<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaos arşivleri - Uluer Aydoğdu</title>
	<atom:link href="https://ulueraydogdu.com/etiket/kaos/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ulueraydogdu.com/etiket/kaos/</link>
	<description>Kalbim, kaburgalarımın arasında minik bir gök cismi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jan 2026 14:09:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">183529364</site>	<item>
		<title>Yapılıp edildiğin dünyayı, gerçekliği, sistemi yapıp ediyorsun yahu</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2024/08/30/yapilip-edildigin-dunyayi-gercekligi-sistemi-yapip-ediyorsun-yahu/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2024/08/30/yapilip-edildigin-dunyayi-gercekligi-sistemi-yapip-ediyorsun-yahu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Aug 2024 14:03:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya'lı Kırlangıç Uşakları Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hülyal'lı Kızın Bahçesi]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[Tweet]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü Yeniği]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[Günerli]]></category>
		<category><![CDATA[haşır neşir]]></category>
		<category><![CDATA[hülyalı]]></category>
		<category><![CDATA[huzurundayım]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=8171</guid>

					<description><![CDATA[<p>https://x.com/ulueraydogdu/status/1829401416978374892?t=0A4LcaXBveoBmXHz8RMnqQ&#038;s=19 Aldığını veriyor, verdiğini alıyorsun. Denge, uzak dengeye, tersi kaos, düzene bükülüyor. Alt, üst; üst, alt oluyor hep. Yapılıp edildiğin dünyayı, gerçekliği, sistemi yapıp ediyorsun yahu. Bu işte bir şiir, bu şiirde bir iş yok mu, var. Günerli / AHÜLYA &#160;</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2024/08/30/yapilip-edildigin-dunyayi-gercekligi-sistemi-yapip-ediyorsun-yahu/">Yapılıp edildiğin dünyayı, gerçekliği, sistemi yapıp ediyorsun yahu</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>https://x.com/ulueraydogdu/status/1829401416978374892?t=0A4LcaXBveoBmXHz8RMnqQ&#038;s=19</p>
<p>Aldığını veriyor, verdiğini alıyorsun. Denge, uzak dengeye, tersi kaos, düzene bükülüyor. Alt, üst; üst, alt oluyor hep. Yapılıp edildiğin dünyayı, gerçekliği, sistemi yapıp ediyorsun yahu. Bu işte bir şiir, bu şiirde bir iş yok mu, var.</p>
<p>Günerli / AHÜLYA</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8144" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2024/08/fb-img-1723868892156.jpg" alt="" width="1080" height="1928" srcset="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2024/08/fb-img-1723868892156.jpg 1080w, https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2024/08/fb-img-1723868892156-696x1242.jpg 696w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2024/08/30/yapilip-edildigin-dunyayi-gercekligi-sistemi-yapip-ediyorsun-yahu/">Yapılıp edildiğin dünyayı, gerçekliği, sistemi yapıp ediyorsun yahu</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2024/08/30/yapilip-edildigin-dunyayi-gercekligi-sistemi-yapip-ediyorsun-yahu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8171</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eh, hallice bir primattan tepe notlar</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2024/06/25/tepe-notlar-2022/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jun 2024 21:12:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[aforizma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya'lı Kırlangıç Uşakları Sokağı]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeryüzü Yeniği]]></category>
		<category><![CDATA[hülyalı Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[karga]]></category>
		<category><![CDATA[notlar]]></category>
		<category><![CDATA[primat]]></category>
		<category><![CDATA[raks]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[tepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=7930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eh, hallice bir primattan tepe notlar</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2024/06/25/tepe-notlar-2022/">Eh, hallice bir primattan tepe notlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendim, raks eden kaos uyrukluyum ben<br />
kendini var ettikçe var olup<br />
var oldukça var eden ısıl bir hayvan.</p>
<p>Darwin&#8217;e kızmalarının asıl nedeni evrim değil insanın hayvan olduğunu söylemesidir. Olmadığım bir şey olamam. Başka bir söyleyişle:</p>
<p>hepi topu doğama uyarım şeytana uyma diye tabir etseler de<br />
bencileyin biridir kaplan gidip o da doğasına uyar<br />
olmadığı bir şey olamaz çünkü sardunya</p>
<p>Şöyle de denilebir, diyelim:</p>
<p>Karga, karga olmanın mağlubudur<br />
kedi, kedi olmanın<br />
eğrelti otu, eğrelti otu olmanın.</p>
<p>Diğer yandan ölü ya da diri dört boyutlu uzay-zaman kafesine gömülüyüm. Dert değil:</p>
<p>dünya da Güneş Sistemi’ne gömülü<br />
Güneş Sistemi, Saman Yolu Gökadası’nın dış sarmallarında otlayan ala bir geyik</p>
<p>Anlaşılacağı üzere burada şeylerin, nesne ve bedenlerin hem konak hem de konakçı olduğu anlatılır.</p>
<p>Hatta insanın bakteri, virüs fedarasyonunun kendi varoluşlarının selameti için inşa ettiği konak olduğunu bile söyleyebiliriz.</p>
<p>25 Haziran 2022</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2024/06/25/tepe-notlar-2022/">Eh, hallice bir primattan tepe notlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7930</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Varoluşsal zorunluluk</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2023/10/19/varolussal-zorunluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 00:02:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[Tweet]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[çarşaf]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Varoluşsal]]></category>
		<category><![CDATA[zorunluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=7059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düşün: Yatağa serilmiş tiril tiril çarşaf buruşup kirlenmezse yaşamı, hikayesi olmaz. Denge, bu yüzden uzak dengeye; düzen, kaosa bükülür, değilse hiçbir şey olmazdı. Varoluşsal zorunluluktan söz ediyorsun. Kışın ölü dediğin doğa baharda dirilir. Küçük bir Büyük Patlama&#8217;dır (Big Bang) bu. Düşün: Yatağa serilmiş tiril tiril çarşaf buruşup kirlenmezse yaşamı olmaz. Denge,bu yüzden uzak dengeye; düzen, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2023/10/19/varolussal-zorunluluk/">Varoluşsal zorunluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düşün: Yatağa serilmiş tiril tiril çarşaf buruşup kirlenmezse yaşamı, hikayesi olmaz. Denge, bu yüzden uzak dengeye; düzen, kaosa bükülür, değilse hiçbir şey olmazdı. Varoluşsal zorunluluktan söz ediyorsun. Kışın ölü dediğin doğa baharda dirilir. Küçük bir Büyük Patlama&#8217;dır (Big Bang) bu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Düşün: Yatağa serilmiş tiril tiril çarşaf buruşup kirlenmezse yaşamı olmaz. Denge,bu yüzden uzak dengeye; düzen, kaosa bükülür, değilse hiçbir şey olmazdı.Diyeceğin varoluşsal bir zorunluluktur bu. Kışın ölü dediğin doğa baharda dirilir. Küçük bir Büyük Patlama&#39;dır (Big Bang) bu.</p>
<p>&mdash; Uluer Aydoğdu/Yeryüzü Yeniği (@ulueraydogdu) <a href="https://twitter.com/ulueraydogdu/status/1713595009906143431?ref_src=twsrc%5Etfw">October 15, 2023</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2023/10/19/varolussal-zorunluluk/">Varoluşsal zorunluluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7059</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Her adımda dengeden uzaklaşır diğer adımla dengeye varırsın</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2023/05/17/her-adimda-dengeden-uzaklasir-diger-adimla-dengeye-varirsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 11:24:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[adım]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar]]></category>
		<category><![CDATA[doğumcul]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Kaostan düzen doğar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ulueraydogdu.com/?p=6467</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ölümden daha doğumcul, doğumdan daha ölümcül bir kaçış çizgisi var mı, yok. Gece, gündüzün; gündüz, gecenin güzel annesidir. Kış ile bahar, yüzde yüz olmayan iki uğrak yeri. Her adımda dengeden uzaklaşır diğer adımla dengeye varırsın. Kaostan düzen, düzenden kaos doğar, öyle değil mi! ulueraydogdu.com</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2023/05/17/her-adimda-dengeden-uzaklasir-diger-adimla-dengeye-varirsin/">Her adımda dengeden uzaklaşır diğer adımla dengeye varırsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölümden daha doğumcul, doğumdan daha ölümcül bir kaçış çizgisi var mı, yok.</p>
<p>Gece, gündüzün; gündüz, gecenin güzel annesidir.</p>
<p>Kış ile bahar, yüzde yüz olmayan iki uğrak yeri.</p>
<p>Her adımda dengeden uzaklaşır diğer adımla dengeye varırsın. Kaostan düzen, düzenden kaos doğar, öyle değil mi!</p>
<p>ulueraydogdu.com</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2023/05/17/her-adimda-dengeden-uzaklasir-diger-adimla-dengeye-varirsin/">Her adımda dengeden uzaklaşır diğer adımla dengeye varırsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6467</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karışıp karmaşıklaşmıyorsa bir şey hakkında konuşamam</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2021/10/29/karisip-karmasiklasmiyorsa-bir-sey-hakkinda-konusamam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Oct 2021 17:39:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[different]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[saman köpekleri]]></category>
		<category><![CDATA[zerdüşt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=5550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dengedeyse sistem ki "denge, biyolojide ölüm demektir, madde kör ve uyurgezerdir (sleepywalker). Uzak dengede ise madde uyanıp görmeye başlar ve çevresiyle dayanışmaya, işbirliğine girişir. Böyle buyuruyor Ilya Prigogine, süperzerdüşt’tur.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/10/29/karisip-karmasiklasmiyorsa-bir-sey-hakkinda-konusamam/">Karışıp karmaşıklaşmıyorsa bir şey hakkında konuşamam</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="kvgmc6g5 cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql"></div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql">
<blockquote>
<h2 dir="auto">Fiziksel gerçekliğe uymayan hayali ve kurgusal (insanbiçimsel) bir gerçekliğimiz var. Tipik bir kapalı kap. Eşik cinlerimden 77 Nobel Kimya Ödüllü İlya Prigogine&#8217;nin (termodinamiğin şairi olarak da bilinir ve 60&#8217;lı yıllarda devrim yapmıştır) bütün çıplaklığıyla gösterdiği üzere içeriden ve dışarıdan enerji akışları yoksa sistemlerin var olan konumunu sürdürme eğiliminde olduğunu ve kapalı kaplarda/toplumlarda/gerçekliklerde tarihsel sonuçların hep aynı olduğunu biliyoruz. İnsanbiçimsel uygarlığımızın tüm anlam, değer ve kurallarının, yani kırmızı çizgilerinin kendimizi kapattığımız hapishanenin demir parmaklıkları olduğunu söylüyorum. Dengedeyse sistem ki &#8220;denge, biyolojide ölüm demektir, madde kör ve uyurgezerdir (sleepywalker). Uzak dengede ise madde uyanıp, dirilip görmeye başlar ve çevresiyle dayanışmaya, işbirliğine girişir. Böyle buyuruyor Ilya Prigogine, süperzerdüşt’tur. Okurken Gustav Mahler’in 2. Senfonisi yanında iyi gider.</h2>
</blockquote>
<blockquote class="td_quote td_quote_left"><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=4MPuoOj5TIw" target="_blank" rel="noopener">GUSTAV MAHLER: SYMPHONY NO. 2 &#8220;RESURRECTİON&#8221; (LUCERNE FESTİVAL ORCHESTRA, CLAUDİO ABBADO)</a></p></blockquote>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql">
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto">Etrafımızda gördüğümüz, işittiğimiz, dokunup kokladığımız, yediğimiz, içtiğimiz her şey, her nesne, her beden görece uzak dengede ve kaotik (mikroskobik) temeller üzerinde yükselip makroskobik sınırda beliren görece dengede ve düzenli şey, nesne ve bedenlerdir. Görece daha katı, sert ve hareketsiz (düzenli/dengede) şeyler daha ağırdan alıp zamana öyle yayarlar kendilerini. Örneğin dağların ya da çakıl taşlarının, kayalıkların ya da inançların, dogmaların, mitlerin ömürleri daha uzundur. Doğumları uzun sürdüğünden böyledir, ölümleri de uzun sürer.</p>
</div>
<div dir="auto">Bileşenlerimiz olan atomaltı parçacıklarının, atomların, moleküllerin toplamını aşan anlamı ve hayatı olan öbekleşmeleriz biz. Öyle ya da böyle yeniden bileşenlerimize dönüşeceğiz. Yani ölü ya da diri dünyaya gömülüyüz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Öbekleşmelere ben mahsul diyorum. Aynı zamanda da tohum olan. Mahsul var olamayacağı yere/zamana gelince var olabileceği toprağa, o doğurgan rahmin, o matrisin bildiğine, o annenin şefkatine tohum olarak ekilir. Üst, alt; alt, üst olur böylece anbean.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Mahsul tohumlardan oluşur ama tohum değildir. &#8220;More is different&#8221;, fazlası, daha fazlası farklıdır diye tabir edebiliyorum ki bu durumu ilk fark edenlerdendir Prigogine. Daha öncesinde P. W. Anderson&#8217;nun &#8220;More is different&#8221; başlıklı makalesinde karşımıza çıkar. 88 Nobel Fizik Ödüllü Robert B. Laughlin&#8217;in vurguladığı gibi &#8220;Ben karbonum, ama öyle olmaya ihtiyacım yoktur. beni oluşturan atomları aşan bir anlamım vardır.&#8221; Diğer yandan bileşenlerinin toplamını aşan anlamı ve hayatı olan şeyler bileşenlerine karşı ilgisizdir. Hatta bileşenler onlar için &#8220;saman köpeklerinden&#8221; başka bir şey değildir.</div>
<p dir="auto">
<div dir="auto"><img decoding="async" class="wp-image-5555 alignleft" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/11/kaostan-duzene-arka-kapak-scaled.jpg" alt="" width="423" height="563" srcset="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/11/kaostan-duzene-arka-kapak-scaled.jpg 1921w, https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/11/kaostan-duzene-arka-kapak-696x927.jpg 696w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" />Öte yandan denge ile uzak dengenin ya da düzen ile kaosun yüzde yüz, mutlak olmayan iki uğrak yeri olduğunu söyleyelim. <strong>İlya Prigogine</strong> ve <strong>Isabelle Stengers</strong>’in birlikte yazdıkları nefis bir kitap var: <strong>Kaostan Düzene &#8211; İnsanın Doğayla Yeni Diyaloğu</strong>. Bilirsiniz hakiki diyaloglar şaşırtıcıdır. Oysa <strong>insanbiçimsel</strong> uygarlığımız monologdan başka bir şey değil. Kibirli, buyurgan, zorba ve cahil. Cahilliği bütünden uzaklaşmak anlamında kullanıyorum.</div>
<p dir="auto">
<p dir="auto">Bebek yürümeyi öğrenirken denge ve uzak denge uğrak yerlerine vararak ilerlemeyi öğrenir. Yürümesi, ilerlemesi için adım atıp dengeden uzaklaşması gerekir, sonra diğer adımla, hop dengeye ulaşır. Yoksa yürüyemez. Toplumlar da böyledir. Uzak dengeyi, yani kaosu göze almazlarsa yürüyemezler. Tam da bu yüzden hep dengede kalmak, istikrar, düzen tehlikelidir. Kaosla korkutulmaktan söz ediyorum. Yani ölü kalmamız isteniyor, yukarıda da söylediğim gibi kör ve uyurgezer olmamız.</p>
<div dir="auto"></div>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/10/29/karisip-karmasiklasmiyorsa-bir-sey-hakkinda-konusamam/">Karışıp karmaşıklaşmıyorsa bir şey hakkında konuşamam</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5550</post-id><enclosure url="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/yeni-resim.png" length="24603" type="image/png"/>	</item>
		<item>
		<title>Yegâne şey dolaşımdır, akış /  Süleyman Deveci ile Söyleşi &#8211; almanyalılar.com</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2021/09/28/yegane-sey-dolasimdir-akis-suleyman-deveci-ile-soylesi-almanyalilar-com/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 10:39:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[#yeryüzüyeniği]]></category>
		<category><![CDATA[Altüst]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yeryüzü yeniği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=5493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buyurun bir de buradan göğe bakalım<br />
flamingoların, yavaş yavaş ama birlikte havalandığı yerden<br />
hepimiz birden mutlu olabiliriz.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/09/28/yegane-sey-dolasimdir-akis-suleyman-deveci-ile-soylesi-almanyalilar-com/">Yegâne şey dolaşımdır, akış /  Süleyman Deveci ile Söyleşi &#8211; almanyalılar.com</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Mutlubaharlarevi, İzmir, Temmuz 2020.</span></strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-5485" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/ulubirer-mutlubaharlarevi.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Süleyman Deveci<span style="color: #000000;">:</span></span></strong> Klasik bir soru ile hemen başlayalım derim. Neden şiir, nasıl başladınız şiir yazmaya, ilk ne zaman başladı? Ha bir de neden kaldınız şiirde?</p>
<p><strong><span style="color: #0000ff;">Uluer Aydoğdu<span style="color: #000000;">:</span></span></strong> Şiir, kendi anlam, değer ve kuralları olan bir organizma tıpkı sizin, benim ya da çiçekler ya da bir elöpen gibi. Bir şekilde hep karşıma çıkan, görmezden gelemediğim ve giderek kanımın ısındığı birisi. İlk ciddi karşılaşmamız <strong>T. S. Eliot</strong>’un, <strong><em>J. Alfred Prufrock’un Aşk Şarkısı</em> </strong>adlı şiirinde “Cana kıymanın da yaratmanın da zamanı gelecek” dizesiyle oldu. İrkildiğimi anımsıyorum. İrkilmek ne ki, kurşun keskinliğinde bir dize gelip alnımdan vurdu beni, abartmıyorum, oracığa yığılıp kaldım. Dize beynimde ilerlerken; keskinliğini, sivriliğini saplayıp zihnime, bir yandan da “yaladı köşesini bucağını” kalbimin. “Oyalandı bir süre” başka diyarlara inanayım diye kanat çırpan kalbimde. “Aldırmadı” beceriksizce çırpınışına koca bedenimin. Öylece, başıboş ve hülyalı atıldı genç dimağıma. Baktı, ayaklarını şiire sarkıtmış bir çocuktu sarstığı. Durmadı, cayır cayır aktı hücrelerime. Aha işe şiire yakalanmıştım iflah olmaz bir şekilde. <strong>Alacalandı mı üzüm / durmaz yürür şaraba / sonrası mı şiir kerim!</strong></p>
<p>Yeryüzünün ve evrenin oyuncuları, yani şeyler, nesneler ve bedenlerle ben diyeyim milyarıncı, siz deyin trilyonuncu nesil son derece karışık, son derece yoğun ve kendi aklı, kendi bilinci olan son model bir organizma, beden vasıtasıyla rastlaşmalarımdan, karşılaşma ve çarpışmalarımdan, yani aldıklarımı verip, verdiklerimi alma eksenli alışverişten (mübadele) oluşan bir ‘ben’in deneyimlerinden, yeryüzüne ve giderek evrene yaklaşma istikametinden başka bir şey değil yazdıklarım. Tabii bu ben’in oluşumunda, yapılanmasında kallavi bir tarih, kallavi bir coğrafya baskısı ve aynı zamanda da anti-doğa kültürel bir kibir, buyurganlık, zorbalık ve cehalet (Cehaleti, bir şeyleri bilip bilmemek anlamında değil, bütünden koparılma ve bunun farkında olmama anlamında kullanıyorum) var. Başka bir söyleyişle doğal seçilimden daha çok itilme, kıstırılma, tuzağa düşürülme bu. Bütüne, dünyaya, evrene yabancılaştırılıp uzaklaştırılma, akıştan koparılma, girdapta dönüp duran, debelenip duran, çırpınıp duran bir şeye indirgenme. Bu durumda var olduğumuzu söylemek imkânsız. <strong>John Zerzan</strong>’ın dediği gibi “mevcudiyetten sürgünlük” bu. Başka bir söyleyişle var, ama yok; yok, ama var bir boyutta atıl kalmak… Varsın, ama kör ve uyurgezer bir şekilde yapılıp edildiğin bir gerçekliği, bütünü, dünyayı, sistemi yapıp ettiğin için yok; yoksun, ama bir sistemi, gerçekliği, bütünü, dünyayı ayakta tuttuğun, o neyse, onun serpilip büyümesini, ayakta kalmasını sağladığın için var. Tipik bir girdaptır bu, kapalı bir kap, monolog.</p>
<p>Akıştan ayrı, akıştan farklı, akıştan bağımsız bir varlığım; varlığımdan ayrı, varlığımdan farklı, varlığımdan bağımsız bir akış yok, bunu söylemeye çalışıyorum. Ve kendimi durmadan daha büyük, daha karışık, daha yoğun bütünlere açıyorum. Aha işte kendilerini anbean daha büyük bir bütün atomlara açan kutlu bir halktır kuarklar. Atomlar geri kalır mı hiç, hayır, onlar da kendilerini moleküllere açıyorlar. Moleküller, etrafımızda gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, kokladığımız, yediğimiz, içtiğimiz şeylere, nesnelere, bedenlere. Bütün bu şeyler, nesneler, bedenler ise dünya hakkında birer dünya. Dünya da Güneş Sistemi hakkında bir sistem. Güneş Sistemi ise Samanyolu Gökadası hakkında bir ada…</p>
<p>Şiir, işte kendimi açtığım bütünlerden biri, ancak ‘ölü sevici’ de değilim; şimdi yeni bir durumsa, bu yeni durumun bilgisi, duygusu, şiiri, aklı da yeni olmalı. Son zamanlarda sık sık duyuyoruz “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”, deniyor ya, peki ve güzel, ama eskinin bilgileriyle, anlam, değer ve kurallarıyla hareket ediyorlar. Böylece yeni, dünyanın o en eski durumu, yürürlüğe girmiyor. Ah, evet, yeryüzü durmayarak duran, burada kalmayarak burada kalan bir beden, bakmayın siz <strong>insanbiçimsel</strong> gerçekliğimizin bir yerlere takılıp kaldığına. <strong>Yaratmaktan daha cana kıyıcı, cana kıymaktan daha yaratıcı bir şiir yok, gidiyorum. Kuş oluş tezgâhından geçtim, gidiyorum. Kendimi geçip, ülkeleri geçip, milletleri gidiyorum. Devrim oluyor, bak, devirip devirip kendimi gidiyorum. </strong></p>
<p>Şiir amaç olmaktan çok beni, verili olanın bunaltıcı, tekdüze gerçekliğinden kaçıran bir &#8216;kaçış çizgisi&#8217;&#8230; Ve bu nedenle en azından dışarıya bakabilme cesareti veriyor bana. Ah, evet   her şeyin kabul olarak değil soru olarak anlaşılması gerektiği durumlara bükülüyorum hep. Varoluş, bir ölüm-kalım süreci olmaktan daha çok bir olanaklar alanı, seçim yapmaya, oluşmaya, burada kalmamaya bir davet. İşte, böyle böyle akıp gidiyorum bir akışkanın içinde bir akışkan olarak. Katılaşmalara yüz vermeden, bir düşünceye, ideolojiye, inanca, dine, mitlere, hikayelere takılıp kalmadan. <em>Durmayarak durma diyor buna bilge, gidiyorum.</em> Kaçış sanatı, yani şiir, hiçbir yerde kalmamaktır. Durumlar yaratıp yaratıp durumlara göre hareket etmek.  Durmadan fışkırmak, evsizlik oyunu ya da ağzı yakan bir bardak çay içmek, şimdi-burada oluşmak, tay-tay durmak.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Süleyman Deveci</strong><span style="color: #000000;">:</span></span> Kitaplarınıza gelelim şimdi. Bulabildiklerim <strong>“Yaşlı Büyücünün Memeleri /1994, Hayal/Et Hiç Bitmeyecek Çünkü /2005, Sözcük İçinde Sözcük En İçte Sen, Denizsuyukasesi /2006, Yeryüzü Yeniği / 2013”. Biraz onlardan bahseder misiniz? Ne anlatıyorsunuz bize, sonra bir de nasıl anlatıyorsunuz?</strong></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Uluer Aydoğdu</strong><span style="color: #000000;">:</span></span> 80&#8217;lerin sonu, 90’ların başı, <strong>Yalçın Küçük</strong>, 60’lar için şahane yıllar diyordu, ben de, tabii, daha çok kendi bireysel tarihim anlamında 90’lar için şahane yıllar diyeceğim. Devirip devirip yerleşik benliğimi evirildiğim yıllar.</p>
<p>İşte, 90&#8217;ların başında <strong>Prospero Yayınları</strong>&#8216;nda çalışıyor, aynı zamanda da <strong>Ankara Sanat Kurumu</strong>’nun bültenini hazırlıyor, kurum etkinliklerinin organizasyonuna yardım ediyordum. Yakın zamanda kaybettiğimiz ressam, öykücü, şair <strong>İsmail Gümüş</strong> kurumun başkanıydı. Hemen hemen her gün Emek 2. Cadde&#8217;deki atölyesindeyim. Ressamların, yazarların, şairlerin buluşma yeriydi atölye. <strong>Gümüş Tapınak</strong>, diyordum oraya, şiire, gelecek güzel günlere alamet açıklık… Hani, “Yükseltin tavan kirişlerini ustalar” diyor ya<strong> Salinger</strong>, <strong>Gümüş Tapınak</strong>&#8216;ta da varoluşun kirişleri, kolonları yükseltiliyordu. Dünyanın yapım ve tamir işine emek verenlere selam, saygı ve mis kokulu çiçekler.</p>
<p>O sıralar tam zamanlı serseriydim, varoluş huzursuzu, bahar zirzopu, gam seli, ağlarken balina… <em>Anksiyete</em><em>, borderline atakları, obsesyonlar…  </em>Tam da o günlerde önce <strong>Engin Geçtan</strong>‘la ve hemen sonrasında da yönlendirmesiyle <strong>Gülseren Günçe</strong>‘yle tanıştım.<strong> </strong></p>
<p><strong>Varoluş ve Psikiyatri </strong>(Engin Geçtan, Metis Yayıncılık, İstanbul, 1990.), nelere kadirdir nelere, eşik cinlerimdendir <strong>Engin Geçtan</strong><em>. </em></p>
<p><strong>Gülseren Günçe</strong>, psikiyatrist ve kallavi şair <strong>Ergin Günçe</strong>’nin eşi. Eşik cini olduğundan eminim Gülseren hanımın, yakalanıp dönüp durduğum, çırpınıp durduğum, debelenip durduğum girdabın farkına varıp esaslı ve zorlu bir ‘oluş hamlesi’ ile akışa, yani varoluşa döndüm sayesinde.</p>
<figure id="attachment_5491" aria-describedby="caption-attachment-5491" style="width: 491px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5491" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/yasli-buyucunun-memeleri-1.jpg" alt="" width="491" height="872" /><figcaption id="caption-attachment-5491" class="wp-caption-text"><strong>Yaşlı Büyücünün Memeleri, Uluer Aydoğdu, Prospero Yayınları, Ankara, 1994.</strong></figcaption></figure>
<p><strong>Yaşlı Büyücünün Memeleri</strong> (Yaşlı Büyücünün Memeleri, Prospero Yayınları, Ankara, 1994), tam da o günlerin toplamıdır. Prospero Yayınları’nın sahibi <strong>İsmail ağabey</strong> (<strong>Gençtürk</strong>), “<strong>hadi ilk kitabını çıkaralım</strong>” dediğinde ta buralara kadar bükülmüş oldum.</p>
<p>Nesnel / fiziksel gerçekliğe, yani varoluşa, akışa aykırı, düşman anlam, değer ve kuralların yaşlı bir büyücünün memeleri gibi süt ve zevk vermediğini, yeni bir meme bulmak gerektiğini düşünüyordum. Hâlâ da öyle. Tabii, daha önceleri şiirime, kanıma giren <strong>T. S. Eliot</strong>‘un “yaratmanın ve cana kıymanın zamanı gelecek, henüz zamanımız gelmedi”, diye itelediği durmayarak durmaya, yani burada kalmayarak burada kalmaya alamet bir açıklıkta <strong>cana kıymaktan daha yaratıcı, yaratmaktan daha cana kıyıcı bir şiir var mı, yok, gidiyorum</strong> (yukarıda söz etmiştik) diye kaçış çizgisi alıştırmaları yapıyordum. <strong>Pırrr Bilim</strong> tahsil etmekle meşguldüm bir yandan da. Bu arada hemen söyleyeyim <strong>Pırrr</strong> yegâne şiirdir, tek, biricik ve eşsiz.</p>
<p>İlk şiirim <strong>Çağdaş Türk Dili</strong> dergisinde yayımlandı (Ağustos-Eylül 1989 Sayı:18):</p>
<p><strong>Şehirlerde </strong></p>
<p>Bağbozumlarında</p>
<p>küfe küfe sevgi taşırken</p>
<p>sepet sepetken umudum</p>
<p>üzüm yaprağı gibi yeşildim</p>
<p>ve umudun pekmez gibi aktığı gecelerde</p>
<p>şıra kaynardı masaralarda</p>
<p>pastık yapardı kızlar analar</p>
<p>sonra yalınayak sevdamı</p>
<p>çiğnediler şehirlerde</p>
<p>orada burada.</p>
<p>İlk kitabımdan, <strong>Yaşlı Büyücünün Memeleri</strong>’nden de bir şiir olsun isterim tabii uygun görürseniz.</p>
<p><strong>Üst Baş’lık</strong></p>
<p>Geceye başlık benimle kırıştıran ay. Kulağıma</p>
<p>hangi sevdalar, sönmüş yıldızlar zonklar</p>
<p>kristal bardak</p>
<p>eski rakılara terleyen filinta bir bedendir</p>
<p>topu topu yirmiz sekiz sayfalık kitapta</p>
<p>birkaç cümle var</p>
<p>ah, hangisinin altını çizsem</p>
<p>pıhtılaşmış kan sağıyor yüzüm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Afyona müptela çocuk kaç zamandır</p>
<p>İstanbullara, özellikle eskisine</p>
<p>gider, orada özlerim seni</p>
<p>antika dükkanlarında ararım her parçanı</p>
<p>yapıştırabilir miyim diye tenimdeki eksik yerlere.</p>
<p>Ama fundalıkları soracak olursan</p>
<p>yeşil fresklerdir onlar</p>
<p>aşkın totemi nedir ki acaba</p>
<p>gelişini çizsem duvarlara. Kesinlikle.</p>
<p>İkinci kitap ise on bir yıl sonra: <strong>Hayal/Et Hiç Bitmeyecek Çünkü, Pervaz Yayınları, Ankara, 2005</strong>. Hemen bir yıl sonra ise bir fanzin kitap: <strong>Sözcük İçinde Sözcük En İçte Sen, Denizsuyukasesi, İzmir, 2006</strong>. Ve son kitabım: <strong>Yeryüzü Yeniği, Zımba Kitap, Bursa, 2013</strong>.</p>
<p>Sorunuza gelecek olursam: Bana göre “doğru olmayan sözcükleri” bulmamız gerekiyor. Oluşları, akışları, akışkanlıkları var edecek sözcükleri. “Bir üslup, kendi ana dilinde kekelemektir. Bu çok güçtür, çünkü bu tip bir kekelemenin gerekliliği olmalıdır. Bu, sözlerinde kekeme değil, kendi dilinde kekeme olmaktır. Ana dilinde yabancı gibi olmak. Bir kaçış çizgisi yapmak.” Diyeceğim dil, hiçbir zaman homojen bir sahada hareket etmez. Kekeleyen bir şiir oluşmak, işte güç olan budur. “Tek dilde bile ikili olmamız gerekir, kendi dilimizde bile ergin olmayan bir dilimiz olmalı, kendi dilimizde azınlık bir dil yaratmalıyız. Çok dillilik, her biri kendi içinde bağdaşık (homojen) olan birçok sistemin sahip olduğu şey değildir; kaçış çizgisi veya değişim çizgisi bir sisteme bulaşır ve onun bağdaşık (homojen) olmasını önler.” Velhasıl, <strong>Proust</strong>’un dediği gibi “Güzel kitaplar yabancı dildeymiş gibi yazılmışlardır.”</p>
<p>Tabii, bu söylediklerimin neresindeyim bilmiyorum. Ancak <strong>Picasso</strong>, “ben aramam bulurum” diyordu. Benim bulduğum da bu işte. Şiir böyle mi yazılır diyenlere de <strong>Nasreddin Hoca</strong>’nın fıkrasıyla cevap vereyim:</p>
<p><em>Nasreddin Hoca’ya gittiği misafirlikte;</em></p>
<p><em>“Saz çalmasını bilir misin?” diye sormuşlar.</em></p>
<p><em>“Bilirim” deyince, “Sazını dinleyelim hocam” diyerek eline bir saz tutuşturmuşlar.</em><em> </em></p>
<p><em>Hoca mızrabı almış, sabit bir perdede elini basılı tutarak tellere vurmaya başlamış.</em></p>
<p><em>“Saz böyle mi çalınır Hoca?” demişler,</em></p>
<p><em>“Sol elini perdeler üzerinde gezdirmen lazım.”</em></p>
<p><em>“Onlar arıyorlar”, demiş Hoca;</em></p>
<p><em>“Ben buldum. İşte tam burası.”</em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Süleyman Deveci</strong><span style="color: #000000;">:</span></span> Hocam küstahlık olsun diye sormuyorum ama adı şu an aklıma gelmese de adam “şairler ve öykücüler en büyük asalaktırlar” demiş. Bu konuda neler söylersiniz? Sahi şairler asalak mıdırlar? Neden? Yani herkesin şiir yazdığını zannettiği bir diyarda şiir yazmak gerçekten o kadar kolay ve basit midir?</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Uluer Aydoğdu</strong><span style="color: #000000;">:</span></span> “Şairler ve öykücülerin en büyük asalak olduğunu” kim söylemiş, niye söylemiş bilmiyorum ancak aklıma hemen <strong>Jonathan</strong><strong> Swift</strong> geldi. “Küçük pirenin üzerinde/ Daha küçük pireler görüyor doğa bilimci, / Bu küçük pirelerden besleniyor daha da küçükleri/ Ve sonsuza dek sürüyor bu pirelenme süreci”. Dahi matematikçi <strong>Benoît B. Mandelbrot</strong>, <strong>Fraktal Yapılanma</strong> diyordu bu duruma ve Swift’tin bu tekerlemesini çok seviyordu. Bir de <strong>Adorno</strong>, toplumsal nemadan aldıkları pay diğerlerine göre az olduğu için şairler arasındaki rekabetin daha yaman olduğundan söz eder.</p>
<p>Diğer yandan, merkezlerin çözülmeye, dağılmaya başlaması ile büyük adamların, büyük sanatçıların devri bitti. Şimdi herkes büyük adam, herkes kendi bütünselliği içinde büyük düşünür, büyük sanatçı. Güçlü bir ağ oluşumu söz konusu ve bu ağın herhangi bir noktasında yer alanlar arasında önemli ya da önemsiz diye bir şey söz konusu değil. Yegâne şey dolaşımdır çünkü, akış. Şiir de dolaşım ve akıştır. Önemli olan şiirin dolaşımıdır, değiş tokuşudur ki ben sana bir şiir okuduğumda sen de bana bir şiir okursun, hobaa… Bir şiiri, şiir katına yükselten bir akış var öyleyse, bir dolaşım, bir değiş tokuş. Akışı elinde tutanların sınırlı oluşu kuşkusuz akışın yönlendirilmesini, manipüle edilmesini kolaylaştırır. Böylece herkesin içinden geçmesi gereken kodlar oluşur. Örneğin iyi şiir &#8211; kötü şiir. Öyle değil mi ‘şiir rahipliğine’ soyunan kimi şair ve dergi şiirin koruyucusu havasındalar, ama geçti onların pazarı. <strong>Komünist Manifesto</strong>’daki şu ifade söylemeye çalıştığım şeyi en yalın ve şiirsel şekilde söylüyor: “<strong>Her şey dağılıyor, merkez yerinde durmuyor</strong>.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Süleyman Deveci</strong><span style="color: #000000;">:</span></span> Politik olmayan, içinde bulunulan mevsimi umursamayan, aşkı ve ölümü görmezden gelen şiir var mıdır?</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Uluer Aydoğdu</strong><span style="color: #000000;">:</span></span> Şiir de dünya hakkında bir dünyadır. Başta söylemiştik, tıpkı bütün şeylerin, nesnelerin, bedenlerin de dünya hakkında birer dünya ya da gerçeklik olması gibi. Dünya olmasaydı bunları konuşuyor olmayacaktık, öyle değil mi? Ancak tersinden bakarsak bu şeyler, bu nesneler, bu bedenler olmasaydı dünya da olmayacaktı.</p>
<p>Uzaktan, dışarıdan bakıldığında tek parça bir bütün olarak görünen dünyanın, yakınlaşıp içine girince enva-i çeşit şeyleri, nesneleri, bedenleri, renkleri, şekilleri, anlam, değer ve kuralları içerdiği görülür. Şeyler, nesneler, bedenler rastlaşmalar, karşılaşmalar, etkileşimler yani birbirleriyle çarpıcı ve dinamik bir ilişkiler ağıyla tek parça bir bütün olarak dışa vurur. Senin, benim, hepimizin dışavurumudur toplum, dünya, sistem, bütün, gerçeklik…  Yapılıp edildiği gerçekliği yapıp eden bir şeyden, bir nesneden, bir bedenden söz ediyorum, kendi kendine, kendini var ettikçe var olup, var oldukça kendi kendine, kendini var eden. Bir altüst / üstalt oluş bu. İçin dışavurumu / dışın içe. Tohum gidip mahsul / mahsul gidip tohum olur… Hepsi bu sahnede, varoluş sahanlığında.</p>
<p>Kendi kendine, kendisiyle beslenen bir şey işte; kendi kendine, kendi canına kıydıkça kendini yaratan; kendini yarattıkça kendi canına kıyan bir organizma. Anbean kendi yasını tutup kendi şölenini kutlayan bir <strong>özyapım</strong> ve <strong>özyıkım</strong>. Kendi kendine, kendinin tohumu, mahsulü, doğurgan rahmi.</p>
<p>Var olamayacağı yere varınca mahsul, yani imkân ve kabiliyetlerini tüketince, gidip var olabileceği yere tohum olarak gömülüp ekilir. Aha işte üst alt olur. Toprağın üstündekiler bir çalım, bir çalım dolaşa dursunlar, aynı zamanda da uzay-zaman düzenlemelerinin tohumlarından başka bir şey değiller.</p>
<p>Kendi kendine, kendini harmanlıyor dünya işte. Harman ola, harman ola, harman&#8230; Övgüm harman yeri dünyaya, övgüm harman oluşadır.</p>
<p>En zor olan hiç kuşkusuz var olmaktır. Var olmak; varlığını, sanki birbirlerinden ayrı, birbirlerinden farklı, birbirlerinden bağımsız şeyler, nesneler, bedenler olabilirmiş gibi ‘rakip’, ‘düşman’ ve “olmak ya da olmamak” yanılsaması üzerinden atıl bırakan, ama doğru söylüyorum ‘hiç eden’ bütünün, neyse o, gerçekliğin, sistemin, dünyanın farkına varıp bu döngüden, bu tuzaktan, bu ağdan kurtulup özgürleşmektir. Kör ve uyurgezer bir şekilde yapılıp edildiğin gerçekliği yapıp etmekten, o dünyadan elini ayağını çekmekten söz ediyorum. Uyanmaktan, dirilmekten, ayağa kalkmaktan… Değilse yoksun, değilse “mevcudiyetten sürgün”sün. Yoksan ne yapabilirsin ki!</p>
<p>Hele bir uyanıp kalmaya gör!</p>
<p>Şöyle bitireyim:</p>
<p><strong>Buyurun bir de buradan <em>göğe bakalım</em></strong></p>
<p><strong>flamingoların, yavaş yavaş ama birlikte havalandığı yerden</strong></p>
<p><strong>hepimiz birden mutlu olabiliriz.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-5489" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/kitaplarim-1.jpg" alt="" width="374" height="664" /></p>
<p>Teşekkürler <span style="color: #ff0000;"><strong>almanyalılar.com</strong>.</span></p>
<p>Teşekkürler değerli <strong><span style="color: #ff0000;">Süleyman Deveci</span></strong>.</p>
<p><strong>Eli gidip gözü değenlere de selamlar</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/09/28/yegane-sey-dolasimdir-akis-suleyman-deveci-ile-soylesi-almanyalilar-com/">Yegâne şey dolaşımdır, akış /  Süleyman Deveci ile Söyleşi &#8211; almanyalılar.com</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5493</post-id><enclosure url="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2021/09/ulubirer-mutlubaharlarevi.jpg" length="20599" type="image/jpeg"/>	</item>
		<item>
		<title>Kâinatın ağrıyan yeri insan</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2021/09/13/duzen-kaos/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 12:39:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[termodinamik]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=5445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklıyken, yani dengedeyken, yani düzenliyken tek parça bütünsün. Bütünün konuşmaya ihtiyacı yoktur. Ne zaman bir yerin ağrır, orası dillenmiş, konuşmaya başlamıştır. Kâinatın ağrıyan yeri insan tam da budur.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/09/13/duzen-kaos/">Kâinatın ağrıyan yeri insan</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong>Sağlıklıyken, yani dengedeyken, yani düzenliyken tek parça bütünsün. Bütünün konuşmaya ihtiyacı yoktur. Ne zaman bir yerin ağrır, orası dillenmiş, konuşmaya başlamıştır. Kâinatın ağrıyan yeri insan tam da budur.</strong></p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2021/09/13/duzen-kaos/">Kâinatın ağrıyan yeri insan</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5445</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kaostan düzen doğar</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Dec 2019 17:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[alev]]></category>
		<category><![CDATA[ayların en zalimi]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[büyük boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[capra]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dirim]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[eliot]]></category>
		<category><![CDATA[fiziğin taosu]]></category>
		<category><![CDATA[frijot capra]]></category>
		<category><![CDATA[Ilya Prigogine]]></category>
		<category><![CDATA[Isablle Stengers]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[kaostan düzene]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa armağan]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[parsifal]]></category>
		<category><![CDATA[şivanın raksı]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[universe]]></category>
		<category><![CDATA[uzak denge]]></category>
		<category><![CDATA[valery]]></category>
		<category><![CDATA[weber]]></category>
		<category><![CDATA[yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[yeni bir düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[yok etme]]></category>
		<category><![CDATA[zaman burada uzaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman inşadır]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Oku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=3664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Frijot Capra’nın Fiziğin Tao’su (Fritjof Capra, Türkçesi: Kaan H. Ökten, Arıtan Yayınevi, İstanbul, 1991) adlı kitabının alt başlığı ilginçtir: Şiva’nın Raksı.&#160; Atom altı parçacıkların dansını Hint tanrısı Şiva’nın raksına benzeten Capra’nın, öncesinde yazdığı Şiva‘nın Raksı, adlı makalesinden çıkmıştır bu kitap (Yeni Bir Düşünce, Fritjof Capra, Türkçesi: Mustafa Armağan, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1992). Dansla kaos arasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/">Kaostan düzen doğar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/12/kaos-ters-dc3b6nmc3bcc59f-dc3bczendir.png?w=675" alt="" class="wp-image-3665" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Frijot Capra’nın <strong>Fiziğin Tao’su</strong> (Fritjof Capra, Türkçesi: Kaan H. Ökten, Arıtan Yayınevi, İstanbul, 1991) adlı kitabının alt başlığı ilginçtir: Şiva’nın Raksı.&nbsp; Atom altı parçacıkların dansını Hint tanrısı Şiva’nın raksına benzeten Capra’nın, öncesinde yazdığı <strong>Şiva‘nın Raksı</strong>, adlı makalesinden çıkmıştır bu kitap (Yeni Bir Düşünce, Fritjof Capra, Türkçesi: Mustafa Armağan, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1992). Dansla kaos arasında doğrudan bir ilişki kurulabilir mi bilmiyorum ama Prigogine’den yola çıkarak dengedeyken kör olan maddenin uzak dengede uyanıp yakın / uzak çevresiyle dayanışmalara, işbirliğine giriştiğini biliyoruz. Ve burada bir düzen kırılması söz konusudur. Dengedeyken gerilen düzen büyük bir patlamayla (Big Bang) yayılıp dağılmaya başlar ki bu duruma uzak denge ya da kaos deriz. &nbsp;</p>



<p class="has-medium-font-size">Diğer yandan <strong>Kaostan Düzene</strong>’de Weber, Prigogine’ye “Şimdi bilim, Şiva’nın dansıyla sembolize edilebilir mi?”, diye sorar. Prigogine, “Evet, Hintli bir arkadaşımdan, Şiva’nın bir elinde bir müzik aletini, bir davulu; diğerinde ise bir alevi tuttuğunu duymuştum. Alev, yok etme; davul ise yaratmadır. Ruh, hem yok etmeyi hem de yaratmayı birleştiriyor”, diye cevap verir. Weber’in, Lama Goinda gibi Budist bilim insanlarından aktardığı üzere “… Şiva’nın dönüştürmeci kozmolojideki dinamik prensip olarak algılanmasıyla” Prigogine ve Stengers’in “kaostan düzen doğar” şeklindeki yaratıcı kâinatının birbirinden çok da uzak olmadığını söylemek mümkün.</p>



<p class="has-medium-font-size">Valery’nin dediği gibi “zaman inşadır”. Burada ilginç bir bilgi verebiliriz: Doğumları, yani inşaları uzun süren şeylerin ölümleri de uzun sürer. Bu şeyler görece olarak katı, sert ve hareketsiz görünen şeylerdir. Bir başka deyişle düzenli, dengede şeylerden, nesnelerden, bedenlerden söz ediyoruz. Örneğin dağlar, kayalıklar. Ancak dışın dışın olmasa da için için gıvışdayıp raks ettiklerini söyleyebiliriz. Şunu söylemeye çalışıyorum: Düzen ile kaos iç içedir. Mutlak, yüzde yüz bir düzen olmadığı gibi mutlak, yüzde yüz kaos da yoktur. Mutlak bir denge, yüzde yüz bir denge olsaydı hiçbir şey olmazdı, olmazdım, olmazdınız. Düzen kaosa bükülürken kaostan da düzen doğar. Şu anda kendi bedenlerimiz dahil etrafımızda gördüğümüz, işittiğimiz, dokunduğumuz, kokusunu içine çekip yediğimiz içtiğimiz her şey, her nesne dengedeyken gerilen enerjinin devasa bir tazyikle boşalıp yayılmasının, dağılmasının ürünü. Yukarıda demiştik Big Bang (Büyük Patlama) diye. Böyle denmesinin nedeni baştaki tazyikin şiddetinden dolayı. Değilse patlayan bir şey falan yok. Belki, ‘baharı karşı konulmaz kılan bir enerji biriktirir doğa, kışın’ dersem daha iyi anlaşılır. Ah, evet “ayların en zalimi” bu yüzden “Nisan”dır. Bana ne diyemezsin! Uyanıp ayağa kalkar, yani dirilirsin. Aha işte küçük bir büyük patlama.&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="has-medium-font-size">Parsifal’da ne deniyordu: “Zaman, burada uzaylaşıyor”.</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/">Kaostan düzen doğar</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/12/14/kaostan-duzen-dogar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3664</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dirim ile ölüm iki kırılgan uğrak yeridir birbirinin tersten fotağrafı</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/11/20/dirim-ile-olum-iki-kirilgan-ugrak-yeridir-birbirinin-tersten-fotagrafi/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/11/20/dirim-ile-olum-iki-kirilgan-ugrak-yeridir-birbirinin-tersten-fotagrafi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 10:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük patlama]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[Kaostan düzen doğar]]></category>
		<category><![CDATA[Nesnel]]></category>
		<category><![CDATA[raks eden kaos]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuklayan]]></category>
		<category><![CDATA[uzak denge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=3606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bütün her şeyi, her nesneyi, her bedeni, ilişkileri, etkileşimleri ve kuvvetleri uyumlu bir bütün kılacak bir sentez (her şeyin teorisi) ütopyadır. Çünkü bu, ancak her şeyi dengede tutarsanız olabilir ama denge ölüm halidir, tıpkı barış gibi hiçbir şeyin olmadığı. Düşünsenize mutlak, yüzde yüz bir denge olsa hiçbir şey olmazdı, olmazdım, olmazdınız. Tabii uyuklayan bir kayalığın [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/11/20/dirim-ile-olum-iki-kirilgan-ugrak-yeridir-birbirinin-tersten-fotagrafi/">Dirim ile ölüm iki kırılgan uğrak yeridir birbirinin tersten fotağrafı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/04/bahar-bahar-baharc4b1yoruz.jpg?w=800" alt="" class="wp-image-1552" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Bütün her şeyi, her nesneyi, her bedeni, ilişkileri, etkileşimleri ve kuvvetleri uyumlu bir bütün kılacak bir sentez (her şeyin teorisi) ütopyadır. Çünkü bu, ancak her şeyi dengede tutarsanız olabilir ama denge ölüm halidir, tıpkı barış gibi hiçbir şeyin olmadığı. Düşünsenize mutlak,  yüzde yüz bir denge olsa hiçbir şey olmazdı, olmazdım, olmazdınız. Tabii uyuklayan bir kayalığın raks eden kaos olduğunu da söylemeliyiz burada. Her şeyin vığıl vığıl  gıvışdadığını, kımıldadığını söylüyorum. Kış, yüzde yüz, mutlak kış değildir. Denge, her şeyin görece olarak daha az kımıldayıp titreştiği fazdır (görebilen gözler onun, aynı zamanda da uzak denge, yani kaos olduğunu görüyor). Sonra, hobaaa, büyük bir patlama, boşalma da diyebiliriz&#8230; Sabahları uyanıp ayağa kalkmak, yani dirilmek küçük bir büyük patlama değildir de nedir!.. </p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/11/20/dirim-ile-olum-iki-kirilgan-ugrak-yeridir-birbirinin-tersten-fotagrafi/">Dirim ile ölüm iki kırılgan uğrak yeridir birbirinin tersten fotağrafı</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/11/20/dirim-ile-olum-iki-kirilgan-ugrak-yeridir-birbirinin-tersten-fotagrafi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3606</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Biz burada, yok’u akla getireceği için hiçbir şeye var demeyiz</title>
		<link>https://ulueraydogdu.com/2019/11/19/soyle-kalp-irisi-bir-mana-tanecigi-bulabilir-miyim-diye-eselendigimdir/</link>
					<comments>https://ulueraydogdu.com/2019/11/19/soyle-kalp-irisi-bir-mana-tanecigi-bulabilir-miyim-diye-eselendigimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Uluer Aydoğdu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2019 12:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çilliplopom diyarı]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[denizsuyukâsesi yaz 2019]]></category>
		<category><![CDATA[dirim]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[iskambil kağıtları kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaos]]></category>
		<category><![CDATA[karmaşıklaştıkça]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak]]></category>
		<category><![CDATA[uluer aydoğdu]]></category>
		<category><![CDATA[uzak denge]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<category><![CDATA[yokluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzde yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ulueraydogdu.com/?p=3597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çilliplopom Diyarı Biz burada, yok’u akla getireceği için hiçbir şeye var demeyiz. Biz burada, kötülüğü var edeceği için hiçbir şeye iyi demeyiz. Biz burada, önemsize işaret edeceği için hiçbir şeye önemli demeyiz. Biz burada her şeyi birbirine bağlayan ortak kalıpla ilgiliyiz. Ve bu kalıp uyarınca karmaşıklaştıkça daha çok, daha çok bağlanıyoruz birbirimize. Kötülüğü mü yok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/11/19/soyle-kalp-irisi-bir-mana-tanecigi-bulabilir-miyim-diye-eselendigimdir/">Biz burada, yok’u akla getireceği için hiçbir şeye var demeyiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/11/alacalandc4b1-mc4b1-c3bczc3bcm.png?w=695" alt="" class="wp-image-3598" /></figure>



<p class="has-large-font-size"><strong>Çilliplopom Diyarı</strong></p>



<p class="has-medium-font-size">Biz
burada, yok’u akla getireceği için hiçbir şeye var demeyiz.</p>



<p class="has-medium-font-size">Biz
burada, kötülüğü var edeceği için hiçbir şeye iyi demeyiz.</p>



<p class="has-medium-font-size">Biz
burada, önemsize işaret edeceği için hiçbir şeye önemli demeyiz. </p>



<p class="has-medium-font-size">Biz
burada her şeyi birbirine bağlayan ortak kalıpla ilgiliyiz. Ve bu kalıp
uyarınca karmaşıklaştıkça daha çok, daha çok bağlanıyoruz birbirimize. </p>



<p class="has-medium-font-size">Kötülüğü mü yok etmek istiyorsun, iyiliği ortadan kaldır. İskambil kağıtları kulesidir bu! İkilikler üzerinden yükselip yapılanan. Ancak kağıtlardan bir tanesini aradan çekersem kule kendiliğinden yıkılır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://ulueraydogdu.com/wp-content/uploads/2019/04/c4b0yinin-ve-kc3b6tc3bcnc3bcn-c3b6tesinde.jpg?w=576" alt="" class="wp-image-1428" width="144" height="256" /></figure>



<p class="has-medium-font-size">Şu bilinmeli: Birbirini ‘dışarılayan’ her şey aslında birbirini buyur edip içeriye alıyor, yani içeriliyor. Bu yüzden mutlak, yüzde yüz bir varlık/yokluk, ölüm/dirim, kış/bahar, düzen/kaos, uyku/uyanıklık, denge/uzak denge yok. Mutlak, yüzde yüz diye bir şey olsaydı hiçbir şey olmazdı.   </p>
<p><a href="https://ulueraydogdu.com/2019/11/19/soyle-kalp-irisi-bir-mana-tanecigi-bulabilir-miyim-diye-eselendigimdir/">Biz burada, yok’u akla getireceği için hiçbir şeye var demeyiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://ulueraydogdu.com">Uluer Aydoğdu</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ulueraydogdu.com/2019/11/19/soyle-kalp-irisi-bir-mana-tanecigi-bulabilir-miyim-diye-eselendigimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3597</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
