<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>entropi arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/entropi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/entropi/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jan 2026 14:07:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Samanyolu Gökadası hakkında bir adasın</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2025/08/08/entropi/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2025/08/08/entropi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 02:05:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anlatı-Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya'lı Kırlangıç Uşakları Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hülyal'lı Kızın Bahçesi]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü Yeniği]]></category>
		<category><![CDATA[entropi]]></category>
		<category><![CDATA[hegel]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel De Landa]]></category>
		<category><![CDATA[öbekleşme]]></category>
		<category><![CDATA[tümlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=8756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Entropi </p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2025/08/08/entropi/">Samanyolu Gökadası hakkında bir adasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Evrensel entropi eğrisi’ diye tabir edebildiğim bir çeşit canlı tarafından yutulur her şey. Yalnızca şeyler, nesneler, bedenler değil, genler, kabileler, imparatorluklar, devletler, anlam, değer ve kurallar da. Etrafında gördüğün, işittiğin, dokunduğun, kokladığın, yediğin, içtiğin her şey Hegel&#8217;in &#8220;tümĺük&#8221;, Manuel De Landa&#8217;nın öbekleşme dediği mahsuller aynı zamanda da tohum olan. “Çizgisel olmayan dinamik bir sistem”den söz ediyoruz. Bir kurum ya da bir topluluk da ya da bir şirket de tıpkı bitkiler, hayvanlar gibi çökelir, tortulaşıp pıhtılaşır. Çökeltinin ya da tortunun ya da pıhtının yeniden dolaşıma girmesini sağlayan ayıklama ve sonrasındaki pekiştirme operasyonu kesintisiz bir şekilde her an iş başındadır. Böylece “kendi içinde tutarlı toplamlar” sürekli ayrıştırılıp pekiştirilerek öngörülemez(emergent) bir geleceğe taşınırlar çizgisel olmayan süreçlerle geri dönüşümsüz bir şekilde. Termodinamiğin bildiğini sizden mi saklayacağım giderek her şey daha, daha karmaşıklaşacak. Ancak bu karmaşıklık onu daha önemli yapmaz her şeye daha çok bağlar. Beni sana, seni çiçeklere, böceklere, çiçekleri, böcekleri Güneş Sistemine, Güneş Sistemi&#8217;ni Samanyolu Gökadası&#8217;na bağlayan bir kalıp var. Tam da bu yüzden Samanyolu Gökadası hakkında bir adasın, demek mümkün oluyor.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2025/08/08/entropi/">Samanyolu Gökadası hakkında bir adasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2025/08/08/entropi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8756</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yığılımlar/Öbekleşmeler</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/yigilimlar/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/yigilimlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 20:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Darwin]]></category>
		<category><![CDATA[entropi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilya Prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[Ludvig Boltzmann]]></category>
		<category><![CDATA[Manuel De Landa]]></category>
		<category><![CDATA[selforganization]]></category>
		<category><![CDATA[yığılımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman oku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=2621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluer Aydoğdu Üzerine titrediğimiz varlıklarımız varoluş sahasında gelip geçici içsel uzay-zaman düzenlemelerinden başka bir şey değil. Burada içsel derken; kendi kendine, kendini örgütleyen (self-organization) yaratıcı ve yenilikçi bir sistemden söz ettiğim sanırım anlaşılıyordur. Böylece bu yazıya herhangi bir aşkınlığın giremeyeceğini umuyorum. Diğer yandan oluşları anlayabilmek için hem Ludvig Boltzmann’ın hem de Darwin’in üzerinde düşündükleri “yığılımlar [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/yigilimlar/">Yığılımlar/Öbekleşmeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading" style="text-align:center;">Uluer Aydoğdu</h1>



<p>Üzerine titrediğimiz varlıklarımız varoluş sahasında gelip geçici içsel uzay-zaman düzenlemelerinden başka bir şey değil. Burada içsel derken; kendi kendine, kendini örgütleyen (self-organization)  yaratıcı ve yenilikçi  bir sistemden söz ettiğim sanırım anlaşılıyordur. Böylece bu yazıya herhangi bir aşkınlığın giremeyeceğini umuyorum. </p>



<p>Diğer yandan oluşları anlayabilmek için hem <strong>Ludvig Boltzmann</strong>’ın hem de <strong>Darwin</strong>’in üzerinde düşündükleri “yığılımlar (popülasyon)” düşüncesine şöyle bir bakıp burada birazcık eşelenirsek: “<strong>Darwin</strong>, bir seçim sürecine bağlı bireysel değişkenliğin nasıl bir sapmaya yol açtığını anlamamızı sağlayan şeyin bireylerin değil, uzun sürelerde yığılımların incelenmesi olduğunu göstermiştir. Aynı şekilde, <strong>Boltzmann</strong>, bireysel dinamik yörüngelerin betimlenmesine bağlı kalınırsa, önceden bildirdiği ikinci ilkenin ve entropinin kendiliğinden yükselmesinin anlaşılamayacağını savunmuştur. Bunlar, entropi artışının izlediği, global sapmayı oluşturan bir parçacıklar yığılımındaki sayısız çarpışmalardır.” Bu bağlamda kâinat, anbean, yeniden, yeniden yapılanarak düzensizleşip dengeden uzaklaşırken bileşenlerini açığa çıkaran bir var etme süreci içinde geleceğe doğru hareket eder. Başlangıçta sisteme, sistemin bütünlüğü içinde körlemesine hizmet eden bileşenler/parçacıklar dengeden uzak hallerde aralarındaki sayısız çarpışma ile sistemi yeni bir dengeye götüren bir işlerlik kazanırlar. Diyeceğim ‘Yolunda Gitmeyen Süreçler’ aslında yeni bir yol arayışıdır. Tıpkı düzensizliklerin yeni bir düzen/gramer, hastalıkların da yeni bir sağlık arayışı olduğu gibi.</p>



<p>Öyle görünüyor ki, bir sistemi oluşturan bileşenlerin birbirleriyle etkileşimli süreçler olabilmesi için sistemin dengeden uzak bir halde olması gerekiyor. Çünkü ancak bu haldeyken uyanan ve böylece “görmeye başlayan” madde birbirleriyle etkileşerek, çarpışarak, dayanışmalara girişerek yapılıp edilecekleri bütünü yapıp edebiliyorlar. Bu da yaratıcı ve yenilikçi olmak anlamına geliyor. Dolayısıyla, <strong>Ilya Prigogine</strong>’nin de söylediği gibi “eğer sistem, etkileşimsiz bir parçacıklar sistemine indirgenebilirse, ne çarpışmalar ne de korelasyonlar akısı olacaktır.” Bu, istikrarlı, ama ölü bir sistem anlamına mı gelir bilmiyorum, ama böyle bir sistemde yaratıcı ve yenilikçi süreçlerin olamayacağını söyleyebiliriz. </p>



<p>Unutmayalım ki, “Zaman oku görünmüyorsa madde görmez, dengeye körü körüne bağlı kalır. Zamanın oku ortaya çıktığındaysa, madde dengeden uzaklaşmış olarak görmeye başlar!”</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/yigilimlar/">Yığılımlar/Öbekleşmeler</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/07/10/yigilimlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2621</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
