‘Pırrr Bilim’ tahsil etmekle meşgul biriyim ben


Uyuklayan kayalıkların bile

raks ettiği bilinen bir şeydir kuşlar arasında

 ‘Pırrr Bilim’ tahsil etmekle meşgul biriyim ben.*

*Kalbim, kaburgalarımın arasında küçük bir gök cismi, Üvercinka, 2019.

Aynı evrenin mahsulü ve tohumu aynı dünyanın mahsulleri ve tohumlarıyız. Gerçekliğimiz bu. Hakikat ise tek parça, ayrılmaz, bölünmez bir bütündür.

Var olamayacağı yere varınca mahsul, var olabileceği yere, toprağa, o daima doğurgan rahme, o emin ellere, onun bildiğine gömüp eker kendini. Faz geçişidir bu. Tıpkı sistemin toplam enerji seviyesinin kritik bir seviyeye geldiğinde faz geçişleri yapması gibi.

Ne kadar rahmetli olacak şu bedenim, hı

belki de bir evin tuğlası.

Genkabı

Burada bilinmez hakikatin işçisi insan anlatılır
hayat, taç yaprakları aç, gelişigüzel oyundur
burada faz geçişleri anlatılır, çekerlerin rastgeleliği
Türkiye, şu canım kristal birikintidir
burada ulu bir er'in Kû boyundan geldiği anlatılır
 
Genkabı'yım ben
İhtiyazorlar da var içimde
kah kih koh
sivri burunlu fareler de
görünmezler ama bende yaşar
eğrelti otları da Kû'lar da.
 
İsterler, kuşlar gibi cıvıldarım
onların mağlubuyum ben, onların mağlubu
sürüyle istikamet var içimde
sürüyle münakaşa
ben eşlik ederim yalnızca
hayat denen sızıya.
 
İtiraz etmeyi ne bilirim
genkabı'yım ben
ağla der içlerinden biri, ağlarım balinalar gibi
hüzün de var içimde
neyleyim, peşimdedir külhanbeyi ölüm
pencere pervazına dayanmış dirsekler de.
 
Onlar buyurur
ben savaşırım velhasıl
yürü derler yürürüm geleceğe
felsefe taşırım, mimik taşırım, işaret
ah, evet
genkabı'yım ben.
 
Bundan daha hüzünlü tay yok
işte o taylı hüzünle
mahsus şiir eder gözlerinizden öperim.
 
Belki de modası geçiyor insanın, dert etmeyin geleceği
işbu sıracalı şiirde, kâinatın ağrıyan yeri insan
anlatılmıştır
kazıyın hele bir, denemesi bedava
katı halleri vardır insanın, akışkan halleri, uçuşkan
birer Kû'yuz belki de
katılaştığı için uçmayı unutan.

Yeryüzü Yeniği, Uluer Aydoğdu, Zımba Kitap, Bursa, 2013.

Genkabı

Uluer Aydoğdu

Burada bilinmez hakikatin işçisi insan anlatılır
hayat, taç yaprakları aç, gelişigüzel oyundur
burada faz geçişleri anlatılır, çekerlerin rastgeleliği
Türkiye, şu canım kristal birikintidir
burada ulu bir er’in Kû boyundan geldiği anlatılır

Genkabı’yım ben
ihtiyazorlar da var içimde
kah kih koh
sivri burunlu fareler de
görünmezler ama bende yaşar
eğrelti otları da Kû’lar da.

İsterler, kuşlar gibi cıvıldarım
onların mağlubuyum ben, onların mağlubu
sürüyle istikamet var içimde
sürüyle münakaşa
ben eşlik ederim yalnızca
hayat denen sızıya.

İtiraz etmeyi ne bilirim
genkabı’yım ben
ağla der içlerinden biri, ağlarım balinalar gibi
hüzün de var içimde
neyleyim, peşimdedir külhanbeyi ölüm
pencere pervazına dayanmış dirsekler de.

Onlar buyurur
ben savaşırım velhasıl
yürü derler yürürüm geleceğe
felsefe taşırım, mimik taşırım, işaret
ah, evet
genkabı’yım ben.

Bundan daha hüzünlü tay yok
işte o taylı hüzünle
mahsus şiir eder gözlerinizden öperim.

Belki de modası geçiyor insanın, dert etmeyin geleceği
işbu sıracalı şiirde, kâinatın ağrıyan yeri insan
anlatılmıştır
kazıyın hele bir, denemesi bedava
katı halleri vardır insanın, akışkan halleri, uçuşkan
birer Kû’yuz belki de
katılaştığı için uçmayı unutan.