‘Evrensel entropi eğrisi’ diye tabir edebildiğim bir çeşit canlı tarafından yutulur her şey. Yalnızca şeyler, nesneler, bedenler değil, genler, kabileler, imparatorluklar, devletler, anlam, değer ve kurallar da. Etrafında gördüğün, işittiğin, dokunduğun, kokladığın, yediğin, içtiğin her şey Hegel’in “tümĺük”, Manuel De Landa’nın öbekleşme dediği mahsuller aynı zamanda da tohum olan. “Çizgisel olmayan dinamik bir sistem”den söz ediyoruz. Bir kurum ya da bir topluluk da ya da bir şirket de tıpkı bitkiler, hayvanlar gibi çökelir, tortulaşıp pıhtılaşır. Çökeltinin ya da tortunun ya da pıhtının yeniden dolaşıma girmesini sağlayan ayıklama ve sonrasındaki pekiştirme operasyonu kesintisiz bir şekilde her an iş başındadır. Böylece “kendi içinde tutarlı toplamlar” sürekli ayrıştırılıp pekiştirilerek öngörülemez(emergent) bir geleceğe taşınırlar çizgisel olmayan süreçlerle geri dönüşümsüz bir şekilde. Termodinamiğin bildiğini sizden mi saklayacağım giderek her şey daha, daha karmaşıklaşacak. Ancak bu karmaşıklık onu daha önemli yapmaz her şeye daha çok bağlar. Beni sana, seni çiçeklere, böceklere, çiçekleri, böcekleri Güneş Sistemine, Güneş Sistemi’ni Samanyolu Gökadası’na bağlayan bir kalıp var. Tam da bu yüzden Samanyolu Gökadası hakkında bir adasın, demek mümkün oluyor.
Samanyolu Gökadası hakkında bir adasın
Yazar
Tarih
