Kendini bil

Sen kendini bilmezsin 
Ya nice okumaktır

Yunus Emre

Cehalet, yani cahillik kendini, var olanı bilmemektir. ‘Bilgisizlikle’, az ya da çok bilip bilmemekle alakası yoktur. Kaldı ki birçok şeyi biliyor olabilirsin, yalayıp yutmuşsundur her şeyi, ama olsa olsa bilgi istiflemiş, bilgi depolamışsındır. Oysa kendini, var olanı bilmek; kendini, var olanı bir bütün olarak yargılamadan, kınamadan olduğu gibi bilip fark etmektir. Değilse uyurgezer bir şekilde körlemesine yaşıyorsundur. Cehalet, yani cahillik budur işte tam da şu an olmakta olan.

Kendini, var olanı bilmek; kendini, var olanı bahaneler üretmeden, haklı çıkmaya çalışmadan fark etmekle olur. Ve kendini, var olanı tek parça bir bütün olarak fark edip bilmek var olmanın kendisidir. Mevcut ve hazır olmanın.

Değilse yoksun!

Yapılıp edildiğin gerçekliği uyurgezer bir şekilde körlemesine yapıp ettiğini fark ettiğinde bir fark eden olarak fark ettiğin gerçeklikten özgürleşip varolursun

Video: Hülya Özel Aydoğdu
https://ulueraydogdu.com/hulyali-kizin-bahcesi/

Aziz Kara, Nehirde Bahar’ın gözleri önünde adeta azizleşerek “Dünya, evren tek parça bir bütün. Kendi kendine, kendinin tohumu, mahsulü, doğurgan rahmi. Kendi kendine, kendi canına kıyabilmeli ki kendi kendine, kendini yaratabilsin. Kendi kendine, kendini varedebilme ki varolabilsin. Var ettikçe var olup var oldukça var eden bir organizmadan söz ediyorum. Var etmekle var olmanın ya da cana kıymakla yaratmanın aynı şey olduğundan”, diye konuşunca sahnede yeniden, yeniden tekrarlanan oyunun, perdede dönüp duran filmin, verili bir dünyaya şartlanmış zihninin, varoluşun ortasında ama varaoluşa yabancı, gürül gürül ve doludizgin akıştan kopmuş bir girdabın (hepimizin dönüp durduğu, çırpınıp, debelenip durduğu) tekrar tekrar gösterimi olduğunu fark edip varolan bu gerçekliği yargılamadan, karşılaştırma yapmmadan tek parça bir bütün olarak olduğu gibi bildi Nehirde Bahar. Ve birdenbire sahne boşaldı kendiliğinden, perde beyazlaşıp başka bir dünyaya alamet bir açıklığa dönüştü zihni. Varolmak, varolanı fark etmekten başka bir şey değil, diye düşündü: Farkındalığındır, aha işte fark yaratacak olan!