<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çizgisel arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/cizgisel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/cizgisel/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Oct 2024 07:06:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Ölümcül olduğu kadar doğumcul çalımlarla</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2020/09/19/kus-gibi-kanat-cirpip-kus-gibi-sakiyor-yani-kus-gibi-davraniyorsa-hayattir-o/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2020/09/19/kus-gibi-kanat-cirpip-kus-gibi-sakiyor-yani-kus-gibi-davraniyorsa-hayattir-o/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2020 09:39:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[Altüst]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[bozunmak]]></category>
		<category><![CDATA[Bütünsel]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgisel]]></category>
		<category><![CDATA[doğru kuşlar yanlış uçmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Doğrusal]]></category>
		<category><![CDATA[doğumcul]]></category>
		<category><![CDATA[Doğurgan rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Düz]]></category>
		<category><![CDATA[Esir]]></category>
		<category><![CDATA[Evcil]]></category>
		<category><![CDATA[evcil düştük]]></category>
		<category><![CDATA[gülümcül]]></category>
		<category><![CDATA[harman]]></category>
		<category><![CDATA[Harman ola]]></category>
		<category><![CDATA[kendi kendine]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Linear]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsul]]></category>
		<category><![CDATA[Şakımak]]></category>
		<category><![CDATA[selforganization]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[Total]]></category>
		<category><![CDATA[ulubirer]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[Üstalt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=5079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bozunup (bozulma değil) gidiyorsun, savrulup gidiyorsun, dağılıp gidiyorsun. İlk ve son kez oluşup yok oluyor, yok olup oluşuyorsun. Bir an sürüyor bu. Hiç de kısa bir süre değildir an. Düz, doğrusal, çizgisel (linear) bakarsan yıllar, yıllar. Hiç de uzun bir süre değil bu. Bütünsel (total) bir şey, an. Ondan kopup düz, doğrusal, çizgisel (linear) bir [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/09/19/kus-gibi-kanat-cirpip-kus-gibi-sakiyor-yani-kus-gibi-davraniyorsa-hayattir-o/">Ölümcül olduğu kadar doğumcul çalımlarla</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p style="font-size: 18px; line-height: 1.4;">Bozunup (bozulma değil) gidiyorsun, savrulup gidiyorsun, dağılıp gidiyorsun. İlk ve son kez oluşup yok oluyor, yok olup oluşuyorsun. Bir an sürüyor bu. Hiç de kısa bir süre değildir an. Düz, doğrusal, çizgisel (linear) bakarsan yıllar, yıllar. Hiç de uzun bir süre değil bu.</p>



<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="aligncenter size-medium"><img decoding="async" class="wp-image-3934" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/02/bu-saatlerde-her-c59fey-kanar-biraz-.jpg?w=240" alt="" /></figure>
</div>



<p style="font-size: 18px; line-height: 1.4;">Bütünsel (total) bir şey, an. Ondan kopup düz, doğrusal, çizgisel (linear) bir yola hapsetmişiz kendimizi. İlkel&#8217;den modernliğe, uygarlığa doğru gelişiyoruz diye, böyle bir sanrıyla, nevrozla bütünsel (total) olandan kopmanın, yani evcil/esir düşmenin tarihidir tarihimiz.</p>



<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="aligncenter size-medium"><img decoding="async" class="wp-image-4155" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/04/img_20200421_084851_201.jpg?w=169" alt="" /></figure>
</div>



<p style="font-size: 18px; line-height: 1.4;">Aynı dünyanın mahsulleri ve tohumlarıyız aynı evrenin mahsulü ve tohumu. Aha mahsul, tohum; tohum, mahsul oluyor. Üstalt oluş bu, altüst.Dirim, ölümün; ölüm, dirimin annesi, doğurgan rahmi, mutlak, yüzde yüz olmayan iki uğrak yerinden söz ediyorum. Harman ola, harman ola, harman.</p>



<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="aligncenter size-medium"><img decoding="async" class="wp-image-3796" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/01/ac3a7c4b1lan-her-kapc4b1-bac59fka-bir-yere-kapatc4b1r-seni-c3a7c4b1k-c3a7c4b1kc4b1nc4b1ndaki-dc3bcnyapng.png?w=197" alt="" /></figure>
</div>



<p style="font-size: 18px; line-height: 1.4;">Harman yeri, harman olan ve harman eden ayrılmazcasına bütündür. #Selforganization</p>



<div class="wp-block-image is-style-default">
<figure class="aligncenter size-medium"><img decoding="async" class="wp-image-2632" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/07/2019-04-29-151816069224..jpg?w=38" alt="" /></figure>
</div>



<p style="font-size: 18px; line-height: 1.4;">Kendi canına kıyıp (yerel ve kurgu benimin) kendini yaratma içgüdüm işbaşında. Ölümcül olduğu kadar doğumcul çalımlarla. Benim gülümcül varoluş sevgim budur işte.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/09/19/kus-gibi-kanat-cirpip-kus-gibi-sakiyor-yani-kus-gibi-davraniyorsa-hayattir-o/">Ölümcül olduğu kadar doğumcul çalımlarla</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2020/09/19/kus-gibi-kanat-cirpip-kus-gibi-sakiyor-yani-kus-gibi-davraniyorsa-hayattir-o/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5079</post-id><enclosure url="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2020/09/qqqqq-e1601547003927.jpg" length="58187" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>İki bin yirmi (2020), iki bin yirmi (2020) tane bir (1)&#8217;dir</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2020/08/22/iki-bin-yirmi-2020-iki-bin-yirmi-2020-tane-bir-1dir/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2020/08/22/iki-bin-yirmi-2020-iki-bin-yirmi-2020-tane-bir-1dir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2020 13:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[2020]]></category>
		<category><![CDATA[An]]></category>
		<category><![CDATA[Bütünsel]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgisel]]></category>
		<category><![CDATA[Doğrusal]]></category>
		<category><![CDATA[Düz]]></category>
		<category><![CDATA[İki bin yirmi]]></category>
		<category><![CDATA[Linear]]></category>
		<category><![CDATA[Mevcudiyetten sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[Mevcut]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm ile dirim]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümlüyüz]]></category>
		<category><![CDATA[Total]]></category>
		<category><![CDATA[Var]]></category>
		<category><![CDATA[Var olmak]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=4812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlamak, bitmek demek, sonlanmak. Sonsuzluk, ancak başsızlıkla mümkün. Bir de şu var: Herkes &#8220;ölümlüyüz&#8221;, &#8220;ölümlü dünya&#8221; demeye bayılıyor. Peki ve güzel, ama dirimliyiz de. Ah, evet &#8220;yalnızca mevcut anın bütünsel (total) olabileceğini evcilleşmemiş olanlar bilir.&#8221; Başka bir söyleyişle evcilleşmiş, esir düşürülmüş insan bütünsel (total) andan kopup uzaklaşarak düz, doğrusal, çizgisel (linear) [1, 2, 3&#8230; 2018, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/08/22/iki-bin-yirmi-2020-iki-bin-yirmi-2020-tane-bir-1dir/">İki bin yirmi (2020), iki bin yirmi (2020) tane bir (1)&#8217;dir</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-style-default"><img decoding="async" class="wp-image-3740" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/12/2020-2020-tane-1-dir.png?w=644" alt="" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Başlamak, bitmek demek, sonlanmak. Sonsuzluk, ancak başsızlıkla mümkün.</p>



<p class="has-medium-font-size">Bir de şu var: Herkes &#8220;ölümlüyüz&#8221;, &#8220;ölümlü dünya&#8221; demeye bayılıyor. Peki ve güzel, ama dirimliyiz de.</p>



<p class="has-medium-font-size">Ah, evet &#8220;yalnızca mevcut anın bütünsel (total) olabileceğini evcilleşmemiş olanlar bilir.&#8221; Başka bir söyleyişle evcilleşmiş, esir düşürülmüş insan bütünsel (total) andan kopup uzaklaşarak düz, doğrusal, çizgisel (linear) [1, 2, 3&#8230; 2018, 2019, 2020] bir yola girmiştir. İlkellikten modernliğe&#8230; Oysa 2020, 2020 tane 1&#8217;dir. İlkel dediğimiz ise adı üstünde ilk el.</p>



<p class="has-medium-font-size">Dolaylanmamış olandan söz ediyorum. Sayılamaz, ölçülemez, yani tek, biricik ve eşsiz mevcut an&#8217;dan ne kadar uzaklaştığımızdan, saymayı öğrendiğimizde sayılmaya başlandığımızdan&#8230; Düşünsenize başı ve sonu olmayan çocukluk günlerinizi. Fiziksel gerçekliğe uymayan zihinsel, yani kurgusal ve hayali bir düzenlemedir çizgisel yol. Bütünsel (total) Şimdi&#8217;nin, yani anın elden çıkarılmasından, evcil/esir düşürülmekten başka nedir ki yola girmek! Bu durumda var olduğumuzu kim söyleyebilir? Çünkü var olandan, mevcut olandan uzaklaştık, uzaklaştırıştırıldık. Böylece esir/evcil düşürüldük. Diyeceğim epeydir &#8220;mevcudiyetten sürgünüz&#8221;. Yani yok.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2020/08/22/iki-bin-yirmi-2020-iki-bin-yirmi-2020-tane-bir-1dir/">İki bin yirmi (2020), iki bin yirmi (2020) tane bir (1)&#8217;dir</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2020/08/22/iki-bin-yirmi-2020-iki-bin-yirmi-2020-tane-bir-1dir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4812</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akıştan, akıntıdan (varoluştan) kaçarken girdaba yakalanmak</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/06/20/akistan-akintidan-varolustan-kacarken-girdaba-yakalanmak/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/06/20/akistan-akintidan-varolustan-kacarken-girdaba-yakalanmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2019 10:53:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çilliplopom]]></category>
		<category><![CDATA[Çizgisel]]></category>
		<category><![CDATA[Deleuze]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel De Landa]]></category>
		<category><![CDATA[mutlubaharlarevi]]></category>
		<category><![CDATA[Riccardo Manzotti]]></category>
		<category><![CDATA[Tim Parks]]></category>
		<category><![CDATA[yeryüzü yeniği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Deleuze’e gidip sorarsak,  insanların en korktukları şeyin sele kapılmak olduğunu söyleyecektir. Varoluşa kapılmaktan ödümüz patlıyor ve kendimizi akıntıda daha az hareketli, yani sabit, aşınmaz gibi duran, görünen bir şeyin, örneğin bir kayanın ya da sert, katı bir düzenin, determinist bir hikayenin yanına, arkasına, içine atıyoruz. Sözüm ona kendimizi sağlam bir kazığa bağlıyoruz ama [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/06/20/akistan-akintidan-varolustan-kacarken-girdaba-yakalanmak/">Akıştan, akıntıdan (varoluştan) kaçarken girdaba yakalanmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading" style="text-align:center;">Uluer Aydoğdu</h1>



<p><strong>Deleuze</strong>’e gidip sorarsak,  insanların en korktukları şeyin sele kapılmak olduğunu söyleyecektir. Varoluşa kapılmaktan ödümüz patlıyor ve kendimizi akıntıda daha az hareketli, yani sabit, aşınmaz gibi duran, görünen bir şeyin, örneğin bir kayanın ya da sert, katı bir düzenin, determinist bir hikayenin yanına, arkasına, içine atıyoruz. Sözüm ona kendimizi sağlam bir kazığa bağlıyoruz ama kendimize, varoluşa sağlam bir kazık atmadığımız ne malum?  </p>



<p>Bir metafor değil bu, fiziksel bir şeyden söz ediyorum. Korktuğumuz için kaçtığımız bir kayanın arkası ya da yorulduğumuz için mola verdiğimiz bir çıkıntı… Varoluşu azgın bir nehre benzetebiliriz pekâlâ. İşte, <strong>Riccardo Manzotti</strong> ve <strong>Tim Parks</strong> (biri İtalyan filozof, öğretim görevlisi, psikolog, diğeri romancı, çevirmen ve öğretim görevlisi) <strong>Zihnin Ucu Bucağı</strong> adlı nefis kitaplarında azgın dağ nehirlerinde kanoyla doludizgin giderken akıntıdan kurtulmanın yolunu Parks, Manzotti’ye şöyle anlatıyor: “Her kayanın ya da nehir yatağındaki çıkıntının arkasında bir girdap oluyor. Su orada hapsolup döndükçe dönüyor. Girdabın içine girdiğinde akıntıdan kurtulmuş oluyorsun.” Hobaaa…   </p>



<p>Düşünelim: Birdenbire azgın bir nehirde sürüklenen, akıntıya kapılmış bir bedende buldun kendini. Aslında, başta her şey bütündür. Var ama yok, yok ama varsındır kendini bilinceye kadar. Deneyimledikçe  dünyayı  (tabii kallavi bir tarih ve coğrafya baskısıyla) bir &#8216;ben&#8217; oluşmaya başlar ve bütünden uzaklaşmaya, bütüne yabancılaşmaya başlarsın. Bir şey, bir nesne olan bir beden vasıtasıyla gördüğün, işittiğin, dokunduğun, kokusunu içine çektiğin, yediğin içtiğin şeylerin, nesnelerin, bedenlerin toplamıdır bu &#8216;ben&#8217;. Bir kenarda dursun şimdilik bu, buraya hayat algımızla ilgili birkaç cümle kurmak istiyorum: Hayat mucizeymiş, kutsalmış, bize özgü benzersiz bir şeymiş, tamam, bunlarda bir gerçeklik payı var. Ancak, başka dünyalarda yaşam ortaya çıkarsa, hayatın hiç de bize özgü, benzersiz bir şey, yani kutsal ya da mucize olmadığı anlaşılacaktır, bir… Hatta başka, başka yerlerde de olduğu gözlenirse, hayat dediğimiz şey giderek sıradan, ucuz bir şeye dönüşecek, iki… Ve üzerimizdeki baskıyı, tonaliteyi kaldıracağından bu durum, “organik bir şovenizm” ve insanbiçimsel kibirle kundaklanmış buyurgan, zorba ve cahil uygarlığımızın, kısmen de olsa önünü açacaktır, üç… </p>



<p>Nerede kalmıştık, azgın nehirde, yani varoluşta, devamla…“Birçok bakımdan asıl önemli olan”ın, aslında “bu dolaşımın ortaya çıkmasına yol açtığı belli biçimler değil, dolaşımın kendisi” olduğunu da anlamamız gerekiyor. Dolaşım dediğimiz şey akış, akıntı, sel, varoluş… <strong>Manuel De Landa</strong>, <strong>Çizgisel Olmayan Tarih (Bin Yılın Öyküsü)</strong>, adlı eşsiz kitabında Biyocoğrafyacı <strong>Ian G. Simmons </strong>üzerinden şunları söylüyor bu konuda: “Bir eko sistemde enerji ve mineral akışları, belli türdeki hayvanlar ya da bitkiler olarak tezahür eder (Ian, G. Simmons, Biogeography: Natural and Cultural (Londra: Edward Arnold, 1979), s. 79).” Öyleyse, çevremizde gördüğümüz her şey; bizler, börtü böcek, hayvanlar bu enerji, mineral akışının, akıntısının ürünü şeyler, nesneler, bedenlerdir ve “Bu anlamda organik bedenlerimiz, bu akışların geçici pıhtılaşmalarından başka bir şey değildir”. Yani, akışın, akıntının içindeki şeyler akıştan, akıntıdan ayrı, farklı birer şey olamaz. Bu, şuradan da belli: “Doğduğumuzda, bu akışın belli bir bölümünü bedenlerimizle yakalarız, sonra öldüğümüzde yine serbest bırakırız ve mikroorganizmalar bizi yeni bir hammadde yığınına dönüştürür.” Akıştan ayrı ve farklı bir şey olsaydı bu şeyler, nesneler, bedenler akışı nasıl yakalayacaklardı? Zaten görece olarak daha düzenli ve dengede bir akış ya da akıntıdan başka bir şey değil ki bu pıhtılaşmış şeyler, nesneler, bedenler. Azgın nehire göre daha az azgın, yani daha dengede ve düzenli şeylerden söz ediyoruz. Hatta, biraz daha ileri gidip doğum dediğimiz şeyin aslında dünyanın ya da eko sistemin daha küçük ölçekte kendi benzerini yaratması, dolayısıyla da kendi kendine kendini tekrarlamasıdır diye buraya yeni bir başlık açmak bile mümkün. Şeyler, nesneler, bedenler ise akışı, yani o deneyimi, o yaşantıyı mümkün kılan birer şey, birer nesne, birer beden.</p>



<p>Şunu
söylemeye çalışıyorum: Denge ve uzak denge, düzen ve kaos, uyku ve uyanıklık,
cennet ve cehennem, doğum ve batım (Doğumun karşıtı ölüm değil batımdır.
Doğrusu, ölümün ne demek olduğunu ben bilmiyorum, bana daha çok nesnel, yani fiziksel
olmayan hayali ve kurgusal bir gerçekliğin sayıklaması gibi geliyor. Kasvetli,
ürkütücü bir şey. Hele bir batım demeye başlayın olsa olsa biraz
hüzünlenirsiniz) birbirini dışarılıyor gibi görünen ama aslında birbirini buyur
edip içine alan, bütünleyen mutlak, yani yüzde yüz olmayan iki hâlden başka bir
şey değil varoluş sahanlığında. Eğer mutlak bir denge ya da düzen olsaydı
hiçbir şey olmazdı. </p>



<figure class="wp-block-image is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/05/2019-05-03-09.28.19.png?w=800" alt="" class="wp-image-1913" width="456" height="566" /></figure>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/06/20/akistan-akintidan-varolustan-kacarken-girdaba-yakalanmak/">Akıştan, akıntıdan (varoluştan) kaçarken girdaba yakalanmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/06/20/akistan-akintidan-varolustan-kacarken-girdaba-yakalanmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2352</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
