Kategoriler: Genel

Potlatch

Potlatch, unutulmuş bir şey! Kızılderililer, verilen armağana (gift) sessiz kalmazlardı, karşılığında bir şey verirlerdi hiç tereddüt etmeden. Marcel Mauss -işbölümü teorisini ortaya atan Emile Durkheim’ın yeğeni ve çalışma arkadaşı- The Gift (Armağan) adlı kitabında “potlatch’ı bölünmenin olumsuzlanması, bütünün onaylaması” olarak görür. “Bu”, der Mauss potlatch için, “hiç kimsenin dışlanmasına gerek olmayan -ya da dışlanması imkânsız- ilk yuvarlak masaydı.”

Potlatch, Mauss’a göre Altın Çağ’ın bir yankısıdır da aynı zamanda. Buraya bir parantez açarsak: 1930’de Luis Bunuel’in çektiği L’age Do’r (Altın Çağ) filmi, modern zamanlara küfürdür,  varoluştan kaçarken yakalandığımız girdaba esaslı bir karşı çıkış.

Potlatch, hiç de yabancı olmadığımız bir alışveriş biçimi aslında: Nefes alırken az önce aldığım nefesi vermek zorundayım. Aldığımı vermekten, verdiğimi almaktan söz ediyorum. Bilmem kaçıncı nesil ve son derece karmaşık bir bedenin yapıp ettiği işten… ‘Ben’ denilen şeyin bu alışverişte bir dahli yoktur. Beden, kendi kendine nefes alıp verir.

Yazar
Uluer Aydoğdu

Son Yazılar

Dedim abi

Dedim abi bu iş böyle gitmez...

3 hafta önce

Gitmek, ters dönmüş gelmek

Çilliçotlu

1 ay önce

KADIN GİTTİ KRİSTAL OLDU, ÖYLE İSTEDİ

KADIN GİTTİ KRİSTAL OLDU, ÖYLE İSTEDİ

3 ay önce

Gülümse

Gülümse

4 ay önce

Nasıl yani!

Fotoğraf: Hülya Özel Aydoğdu Böyle çirkin nasıl olabildin yahu! ❤️💛🧡💙💚💜

4 ay önce