<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rollo May arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/rollo-may/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/rollo-may/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Jul 2019 21:30:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Yolunda gitmeyen süreçler ve varoluşsal kimi şifreler (III)</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/07/24/yolunda-gitmeyen-surecler-ve-varolussal-kimi-sifreler-iii/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/07/24/yolunda-gitmeyen-surecler-ve-varolussal-kimi-sifreler-iii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jul 2019 21:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ayrıksı]]></category>
		<category><![CDATA[Berfin Bahar]]></category>
		<category><![CDATA[Rollo May]]></category>
		<category><![CDATA[şifreler]]></category>
		<category><![CDATA[süreçler]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[Varoluşsal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratma Cesareti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varoluşsal kimi şifreler Uluer Aydoğdu Rollo May, Yaratma Cesareti, adlı eşiz kitabında, ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in varolan yapıya genellikle bir tehdit olarak alımlanarak ‘görüldüğü yerde ezilmeli” şeklinde bir anlayışla değerlendirildiğini vurgular. Pek denenmeyen, kabul görmeyen ayrıksı da diyebileceğimiz diğer bir anlayışa göre ise ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’ yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin kaynağı olabilir. Hatta biraz daha ileri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/24/yolunda-gitmeyen-surecler-ve-varolussal-kimi-sifreler-iii/">Yolunda gitmeyen süreçler ve varoluşsal kimi şifreler (III)</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p style="text-align:center;" class="has-large-font-size"><strong>Varoluşsal
kimi şifreler</strong></p>



<h1 class="has-text-align-center wp-block-heading">Uluer Aydoğdu</h1>



<p>Rollo May, <strong>Yaratma Cesareti</strong>, adlı eşiz kitabında, ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in varolan yapıya genellikle bir tehdit olarak alımlanarak ‘görüldüğü yerde ezilmeli” şeklinde bir anlayışla değerlendirildiğini vurgular. Pek denenmeyen, kabul görmeyen ayrıksı da diyebileceğimiz diğer bir anlayışa göre ise ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’ yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin kaynağı olabilir. Hatta biraz daha ileri giderek ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan sistem tarafından var edildiğini, yaratıldığını düşünecek olursak, böyle bir keşifle, varoluşsal kimi şifreleri çözmeye biraz daha yakınlaşmış oluruz. Çünkü ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’i doğanın kurduğu cümleler olarak okuyabilirsek dünyanın, giderek kâinatın bizle diyalog içinde olduğunu söylemek sanırım abartı olmayacaktır. Ancak, öyle görünüyor ki, biz doğayla gerçek bir diyalog kurmaktansa kendimize göre, bize uygun bir doğanın peşindeyiz. Sorularımıza bize göre yanıtlar vermesini bekliyoruz doğadan. Oysa “Her gerçek diyalogda olduğu gibi yanıtlar çoğunlukla beklenene uymaz.” İşte, ‘görüldüğü yerde ezilmeli’ şeklinde algılanan ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’e bu şekilde bakarak belki de bindiğimiz dalı kesiyoruzdur. Hatta doğayı hayal kırıklığına uğrattığımızı bile söylemek mümkün. Yaratıcı ve yenilikçi olabilecek süreçlerin daha ilk baştan ortadan kaldırıldığını düşünsenize!</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/24/yolunda-gitmeyen-surecler-ve-varolussal-kimi-sifreler-iii/">Yolunda gitmeyen süreçler ve varoluşsal kimi şifreler (III)</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/07/24/yolunda-gitmeyen-surecler-ve-varolussal-kimi-sifreler-iii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2803</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kendine karşı koymak ya da kendine karşı çıkmaya nasıl cesaret edilir?</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 12:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ad hoc]]></category>
		<category><![CDATA[Epikuros]]></category>
		<category><![CDATA[Ilya Prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[Isablle Stengers]]></category>
		<category><![CDATA[klinamen]]></category>
		<category><![CDATA[Rollo May]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratma Cesareti]]></category>
		<category><![CDATA[Yolunda Gitmeyen Süreçler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Rollo May, Yaratma Cesareti, adlı eşiz kitabında, ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan yapılanmaya genellikle bir tehdit olarak algılanarak ‘görüldüğü yerde ezilmeli’ şeklinde bir anlayışla değerlendirildiğini vurgular. Pek denenmeyen, kabul görmeyen ayrıksı da diyebileceğimiz diğer bir anlayışa göre ise ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’ yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin kaynağı olabilir. Hatta biraz daha ileri giderek ‘Yolunda [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/">Kendine karşı koymak ya da kendine karşı çıkmaya nasıl cesaret edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading" style="text-align:center;">Uluer Aydoğdu</h1>



<p>Rollo
May, <strong>Yaratma Cesareti</strong>, adlı eşiz
kitabında, ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan yapılanmaya genellikle bir
tehdit olarak algılanarak ‘görüldüğü yerde ezilmeli’ şeklinde bir anlayışla
değerlendirildiğini vurgular. Pek denenmeyen, kabul görmeyen ayrıksı da
diyebileceğimiz diğer bir anlayışa göre ise ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’
yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin kaynağı olabilir. Hatta biraz daha ileri
giderek ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’in var olan sistem tarafından var
edildiğini, yaratıldığını düşünecek olursak, böyle bir keşifle, varoluşsal kimi
şifreleri çözmeye biraz daha yakınlaşmış oluruz. Çünkü ‘Yolunda Gitmeyen
Süreçler’i doğanın kurduğu cümleler olarak kabul edersek dünyanın, giderek
kâinatın bizle diyalog içinde olduğunu söylemek sanırım abartı olmayacaktır.
Ancak, öyle görünüyor ki, biz doğayla gerçek bir diyalog kurmaktansa kendimize
göre, bize uygun bir doğanın peşindeyiz İşte bu ‘insanbiçimsel monolog’
içeriden ve dışarıdan enerji akışlarının/alışverişin olmadığı kapalı devre bir
sistem uygarlığımızın köklü özelliğidir. Oysa iyi biliyoruz ki “bize ilginç
gelen olayların çoğu aslında açık sistemler, kendi çevreleriyle enerji veya
madde (ve birisi bunlara bilgiyi de ekleyebilir) mübadele ediyorlar. Biyolojik
ve sosyal sistemler elbette açıktırlar”. Diyeceğim<em> </em>sorularımıza
bize göre yanıtlar vermesini bekliyoruz doğadan, hatta apaçık buna zorluyoruz
doğayı. Oysa “Her gerçek diyalogda olduğu gibi yanıtlar çoğunlukla beklenene
uymaz.” Örneğin mühendis, makine, mekanik sözcükleri… Bu üç sözcüğün benzer
anlamlarının olduğunu söyler Prigogine ve Stengers ve eklerler: “Bu sözcükler
bir rasyonel bilgiyi değil, bir tür kurnazlığı ve çıkarcılığı ima ederler.
Doğal süreçleri öğrenmekteki amaç, onları daha verimli kullanmak değil, doğayı
aldatmak, onu kendine karşı mekanize etmekti, yani eşyaya “doğal düzenin”in
dışında birtakım işler yaptırmak ve ürünler verdirmektir.” </p>



<p>Doğada
“her düzeyde sendelemeler, yön değiştirmeler, kararsızlıklar keşfederiz”, ama
iş kendimize geldiğinde sendelemekten, yön değiştirmekten, karasızlıklardan
korkarız. Bütün bunlarda bir yanlışlık olamaz mı? İnsan hiçbir şeyden kuşku
duymadan nasıl yaşar? Belki de işin henüz çok başındayız, ancak buna rağmen
dünyadaki çeşitliliğe bakacak olursak bu çeşitliliğin nasıl oluştuğunu sormak,
gözümüzün önünde duran yanıta yönelmek çok önemli. Çünkü “Yeni bir atom
bileşeni olan yenilik”lerin olabilmesi için atomların çarpışması kaçınılmazsa
her şeyin karşılıklı olarak birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu rahatlıkla
söyleyebiliriz.</p>



<p>Ancak, “<strong>Demokritos</strong>’un takipçisi olan <strong>Epikuros</strong>, dünyanın boşlukta hareket eden atomlardan oluştuğunu ve atomların koşut yolları izleyerek tümünün aynı hızla düştüğü kanısındaydı.” Peki, “bu durumda nasıl çarpışabiliyorlardı? Yani bir atom bileşeni olan yenilik nasıl oluşabilirdi?” <strong>Epikuros</strong>’un buna yanıtı “öngörülemeyen zamanlarda atomların koşut düşüşünü fark edilemeyecek bir şekilde bozan, <em>ad hoc</em> (uygun) bir öğenin katılmasıyla sistemi kurtaran <em>klinamen</em>”di. Ah, evet “düşünce tarihinde temelsiz bir varsayım örneği”dir bu. </p>



<p>Öyle
görünüyor ki yeni bir zihniyete gereksinim duyuyoruz. Bu zihniyet “ilk önce
fizik yasalarımıza evrimsel boyutu katmalıdır, çünkü bu boyut olmadan çelişmeli
bir gerçeklik anlayışına mahkûm oluruz. Belirlenemezciliği ve zaman
simetrisizliğini fizik yasalarına yerleştirmek, bugün Epikuros ikilemine
verebileceğimiz yanıttır.” Diğer yandan şunu da kabul etmek durumundayız:
Determinist bir evren düşüncesi ile kendi kendine, kendini yaratan evren
düşüncesi (Çin’de ve Japonya’da “doğa, kendi kendine var olan” anlamına
gelir)&nbsp; arasındaki uçurum yakın bir
zamanda kapanacak gibi görünmüyor. Hatta an ve an yeniden, yeniden yaratıcı ve
yenilikçi olan bir evren betimlemesinin determinist evren savunucuları
karşısında uçuk kaçık kaldığını da söylemek mümkün. </p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/">Kendine karşı koymak ya da kendine karşı çıkmaya nasıl cesaret edilir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/kendi-kendine-kendine-karsi-koymak-ya-da-kendine-karsi-cikmaya-nasil-cesaret-edilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2618</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
