Beni Haşim uyandırdı bir hışımla beni Nazım beni kalbim doğurgan rahmim benim sıçrama tahtam.
Yalçın Küçük, “Cumhuriyet’i çökertme savaşının; edebiyat, düşün ve yayın cephesinde başladığını” sık sık vurgular. Özellikle de Küfür Romanları bu bağlamda…
Kuşlar var, iyi ki, inanalım diye başka diyarlara, nehirler akar hiç bıkmadan, rastlaşır ve severiz birbirimizi, zamanın aktığı istikamette defalarca…
Dünya hakkında bir dünyayım. Karınca da dünya hakkında bir dünya. Ağaçlar da dünya hakkında birer dünya. Tüm şeyler, nesneler, bedenler…
Ne kadar rahmetli olacak şu bedenim, hı belki de bir evin tuğlası? Önümüzdeki şiirlere bakacağız artık. Ne kadar toprak eder…
Yıkımı yıkıp buraları şiirlik buraları aşklık buraları yoldaşlık yapmalı
Eşelendiğimdir şöyle kalp irisi isyan kırmızısı bir mana tanesi bulabilir miyim deyü dünya denen bu tümsekte dört boyutlu şu uzay-zaman…
Şiire kalktığında dizeleri kızarıp bozaran, kekeleyen bir şiir oluşmak, yeni, cesur ve şen bir gramere girişmek, işte güç olan budur.