Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin

Varlığın yokluğundan

yokluğun varlığından dem alıp

büyü alıp, sancak

kendi kendime, kendimi yaratmalara giriştim

durmayarak duruyor işte kuşlar

burada kalmayarak burada kalıyor madde

yegane şiirdir pırrr

onların esirgeyen

onların bağışlayan teşrifatçılığıyla

kalbi olan kutlu bir yola burkuldum.

Kadim bir ayettir

kalbi varsa yolun yürü git

gerisini merak etme sen

kalp verip gönül alıp

şelaleyi sezince titreyip ürperen suyun hissettiğine gittim

daha büyük şiirlere açılma çayırına

kendi canına kıyıp kıyıp kendini yaratma otlağına

evcil düşmektense

yitip gitmeyi göze alan Neandertallerdir benim atalarım.

Abisi uyan

seni bal vermez arı, uyan

kâfidir ulan, kâfi 

Cehennemde Bir Mevsim’de debelenip durdun onca zaman

şimdi ayrılmanın vakti sığ sulardan

kibirli, buyurgan sulardan

hadi marş, marş, uyan

çapağını, merteğini Erciyes’in karlarıyla yunarsın, olmaz mı

kurulanırsın Çömlekçi’deki güneşle

varoluşa dönüyoruz abisi, uyan

varoluş yolları taşlı

varoluş yolları aşklı

diye çağırıp duruyordu hülyalı bir rüzgar, oy

o çıkardı beni baştan

gidip teslim oldum harman yerine

öyle abdal, öyle üryan

mevcudiyetten sürgünlüğün neresinden dönülürse şiirdir

harman ola, harman ola, harman.

Ölü diriliyor gözlerinin önünde, bak

Nisan’ı karşı konulmaz kılan bir şiire çalıştın çünkü kışın

kaçış çizgileri biriktirdin

sonra küçük bir büyük patlama

big bang

big bang

yokken, birdenbire var.

Ulu bir erdi Rimbaud

varmağla bitmeğle işi olmayan

fru fru eden yıldızların etrafında dönende

Habeşistan diye doludizgin atına atlayıp varoluşa açılanda.

Ağlarım şimdi ben balinalar gibi hiçin hiçin.

İki bin yirmi (2020), iki bin yirmi (2020) tane bir (1)’dir

Başlamak, bitmek demek, sonlanmak. Sonsuzluk, öyleyse başlangıçsızlıkla mümkün.

Bir de şu var: Herkes “ölümlüyüz”, “ölümlü dünya” demeye bayılıyor. İyi de dirimliyiz de.

Ah, evet “yalnızca mevcut anın bütünsel (total) olabileceğini evcilleşmemiş olanlar bilir.” Başka bir söyleyişle evcilleşmiş, esir düşürülmüş insan bütünsel (total) andan kopup uzaklaşarak düz, doğrusal, çizgisel (linear) [1, 2, 3… 2018, 2019, 2020] bir yola girmiştir. İlkellikten modernliğe… Oysa 2020, 2020 tane 1’dir. İlkel dediğimiz ise adı üstünde ilk el.

Dolaylanmamış olandan söz ediyorum. Sayılamaz, ölçülemez, yani tek, biricik ve eşsiz mevcut an’dan ne kadar uzaklaştığımızdan, saymayı öğrendiğimizde sayılmaya başlandığımızdan… Düşünsenize başlangıcı ve sonu olmayan çocukluk günlerinizi. Fiziksel gerçekliğe uymayan zihinsel, yani kurgusal ve hayali bir düzenlemedir çizgisel yol. Bütünsel (total) şimdi, şu anın elden çıkarılmasından, evcil/esir düşürülmekten başka nedir ki yola girmek! Bu durumda var olduğumuzu kim söyleyebilir?Çünkü var olandan, mevcut olandan uzaklaşmaktan başka bir şey değil bu. Diyeceğim epeydir “mevcudiyetten sürgünüz”. Yani yok.

Yapıp ettiğin dünya yapıp ediyor seni

“Bir eko sistemde enerji ve mineral akışları, belli türdeki hayvanlar ya da bitkiler olarak tezahür eder (Ian,G. Simmons, Biogeography: Natural and Cultural (Londra: Edward Arnold, 1979), s.79).”

Var, ama yok; yok, ama yok boyut şu: Varsın, ama yapılıp edildiğin gerçekliği, neyse o, körlemesine, uyurgezer bir şekilde yaptığın için yok. Yoksun, ama o gerçekliğin var olmasını, serpilip gelişmesini sağladığın için var. Her iki durumda da “mevcudiyetten sürgün”.