<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lawrence arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/lawrence/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/lawrence/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Apr 2024 12:50:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Günlük/2014&#8211;/2012</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2024/04/01/gunluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2024 12:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[DURRUTİ]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[hülyalı]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[maral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=7594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yokşey, tek, biricik ve eşsiz şey, ancak ikiliklerle varolabilir (1 Nisan 2014). Lawrence, &#8220;eski silahların çürüdüğünü söylüyorum, yenilerini yapın ve doğru ateş edin&#8221; diyordu (1 Nisan 2014). Bozuldu bağlar, ağlar ne haldedir şimdi Çömlekçi’de gördüğüm maral (1 Nisan 2012). Hatırlıyorum, Raoul Vaneigem, LE RETOUR DE LA COLONNE DURUTTI (DURRUTİ KOLUNUN DÖNÜŞÜ) adlı çizgi romanında “Bugünkü [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2024/04/01/gunluk/">Günlük/2014&#8211;/2012</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yokşey, tek, biricik ve eşsiz şey, ancak ikiliklerle varolabilir (1 Nisan 2014).</p>
<p>Lawrence, &#8220;eski silahların çürüdüğünü söylüyorum, yenilerini yapın ve doğru ateş edin&#8221; diyordu (1 Nisan 2014).</p>
<p>Bozuldu bağlar, ağlar<br />
ne haldedir şimdi<br />
Çömlekçi’de gördüğüm maral (1 Nisan 2012).</p>
<p>Hatırlıyorum, Raoul Vaneigem, LE RETOUR DE LA COLONNE DURUTTI (DURRUTİ KOLUNUN DÖNÜŞÜ) adlı çizgi romanında “Bugünkü sefaletin yanında veya karşısında, tarihi elinizden alarak sizi yaşamaktan alıkoyan gücün yanında veya karşısında olmak” diye sahici bir kayıt koyuyordu hayata dair. Oradayım. Tamam, bir belki gibi kırılgan ve kurşuni gökyüzünün rengi; ışık hızında bile görünür, kedilerin gülümsemesi öyle, ama “kertenkele kralım ben bugün” (1 Nisan 2012).</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7584" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2024/04/fb-img-1711972346452.jpg" alt="" width="380" height="566" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2024/04/01/gunluk/">Günlük/2014&#8211;/2012</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7594</post-id><enclosure url="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2024/04/fb-img-1711972346452.jpg" length="45650" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Oluş için grizgah-Kendi kendine kendini dölle(ye)meyenler atılıp gider-</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/06/30/olus-icin-grizgah-kendi-kendine-kendini-dolleyemeyenler-atilip-gider/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/06/30/olus-icin-grizgah-kendi-kendine-kendini-dolleyemeyenler-atilip-gider/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jun 2019 20:05:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Châtelet]]></category>
		<category><![CDATA[Cyrano de Bergerac]]></category>
		<category><![CDATA[Deleuze]]></category>
		<category><![CDATA[Faust]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[göynüm]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Pousseur]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence]]></category>
		<category><![CDATA[Les annees de demolition]]></category>
		<category><![CDATA[Marx]]></category>
		<category><![CDATA[Melville]]></category>
		<category><![CDATA[Oluş]]></category>
		<category><![CDATA[özyapım]]></category>
		<category><![CDATA[özyıkım]]></category>
		<category><![CDATA[rastlaşmalar]]></category>
		<category><![CDATA[Scambi]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Umberto Eco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2513</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Fonda sıracalı ve alacalı bir neyin eşliğinde Koro: Hem özyapım hem özyıkımdır insan her an kendi şölenini kutlayıp her an kendi yasını tutan. Hayat, hayatta kalmaktan daha çok “… bir olanaklar alanı, seçim yapmaya (…) bir davettir.”[1] Cyrano de Bergerac’ın L’Autre Monde, ou les états et empires de la lune du soleil adlı [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/06/30/olus-icin-grizgah-kendi-kendine-kendini-dolleyemeyenler-atilip-gider/">Oluş için grizgah-Kendi kendine kendini dölle(ye)meyenler atılıp gider-</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading" style="text-align:center;">Uluer Aydoğdu</h1>



<p style="text-align:right;"><strong><em>Fonda sıracalı ve alacalı bir neyin
eşliğinde Koro:</em></strong><em></em></p>



<p style="text-align:right;"><em>Hem özyapım hem özyıkımdır insan</em></p>



<p style="text-align:right;"><em>her an kendi şölenini kutlayıp</em></p>



<p style="text-align:right;"><em>her an kendi yasını tutan.</em></p>



<p>Hayat,
hayatta kalmaktan daha çok “… bir olanaklar alanı, seçim yapmaya (…) bir
davettir.”<a href="#_ftn1"><em><strong>[1]</strong></em></a></p>



<p>Cyrano de Bergerac’ın <strong>L’Autre Monde, ou les états et empires de la lune du soleil</strong> adlı
eserinde “bir ay filozofu Cyrano’ya dünyanın sonsuzluğundan, bu güzel ve düzen
içinde çalışan koca evrenin kendi kendini yaratmış olduğunu da hayal edemeyen
insan aklının <strong>Yaratılış</strong> <strong>düşüncesine</strong> başvurmak zorunda
kaldığından” söz eder. <br></p>



<p><strong>Marx</strong>, duyu organlarını çözümleyip insan-doğa içkinliğini “kulak, sesli nesne müzikal olduğu zaman insanileşir” diye gösterir bize. Örneğin, <strong>Schubert’in Piyanolu üçlüsü</strong>’nde<strong> (</strong>Andante con moto, Piano Trio No. 2) piyano, keman ve çello üç ayrı şey, nesne, bedendir ve karşılaşmış, rastlaşmışlardır. Rastlaşmak, kapıp çalmaktır birbirini.</p>



<p>Hayat oyundur, gelişigüzel ve<br>öylesine, başka nedir ki ağzın<br>gelir ağzımdan öper<br>acayip güzel olur dünya<br>rastlaşmalar güzeldir<br>yosun güzeldir, aşk güzel<br>dinamitlemeli bekleme salonlarını<br>zarların havada yuvarlanışı güzeldir<br>gelecek güzel günleri beklersiniz siz<br>başıboş ve hülyalı yaşarım ben rastgele<br>tekerleği patlamış araba gibidir gelecek<br>gelir ellerin ya da kış<br>alnıma yanaşan gemiler de güzeldir ayrılanlar da<br>göynüm ortada, birkaç damla yağmur eder mi bilmem<br>kırdığım kalplerden özür dilerim.</p>



<p>Peki, edebiyatın en üstün nesnesi nedir? Lawrence, “edebiyatın en üstün nesnesi, gitmek, gitmek, kaçıp kurtulmak, ufku geçmek, başka bir hayata girmek” diyordu. Örneğin, “İşte Melville, kendini pasifiğin ortasında nasıl bulduysa” biz de kendimizi varoluşun ortasında öyle buluruz.  </p>



<p>Ölümden daha doğumcul, doğumdan daha ölümcül bir kaçış çizgisi yoktur. Yani, birbirlerini tersten ‘aynalarlar’. Birbirlerini dışarlayıp, dışarlayan her şeyde olduğu üzere birbirlerini bütünlerler. Tıpkı cana kıymak ve yaratmak gibi. </p>



<p>Doğuşup
doğuşup ölüşür, ölüşüp ölüşüp doğuşuruz ve bu, varoluşsal bir derstir. </p>



<p>Sınırlı
sistemler sonsuz ikilikler üretir. Bu <em>İskambil
Kâğıtları Kulesi</em>’ni yıkmak için aradan herhangi bir kâğıdı çekmek yeterli
olacaktır. Kötülüğü mu yok etmek istiyorsun, iyiliği ortadan kaldır öyleyse.</p>



<p>Daima varlıkla yokluk arasında olacağız. Bu, ortada kalmak değil ortada oluş demektir. Bir dalgalanma düzeneği, kıyıya vurup kaçma aleti, tahterevalli. </p>



<p>Göçebelerin daima burada kalmama berraklığı! Durmayarak durma ya da burada kalmayarak burada kalma&#8230;</p>



<p>Girizgâh mı? Yıkımı yıkmak, bitmeyi bitirmek için.<em> Çünkü “… </em>küçük veya büyük bir grubun liderinden Amerika Birleşik Devletleri’nin Cumhurbaşkanına kadar, psikiyatrdan genel müdüre kadar, bunlar aşkınlık darbeleriyle iş görürler…” ve “… onlar mahvetme ve örgütleme görevlerini çiğ bir vahşetle yürütürler.”<a href="#_ftn1"><sup>[2]</sup></a><br></p>



<p style="text-align:right;"><strong><em>Aldı sözü </em></strong></p>



<p style="text-align:right;"><strong><em>bir varoluş cini
olduğundan hiç kuşku duymadığım Goethe; Mephisto eliyle Faust’ta:</em></strong></p>



<p style="text-align:right;"><em>“Hep
yadsıyan o ruhum ben!</em></p>



<p style="text-align:right;"><em>&nbsp;Çünkü oluşan her şey,</em></p>



<p style="text-align:right;"><em>&nbsp;Yok olmayı hak eder…”</em><em> </em></p>



<p></p>



<hr class="wp-block-separator" />



<p><a href="#_ftnref1">[1]</a>Henri Pousseur,
SCAMBİ, adlı müzik parçasıyla ilgili olarak şunları söyler: “ SCAMBİ, bir müzik
parçası olmaktan çok bir olanaklar alanı, seçim yapmaya açık bir
davettir.&#8221; Açık Yapıt, Umberto ECO, Can Yayınları, İstanbul,
2001.</p>



<p><a href="http://ulueraydogdu.com/wp-admin/post.php?post=2513&amp;action=edit#_ftnref1">2]</a> Les années de démolition (Yıkım Yılları), F. Châtelet, s. 263/Kapitalizm ve Şizofreni 1, Gilles Deleuze – Felx Guattari, s. 10.  </p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/04/wordpressss.jpg?w=677" alt="" class="wp-image-1220" width="282" height="427" /></figure>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/06/30/olus-icin-grizgah-kendi-kendine-kendini-dolleyemeyenler-atilip-gider/">Oluş için grizgah-Kendi kendine kendini dölle(ye)meyenler atılıp gider-</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/06/30/olus-icin-grizgah-kendi-kendine-kendini-dolleyemeyenler-atilip-gider/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2513</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
