Kuş gibi kanat çırpıp kuş gibi şakıyor, yani kuş gibi davranıyorsa hayattır o

Bozunup (bozulma değil) gidiyorsun, savrulup gidiyorsun, dağılıp gidiyorsun. İlk ve son kez oluşup yok oluyor, yok olup oluşuyorsun. Bir an sürüyor bu. Hiç de kısa bir süre değildir an. Düz, doğrusal, çizgisel (linear) bakarsan yıllar, yıllar. Hiç de uzun bir süre değil bu.

Bütünsel (total) bir şey, an. Ondan kopup düz, doğrusal, çizgisel (linear) bir yola hapsetmişiz kendimizi. İlkel’den modernliğe, uygarlığa doğru gelişiyoruz diye, böyle bir sanrıyla, nevrozla bütünsel (total) olandan kopmanın, yani evcil/esir düşmenin tarihidir tarihimiz.

Aynı dünyanın mahsulleri ve tohumlarıyız aynı evrenin mahsulü ve tohumu. Aha mahsul, tohum; tohum, mahsul oluyor. Üstalt oluş bu, altüst.Dirim, ölümün; ölüm, dirimin annesi, doğurgan rahmi, mutlak, yüzde yüz olmayan iki uğrak yerinden söz ediyorum. Harman ola, harman ola, harman.

Harman yeri, harman olan ve harman eden ayrılmazcasına bütündür. #Selforganization

Kendi canına kıyıp (yerel ve kurgu benimin) kendini yaratma içgüdüm işbaşında. Ölümcül olduğu kadar doğumcul çalımlarla. Benim gülümcül varoluş sevgim budur işte.

Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin

Varlığın yokluğundan

yokluğun varlığından dem alıp

büyü alıp, sancak

kendi kendime, kendimi yaratmalara giriştim

durmayarak duruyor işte kuşlar

burada kalmayarak burada kalıyor madde

yegane şiirdir pırrr

onların esirgeyen

onların bağışlayan teşrifatçılığıyla

kalbi olan kutlu bir yola burkuldum.

Kadim bir ayettir

kalbi varsa yolun yürü git

gerisini merak etme sen

kalp verip gönül alıp

şelaleyi sezince titreyip ürperen suyun hissettiğine gittim

daha büyük şiirlere açılma çayırına

kendi canına kıyıp kıyıp kendini yaratma otlağına

evcil düşmektense

yitip gitmeyi göze alan Neandertallerdir benim atalarım.

Abisi uyan

seni bal vermez arı, uyan

kâfidir ulan, kâfi 

Cehennemde Bir Mevsim’de debelenip durdun onca zaman

şimdi ayrılmanın vakti sığ sulardan

kibirli, buyurgan sulardan

hadi marş, marş, uyan

çapağını, merteğini Erciyes’in karlarıyla yunarsın, olmaz mı

kurulanırsın Çömlekçi’deki güneşle

varoluşa dönüyoruz abisi, uyan

varoluş yolları taşlı

varoluş yolları aşklı

diye çağırıp duruyordu hülyalı bir rüzgar, oy

o çıkardı beni baştan

gidip teslim oldum harman yerine

öyle abdal, öyle üryan

mevcudiyetten sürgünlüğün neresinden dönülürse şiirdir

harman ola, harman ola, harman.

Ölü diriliyor gözlerinin önünde, bak

Nisan’ı karşı konulmaz kılan bir şiire çalıştın çünkü kışın

kaçış çizgileri biriktirdin

sonra küçük bir büyük patlama

big bang

big bang

yokken, birdenbire var.

Ulu bir erdi Rimbaud

varmağla bitmeğle işi olmayan

fru fru eden yıldızların etrafında dönende

Habeşistan diye doludizgin atına atlayıp varoluşa açılanda.

Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin.