Bir bilinç gezintisi: Çıkış için (1)

Uluer Aydoğdu

-İçindeymişim meğerse içimde olanın-

Kendini evden çıkardı
ne el sallayan oldu
ne de su döken
katlayıp itinayla evi
sokaktan çıkardı
sokağı omuzlayıp mahalleden
uyuyordu mahalleli
mahalleyi bir güzel bohçalayıp şehirden çıkardı
kimsenin ruhu duymadı
şehri alıp 
sanki çıkarılması yasak bir şeymiş gibi
ülkeden çıkardı gizlice
ülke bir iki tıngırdadı
bir iki sağa sola oynadı
ülkeyi dünyadan çıkardı
ağzının kenarına bir ıslık yerleştirdi gelişigüzel
dünyayı hop kainattan çıkardı
durdu bir süre 
çıkar çıkar bitmiyordu çünkü
içine kendisinden koymuştu namussuz
kainatı alıp kendinden çıkardı
kayboldu öylece 
ah etmeden
vah demeden
ve ben
ardından bakıp
gülümsedim.


(1) Jacques Prevert’in Sabah Kahvaltısı’nda bulunmasaydım bu şiiri yazamazdım.

To sojourn into consciousness: For Exodus (1)

-To seem to have been inside what is within-

He arose and departed
no one waved their hands
no one wasted a little water
blessing his path of departure
having first wrapped it carefully
he removed his home from the street
put the street on his shoulder 
and took it away from the neighborhood
all its inhabitants were still asleep
having then wrapped the neighborhood 
in a bundle he took it away from the city
no one observed what he had done 
as if it were somehow forbidden 
to take such things from the country
he removed the city secretly
and the country rattled once or twice
moved from one side to the other
as he was wearing a grin lopsided
just on one side of his mouth
took the world from the universe
and then stopped for a while
tired of ceaselessly taking things away 
but he had added a pinch of himself 
such a dishonest guy
so he took himself
back out of the universe 
got lost without complaining
and I smiled at him
as I watched all of this
from behind.

Translated by Nesrin Eruysal and Kenneth Rosen

1- If I hadn’t ‘had breakfast’ with Jacques Prévert, I could never have written this poem.

Reklamlar