<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rilke arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/rilke/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/rilke/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2020 13:42:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>İçindeymişim meğerse içimde olanın</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2020/03/26/icindeymisim-megerse-icimde-olanin/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2020/03/26/icindeymisim-megerse-icimde-olanin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2020 13:42:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[anti-doğa]]></category>
		<category><![CDATA[buyurgan]]></category>
		<category><![CDATA[girdap]]></category>
		<category><![CDATA[kaçoş çizgisi]]></category>
		<category><![CDATA[kibirli]]></category>
		<category><![CDATA[kısır döngü]]></category>
		<category><![CDATA[ne için]]></category>
		<category><![CDATA[nereye kadar]]></category>
		<category><![CDATA[Niels Bohr]]></category>
		<category><![CDATA[Quad]]></category>
		<category><![CDATA[rampa]]></category>
		<category><![CDATA[Rilke]]></category>
		<category><![CDATA[rousseau]]></category>
		<category><![CDATA[Samuel Beckett]]></category>
		<category><![CDATA[toplum sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[zorba]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=4087</guid>

					<description><![CDATA[<p>I’m so afraid of peoples’s words. They say everything so clearly: And this is called dog, and that is called house, And here is the beginning and the end is there. Rilke Kültür, yani anti-doğa, var olanın, mevcut ve hazır olanın etrafını kibirli olduğu kadar buyurgan, zorba, cahil anlam, değer ve kurallarla, simge ve imgelerle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/03/26/icindeymisim-megerse-icimde-olanin/">İçindeymişim meğerse içimde olanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/03/ic3a7indeymic59fim-mec49ferse-ic3a7imde-olanc4b1n1.jpg?w=1024" alt="" class="wp-image-4098" /></figure>



<figure class="wp-block-pullquote" style="border-color:#cf2e2e;"><blockquote class="has-text-color has-very-dark-gray-color"><p>I’m so afraid of peoples’s words.</p><p>They say everything so clearly:</p><p>And this is called dog, and that is called house,</p><p>And here is the beginning and the end is there.  </p><cite>Rilke</cite></blockquote></figure>



<p class="has-medium-font-size">Kültür, yani anti-doğa, var olanın, mevcut ve hazır olanın etrafını kibirli olduğu kadar buyurgan, zorba, cahil anlam, değer ve kurallarla, simge ve imgelerle çevirip böylece kendini sözde güvenli bir alana kapatmaktan başka bir şey değil. İlk elden (ilkel) olanın dolaylanmasından söz ediyorum. İlk elden olanın yerine düşüncelere, inançlara, mitlere, şablonlara takılıp kalmış saplantılı,  nevrozlu bir gerçekliğin ikame edilmesinden. Dünyanın sorgulanmayan verili bir şeye, gerçekliğe indirgenmesinden. </p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Jean Jacques Rousseau</strong>, iyi bilinen kitabı <strong>Toplum Sözleşmesi</strong>&#8216;nde birisinin gelip bir arazi parçasının etrafını çevirerek burası benim demesinde sorun olmadığını; asıl sorunun diğerlerinin bunu kabul etmesinde olduğunu vurgular. Bizi mahveden de bu olmuştur. Toplum Sözleşmesi budur işte. Yapılıp edildiğimiz gerçekliği uyurgezer bir şekilde körlemesine biz yapıyoruz. Senin, benim dışavrumum toplum. Öyledir, buyuran dil de etrafımıza insanbiçimsel bir duvar örer. Çık çıkabilirsen artık. Henry Miller, Sexus’ta “insanı dünyadan ayıran bu büyük camdan yapılmış pencerenin yok olduğunu görmek istiyorum ben. Tekrar balık olabilmek” der, bütün mis kokulu çiçekler ona.</p>



<p class="has-medium-font-size">&#8220;Her şeyin bir kabul olarak değil, bir soru olarak anlaşılması gerektiğini&#8221; söylüyordu Nobel ödüllü Danimarkalı fizikçi <strong>Niels Bohr</strong>. Tabii, &#8220;bu şudur, şu budur&#8221; diye ahkam kesip doğal olanın etrafını çitlerle çevirmiş bir dilin (iletişimden çok dikte eder dil, buyurur ve kendinden emindir) içinde bunu yapmak çok zor. Verili bir dünya, gerçeklik o kadar içimize işlemiş ki&#8230; Zaten toplum da, dünyamız da senin, benim, hepimizin dışavurumu, yansıması, yukarıda söylemiştik. </p>



<p class="has-medium-font-size">Bir eşik cini olduğundan hiç kuşku duymadığım <strong>Rilke</strong>, bakın:<br>&nbsp;<br>I’m so afraid of peoples’s words.<br>They say everything so clearly:<br>And this is called dog, and that is called house,<br>And here is the beginning and the end is there, </p>



<p class="has-medium-font-size">yani,</p>



<p class="has-medium-font-size"><em>İnsanların sözlerinden çok korkuyorum<br>Her şey o kadar açık ve net ki onlar için:<br>Örneğin bu köpek, şu ev diyorlar,<br>İşte burası başlangıç, şurası da son</em>.</p>



<p class="has-medium-font-size">diyor.<br> <br>Ah fırlatma rampam benim, kaçış çizgim  aldım kalp hizama koydum seni, akıl hizama, kaçış çizgisi hizama, sen çok yaşa emi!</p>



<p class="has-medium-font-size">Anbean yeni, diri ve doğal olanı, şimdi,  burada gürül gürül ve doludizgin akanı seçtim ben. Var olmaktan söz ediyorum, mevcut ve hazır olmaktan. </p>



<p class="has-text-align-left has-medium-font-size"><strong>Quad</strong> (Hangi Noktaya ya da Nereye Kadar?), 1980 yılında, <strong>Samuel Beckett</strong> tarafından yazılıp ertesi yıl da televizyon için çekilmiş bir oyun. Oyunda, “belirli bir koreografik düzene sahip (…) olay mahali” bir karedir ve ‘sınırlı değerler sistemine’ karşılık gelir. Dört oyuncu vardır ve bunlar (1, 2, 3, 4), her biri kendi belirli güzergâhlarında ilerleyerek verili alanı arşınlar. Bizler de tıpkı Quad oyununda olduğu gibi sahneye girip verili bir alanı, dünyayı sorgulamadan, öylece kabul edip yaşıyor (?) ve ayrılıyoruz. Oyuncular değişiyor, seriler başlayıp bitiyor ama verili alan hiç değişmiyor. Yapılıp edildiğimiz,  içinde dönüp, çırpınıp, debelenip durduğumuz gerçekliği/dünyayı yapıp ediyoruz çünkü. Şu an olmakta olan tam da bu. Ve bitecek, sonlanacak gibi görünmüyor. Peki, <strong>ne için</strong> ve <strong>nereye kadar</strong>?     </p>



<p class="has-medium-font-size">İçinde olduğumuz gerçeklik içimizde. <strong>İçindeymişim meğerse içimde olanın.</strong> Uyurgezer bir şekilde körlemesine yapıp ediyorum işte yapılıp edildiğim gerçekliği. </p>



<p class="has-medium-font-size">Var olanı, gerçekliği yargılamadan, karşılaştırma, yani olumlama ve değilleme yapmadan olduğu gibi, tek parça bir bütün olarak fark ettiğimde ise bir fark eden olurum.  İçinde dönüp, debelenip, çırpınıp durduğum bu girdaptan uyanıp/dirilip doludizgin akan nehre/varoluşa dönerek var olurum. Var olmak, var olanı bir bütün olarak fark etmek, onu olduğu gibi bilmektir. </p>



<p class="has-medium-font-size">Var olanı, gerçeği, kendini bilmiyorsan var, mevcut ve hazır olduğunu kimse söyleyemez. &#8220;Mevcudiyetten sürgünlük&#8221; diyor bu duruma John Zerzan. Nizam verilmek üzere ne idüğü aslında belirli bir &#8216;ilerleme şablonu&#8221; uyarınca itile kakıla geçirildiğimiz bir nizamiyeden başka bir şey değil uygarlaşmak, modernleşmek. Zerzan&#8217;ın saptamasıyla “mecbur tutulduğumuz ölüm seferi”&#8230;&nbsp;Bazen bir &#8220;deh&#8221; demenin kafi olduğu. </p>



<p class="has-medium-font-size">  <br>&nbsp;<br></p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/03/26/icindeymisim-megerse-icimde-olanin/">İçindeymişim meğerse içimde olanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2020/03/26/icindeymisim-megerse-icimde-olanin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4087</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ölügeçmişim</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/07/27/olugecmisim/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/07/27/olugecmisim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jul 2019 13:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Aeolus]]></category>
		<category><![CDATA[buradayım]]></category>
		<category><![CDATA[çilliplopom]]></category>
		<category><![CDATA[clearly]]></category>
		<category><![CDATA[çu-pi]]></category>
		<category><![CDATA[değilleme]]></category>
		<category><![CDATA[end]]></category>
		<category><![CDATA[eşik cini]]></category>
		<category><![CDATA[gravite]]></category>
		<category><![CDATA[gravotu]]></category>
		<category><![CDATA[Köri]]></category>
		<category><![CDATA[Lily]]></category>
		<category><![CDATA[Mars]]></category>
		<category><![CDATA[Marx]]></category>
		<category><![CDATA[Mecnun]]></category>
		<category><![CDATA[meşk]]></category>
		<category><![CDATA[mutlubaharlarevi]]></category>
		<category><![CDATA[ne yapayım]]></category>
		<category><![CDATA[Odin]]></category>
		<category><![CDATA[olumlama]]></category>
		<category><![CDATA[Ozi]]></category>
		<category><![CDATA[Rilke]]></category>
		<category><![CDATA[Roland Barthes]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgarlar kralı]]></category>
		<category><![CDATA[seken bir kurşun]]></category>
		<category><![CDATA[Şu-Şan]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Ağa]]></category>
		<category><![CDATA[Zeliş]]></category>
		<category><![CDATA[Zen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu seken bir kurşunum babamın sıktığı ne yapayım buradayım. Kuşlar var, iyi ki, inanalım diye başka diyarlara, nehirler akar hiç bıkmadan, rastlaşır ve severiz birbirimizi, zamanın aktığı istikamette milyonuncu kez karşılayıp hayatı, uğurlarız milyonuncu kez. &#160; Kuş gibi kanat çırpıyor, kuş gibi şakıyor, kuş gibi yerinde duramıyor, yani kuş gibi davranıyorsa hayattır o. Ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/27/olugecmisim/">Ölügeçmişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="has-text-align-center wp-block-heading">Uluer Aydoğdu</h1>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/04/20190413_142029.jpg?w=540" alt="" width="270" height="480" /></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/04/img_20190129_194828_634.jpg?w=268&amp;h=476" alt="" class="wp-image-539" /></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>seken bir kurşunum babamın sıktığı</p><p>ne yapayım buradayım. </p></blockquote>



<p></p>



<p>Kuşlar var, iyi ki, inanalım diye başka diyarlara, nehirler akar hiç bıkmadan, rastlaşır ve severiz birbirimizi, zamanın aktığı istikamette milyonuncu kez karşılayıp hayatı, uğurlarız milyonuncu kez. &nbsp;</p>



<p>Kuş gibi kanat çırpıyor, kuş gibi şakıyor, kuş gibi yerinde duramıyor, yani kuş gibi davranıyorsa hayattır o. Ve kuş gibi doğup kuş gibi yaşayan kadınlar büyütür insanı orta yerinden.</p>



<p>Diyaloglar, hakiki diyaloglardan söz ediyorum tabii, şaşırtıcı ve ölümcül sıçramalara gebedir. Marx’dan hareketle söylüyorum bunu, aferin ona.&nbsp;<br>“Ölümcül sıçramalar; aynı, ortak anlam, değer ve kurallar dizinini paylaşmayanlar arasındaki karşılaşmalardan, çarpışmalardan, yani aralarındaki mübadeleden doğar ” diyordu; geleceğe, şiire, aşka alamet bir açıklığı koymuştur önüme, hürmetler. Tabii, bütün hisseden ve hissetmeyen varlıklara, onların yapım ve tamir işinde çalışan kuarklara, atomlara, moleküllere de sevgiler, mis kokulu çiçekler, şiirler.</p>



<p>Odin, Mars ve Zeliş, Köri, Lily, Ozi, aha işte çocuklarımız. Ozi, on beş yaşında dişi bir kedi. Tabii kedi dediğime bakmayın, bencileyin birisi. Diğerleri de köpek etiketini kaldırarak söylersem başka birer ben…</p>



<p>İki kumrumuz var bir de, dostlarımız.</p>



<p>Çilliplopom Diyarı dedik biz buraya. Can veren ad verir, kadim bir yasadır. O diyarda Mutlubaharlarevi’nde yaşıyoruz canım refikam Hülya Özel’le birlikte:</p>



<p>Yedi Nisan İki Bin Bir’de<br>aşkın köründe uyanıp<br>rüzgarlar kralı Aeolus’un refakatinde<br>iki meleğin uçurduğu bir otobüsle<br>uzay-zamanda bütün gece yol aldıktan sonra<br>İzmir’e gelişini hatırlıyorsun.<br>&nbsp;<br>Körfezde<em>&nbsp;yabancı bir dilde yazılmış gibi&nbsp;</em>uçuyordu kuşlar<em>.</em></p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/04/wordpress3.jpg?w=263&amp;h=468" alt="" class="wp-image-1141" /></figure>



<p>Çilliplopom Diyarı nedir diye soracak olursanız, hemen söyleyeyim, buyrun:<br></p>



<p>Bir keresinde<br>köprünün birinin<br>çilliplopom, &nbsp;çilliplopom diye seslendiğini hatırlıyorsun sana&nbsp;<br>çilliplopom, büyük deden Tahsin Ağa’nın gravotu dediği gravite ile&nbsp;<br>bir yörüngeden başka bir yörüngeye bükülmek demekti<br>meşk halinden Mecnun’a doğru faz değiştiriyordun mesela<br>yaprağın dalından ayrılış vaktiydi bir çalımla<br>başkalarına karşılayamayacağı toplar atmadın hiç<br>oyun sürsün istiyordun çünkü<br>değilse yapayalnızdın, bir anlamı yoktu mavinin<br>değilse nefes alıp verir gibi ping-pong oynayamazdı Çinliler<br>belki de en çok buydu çilliplopom<br>bütün sorulara verilebilecek yegane cevap<br>biz kimiz, çilliplopom<br>hayatın anlamı ne, çilliplopom<br>niye hiçbir şey yok da bir şey var, çilliplopom.</p>



<p>Bu yüzden “olumlama ve değilleme” yapmadan <em>konuşacağım, konuşacağım, konuşacağım</em>. Tam buraya bir parantez açabilir miyim? [“Olumlama” ve “Değilleme” yapmadan konuşmak Roland Barthes’ın Romanın Hazırlanışı I’in  (Collège de France Ders Notları, 1978 -1979) 9 Aralık 1978 tarihli oturumunda söz ettiği Zen-anekdotunda geçer: “Şu-Şan (X. yy.) bir grup tilmizi karşısında elindeki çubuğu sallayarak şöyle der: Buna çu-pi demeyin, çünkü derseniz bir olumlama yapmış olursunuz; bunun bir çu-pi olduğunu yadsımayın, çünkü yadsırsanız, bir değilleme yapmış olursunuz. Olumlama ve değilleme yapmadan konuşun, konuşun!”]  Bu yüzden, mesela “aşk,  şudur” dersem aldırmayın, “bu, aşk değil dersem” boş verin. Aha işte aldı bir eşik cini olduğundan hiç kuşku duymadığım Rilke:<br> <br>I’m so afraid of peoples’s words.<br>They say everything so clearly:<br>And this is called dog, and that is called house,<br>And here is the beginning and the end is there.<br> <br>Ah canım benim ya, fırlatma rampam, kaçış çizgim nereden buldun bunları, kim fısıldadı bunları sana, aldım kalp hizama koydum, akıl hizama, kaçış çizgisi hizama, sen çok yaşa emi:<br> <br><em>İnsanların sözleri beni de çok korkutuyor </em>adamım<em><br>Her şey o kadar açık ve net ki onlar için:<br>Örneğin bu köpek, şu ev diyorlar,<br>İşte burası başlangıç, şurası da son.</em></p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/27/olugecmisim/">Ölügeçmişim</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/07/27/olugecmisim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2851</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
