<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>randomgrammar arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/randomgrammar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/randomgrammar/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Jan 2020 08:56:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Makro(P)</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2020/01/21/makrop/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2020/01/21/makrop/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jan 2020 08:56:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[babil kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[bloom]]></category>
		<category><![CDATA[gelişigüzel]]></category>
		<category><![CDATA[kainatın ağrıuan yeri imsan]]></category>
		<category><![CDATA[makrop]]></category>
		<category><![CDATA[random game]]></category>
		<category><![CDATA[random walking]]></category>
		<category><![CDATA[randomgrammar]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Işık]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir tesirli]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik anlatı]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Özben]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Yüce Atayus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=3826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hadi, yeniden. Sispyhos. Çiçekler açıyor. Şiir tesirli anlatı! Dünyanın bir yapısı yok, oluşu var yalnızca. Benim her an’ım bir at. Sahi ne sayıklıyor? Sıçrayarak, yorgun. Oluşlar. Dışarısı yok, çünkü dışarısı yok. Hep dâhiliz. Ben ona, o çiçeklere, çiçekler dağlara, dağlar böceklere… Sonu yok. Başlangıçsız yani. İlkokul öğretmenim Ahmet Okur, yazar olmamı istiyordu. Uzay, şimdi burada [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/01/21/makrop/">Makro(P)</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em><strong>Hadi, yeniden. Sispyhos. Çiçekler açıyor. Şiir tesirli anlatı! Dünyanın bir yapısı yok, oluşu var yalnızca. Benim her an’ım bir at. Sahi ne sayıklıyor? Sıçrayarak, yorgun. Oluşlar. Dışarısı yok, çünkü dışarısı yok. Hep dâhiliz. Ben ona, o çiçeklere, çiçekler dağlara, dağlar böceklere… Sonu yok. Başlangıçsız yani. İlkokul öğretmenim Ahmet Okur, yazar olmamı istiyordu. Uzay, şimdi burada bir ben. Hepimiz. Ne yapalım? Buradayız. Anamur muzları. Yüce Atayus! Selim Işık ve Turgut Özben peygamberleridir. Dünyaya gelmek ne demek? İnsan dünyanın içinden gelen bir şey. Otlar gelir, balinalar gelir, arzular gelir. Hobaaa! Ben gelirim, o gelir. Gittiğimiz yer? Kompozisyon sınavında “her insanın içinde bir erkek, bir kadın, bir çocuk yaşar” diye yazınca… Bir nehir var, kendinde, kendi kendine, kendini akıyor, kendinden başka bir şey değil, ama her an kendi de değil, benden geçiyor, senden, ondan, taştan, topraktan, havadan. Hayatı geçiriyorum. Kedilerin bir yere sıçramadan önce kıçlarını oynatışları. Dişi G’nin kurdelamı takıp beni dünyaya salışı. Nietzsche’nin atı, kibritçi kızın çabası. Çürüyoruz. Yaylı at arabaları at arabalarına göre bir ilerleme midir? Bir süreliğine bir imparatorluk şeklinde katılaşan nehrin dünyasında kim bilir daha neler var! Ovada biriken tepecikler, rüzgâr gelip hepsini ortadan kaldıracak sonra.</strong></em></p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/01/makrop.png?w=501" alt="" class="wp-image-3827" width="501" height="880" /></figure>



<p class="has-drop-cap has-medium-font-size"><em>Kâinatın ağrıyan yeri insan. Ağrı, çürü ya da oluş, hallerden hallere; yukarıların, aşağıların ters dönmüş imajı olduğu hayatta. Babil Kulesi, Bloom’un kulesinin prototipi olabilir mi? Azot taneciği oksijen soluduğunda ağlamaya başlar, oksijenin tadı ciğerlerinden başlayarak bütün vücudu yakar. Elimi kapıp ısıran köpeğin henüz yavruları olmuştu. Esrar, iç içeliğin onayı varoluş sahanlığında. Karnımda guruldamalar. Bana ne diyemezsin. İnsan organlarına bağlı bir varlıktır. Ağız mideye açılıyor. Kocaman iki dilim ekmeği yumurtaya bulayıp kızgın yağda kızarttıktan sonra hiç ediyorum. Teşekkürler ekmek. Teşekkürler yumurta. Yolculuğunuz bende devam edecek. Ben de dünyanın içinde devam ediyorum. Nem dayanılır gibi değil. Ama belki her şey bir hayal. Karşıyaka vapur iskelesinde, büfenin önünde. Alaybey vapuru. Bir ki üç, bir ki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz. Yukarı çıkıyoruz. Elbette öleceğim! Teslimiyet. Öylesine, başıboş ve hülyalı. Homur homur bir adam. Gidip öldürsem.</em></p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/01/21/makrop/">Makro(P)</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2020/01/21/makrop/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3826</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kendi kendine, kendini yaratan evren</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/04/14/kendi-kendine-kendini-yaratan-evren/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/04/14/kendi-kendine-kendini-yaratan-evren/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Apr 2019 06:34:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[molloy]]></category>
		<category><![CDATA[parsifal]]></category>
		<category><![CDATA[randomgame]]></category>
		<category><![CDATA[randomgrammar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=814</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Mutlubaharlarevi, İzmir Gelişigüzel oyun (random game) şudur, bir, dünya/kainat/hayat düz, doğrusal, çizgisel (linear)&#160; bir hattı takip etmez, iki, ilerlemek, her şey çok güzel olacak, “kaygılanma, mutlu ol”, bunlar hikâyedir ve elimizde dalgalanmalardan, faz geçişlerinden, sendelemelerden, savrulup sürüklenmelerden başka bir şey yok, üç, hayat, denge dışı dağıtıcı bir süreçtir, dissipative, kendi kendine, kendini var [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/04/14/kendi-kendine-kendini-yaratan-evren/">Kendi kendine, kendini yaratan evren</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Uluer Aydoğdu</strong></p>



<p><strong>Mutlubaharlarevi, İzmir</strong></p>



<p>Gelişigüzel oyun (random game) şudur, bir, dünya/kainat/hayat düz,
doğrusal, çizgisel (linear)&nbsp; bir hattı takip etmez, iki, ilerlemek, her
şey çok güzel olacak, “kaygılanma, mutlu ol”, bunlar hikâyedir ve elimizde
dalgalanmalardan, faz geçişlerinden, sendelemelerden, savrulup sürüklenmelerden
başka bir şey yok, üç, hayat, denge dışı dağıtıcı bir süreçtir, dissipative,
kendi kendine, kendini var ettikçe var olup var oldukça da kendi kendine
kendini var eden self-organization, dört.<br>
<br>
Sağlıklıyken bir’dir (1) insan, tek parça deriz ya, öyle, yekpare bir bütün.
Ancak bu bütün gerçek değildir, Adorno’nun deyişiyle “Bütün, gerçek
olmayandır”. Pekiyi ve güzel; “bütün gerçek değilse”, gerçek/ler de bütün
değildir öyleyse. Burada, Bütün Olmayan Gerçek’ler’e, Gerçek Olmayan Bütün’ün
ters dönmüş hali demek mümkün. Şunu söylemeye çalışıyorum: Gerçek Olmayan Bütün
ile Bütün Olmayan Gerçek/ler arasında son derece karmaşık, dinamik ve doğrusal
olmayan bir geri besleme trafiği vardır. Benim de bu yazıda yapmaya çalıştığım gözlemlediğim
dünyadaki bir araya gelme, yapılanma ilkelerini keşfetmek. Bütün yapılanmalar
(formlar) “parçaların değil ilişkilerin bir araya gelmiş şeklidir.” Parsifal’de
dendiği gibi “zaman burada uzaylaşıyor”ken her şeyin karşılıklı olarak
birbirleriyle rastlaşıp, karşı karşıya gelip, çarpışıp yapıp ettiği bir Bütün
tarafından yapılıp edildiği bir örgütlenmeden söz ediyorum. Bütün yapıp
ettiklerimizin yapılıp edilme, bütün yapılıp edilmelerimizin yapıp etme
olduğundan. Tam da bu yüzden; bir (1),ikidir, değilse yoktur, hiç. Burada bir
uğrak yerimiz daha olacak: Beckett: Belki de Molloy’un dediği gibi bütün diye
bir şey yok, ya da ancak her şey sona erdikten sonra var. Bu argümanı ters
çevirerek pekala şöyle de diyebiliriz: Belki de bütün diye bir şey var, ya da
ancak her şey başlamadan önce yok. <br>
<br>
Başta her şey bütündü<br>
annemin memeleri, gökyüzü, kuşlar. </p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/04/14/kendi-kendine-kendini-yaratan-evren/">Kendi kendine, kendini yaratan evren</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/04/14/kendi-kendine-kendini-yaratan-evren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">814</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
