image-3392" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Ölü diriliyor gözlerinin önünde, bak</p>



<p class="has-medium-font-size">Nisan’ı karşı konulmaz kılan bir şiire çalıştın çünkü kışın</p>



<p class="has-medium-font-size">kaçış çizgileri biriktirdin</p>



<p class="has-medium-font-size">sonra küçük bir büyük patlama</p>



<p class="has-medium-font-size">big bang</p>



<p class="has-medium-font-size">big bang</p>



<p class="has-medium-font-size">yokken, birdenbire var.</p>



<figure class="wp-block-image size-thumbnail"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/06/img_2024.jpg?w=113" alt="" class="wp-image-2212" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Ulu bir erdi Rimbaud</p>



<p class="has-medium-font-size">varmağla bitmeğle işi olmayan</p>



<p class="has-medium-font-size"><em>fru fru</em> eden yıldızların etrafında dönende</p>



<p class="has-medium-font-size">Habeşistan diye doludizgin atına atlayıp varoluşa açılanda.</p>



<figure class="wp-block-image size-thumbnail"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/07/20181119_135952.jpg?w=84" alt="" class="wp-image-2881" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/09/02/aglarim-simdi-ben-bir-balina-gibi-hicin-hicin/">Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2020/09/02/aglarim-simdi-ben-bir-balina-gibi-hicin-hicin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4950</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şiirden Hisse-Uluer Aydoğdu</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/11/17/siirden-hisse-uluer-aydogdu/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/11/17/siirden-hisse-uluer-aydogdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Nov 2019 19:07:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağır işçim]]></category>
		<category><![CDATA[ayet]]></category>
		<category><![CDATA[denizsuyukâsesi yaz 2019]]></category>
		<category><![CDATA[imgevelemeden]]></category>
		<category><![CDATA[kadim]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi varsa yürü git]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim ağır işçim sevgilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı Kedi Yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[onur behramoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilim]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=3557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalbim, ağır işçim, sevgilim-Onur Behramoğlu Kalbi varsa yolun, yürü, kadim bir şiirdir, hatta ayet, neye sayarsanız artık… Aha işte Onur Behramoğlu, kalbi olan bir yolu yürüyor, yürürken rastlaştığı, karşılaştığı, çarpıştığı şeylerle, nesnelerle, ben’lerle ölümcül sıçramalara girişiyor. Verili, yerleşik bir dilin mağlubu değil, aksine icabında bir tırtıl, icabında bir savaşçı, icabında rüzgar olabilen bir go taşı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/11/17/siirden-hisse-uluer-aydogdu/">Şiirden Hisse-Uluer Aydoğdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading"><strong>Kalbim, ağır işçim, sevgilim</strong>-Onur Behramoğlu</h1>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/11/c59eiirden-hisse.png?w=732" alt="" class="wp-image-3561" /></figure>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Kalbi varsa yolun, yürü, kadim bir şiirdir, hatta ayet, neye sayarsanız artık… </strong></p>



<p class="has-medium-font-size">Aha
işte <strong>Onur Behramoğlu</strong>, kalbi olan bir
yolu yürüyor, yürürken rastlaştığı, karşılaştığı, çarpıştığı şeylerle,
nesnelerle, ben’lerle ölümcül sıçramalara girişiyor. Verili, yerleşik bir dilin
mağlubu değil, aksine icabında bir tırtıl, icabında bir savaşçı, icabında rüzgar
olabilen bir go taşı gibi durumlar yaratıp durumlara göre hareket ediyor. Tam
da buradan verili dile baskı uyguluyor. Daha ilk dizelerden itibaren, </p>



<p class="has-medium-font-size">“seni ben her yerinden öperim”</p>



<p class="has-medium-font-size">sahra
çölünden, binbir gecenden, orandan</p>



<p class="has-medium-font-size">arzın
merkezinde çekirdek çatlar</p>



<p class="has-medium-font-size">kuşlar
havalanır ağaçlarımdan”, </p>



<p class="has-medium-font-size">bunu
hissediyorsunuz. </p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Kalbim, ağır işçim, sevgilim</strong>*, kalbi olan, yalnızca kalbi mi, hayır, aynı zamanda da aklı, bilinci, içgüdüleri olan ve evcil düşürülmemiş bir ben’in yapıp ettiği yeni, cesur bir dünyanın şiiri… Nesnel, fiziksel gerçekliğin ötesine, hâşâ, herhangi bir anlam, değer ve kural koymadan. Zihinsel, yani hayali ve kurgusal oyunlardan uzak bir deneyim ve yaşantılar toplamı, bir bütün. </p>



<p class="has-medium-font-size">Hokkabazlıklara,
cıvıklıklara girişmeyen bir şiirden söz ediyorum.&nbsp; Nesnel, fiziksel dünya hakkında bir şiir bu.
Ve asla imgevelemeden. </p>



<p class="has-medium-font-size">Bir
karınca, bir salyangoz ya da bir tırtıl olmak ne demek bilmiyorsan girinti ve
çıkıntılarının içindeki çıkıntı ve girintileri nereden bileceksin. Kuytular,
ücralar ne ki, üzerinden atlayıp geçersin farkında olmadan.&nbsp; Dünyanın girinti ve çıkıntılarını arşınlıyor
Onur Behramoğlu işte. Üzerinden atlanan incelikleri, duyarlılıkları,
esintileri, kıvrımları, bükülmeleri, tümsekleri, çöküntüleri, kabartıları,&nbsp; ışıma ve ısınmaları…</p>



<p class="has-medium-font-size">Her bir
çakıl taşını aşmaya çalışan, her kuytu ve ücrayı yoklayan bir şairin adımları diğerlerinin
adımlarından farklı olacaktır kuşkusuz. </p>



<p class="has-medium-font-size">Ve daha uzundur yürüdüğü, hatta sonsuzdur. </p>



<p>* <strong>kalbim, ağır işçim, sevgilim, Onur Behramoğlu, Kırmızı Kedi Yayınevi, </strong></p>



<p>   <strong>İstanbul, 2019.</strong></p>



<p><a href="https://odatv.com/turkiye-haramilerin-elinde-yine-de-guzelligini-korumak-icin-diklenen-bir-ulke-04061907.html">https://odatv.com/turkiye-haramilerin-elinde-yine-de-guzelligini-korumak-icin-diklenen-bir-ulke-04061907.html</a></p>



<hr class="wp-block-separator" />



<p class="has-medium-font-size">Onur Behramoğlu’nun ilk şiiri Denizsuyukâsesi’nde yayımlanmıştı, bunu da anlamlı ve değerli bir not olarak buraya iliştiriyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/10/onur-behramoc49flu-kalbim-ac49fc4b1r-ic59fc3a7im-sevgilim.jpg1_.jpg2_-e1569962744723.jpg?w=706" alt="" class="wp-image-3403" width="353" height="513" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/10/onur-behramoc49flu-kalbim-ac49fc4b1r-ic59fc3a7im-sevgilim.jpg1_-e1569962696560.jpg?w=732" alt="" class="wp-image-3404" width="366" height="512" /></figure>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/11/17/siirden-hisse-uluer-aydogdu/">Şiirden Hisse-Uluer Aydoğdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/11/17/siirden-hisse-uluer-aydogdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3557</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
