Ölüm ile Dirim

Ozi’nin huzurunda.

21 Şubat 2020, Cuma, 08:15.

Baharı karşı konulmaz kılan bir enerji biriktirir doğa, kışın. Birleşik ve iç içelerdir ölüm ile dirim. Sıkı fıkı iki arkadaştan, dosttan söz ediyorum. İçtenlik, aha işte iç içelikten gelir. Aynı olanın uçlarından tutmuş taşıyorlar.

Yaratıcı gerçeklik.

SAÇLARIM EL İSTİYOR

Nerelere geldin nerelere gerilere, ilerilere/ akşamlar indi/ sabahlar oldu nerelere/ adımını atar atmaz bir kadına/ geldin nerelere/ nereler var senden habersiz/ mercan balıklarına geldin/ gökyüzü çileklerine/ celali olarak çıkacaksın fotoğraflarda, nerelere/ ay lekesi, kertenkele rüyası, korkuluk/ nerelere geldin nerelere/ elif elif diye yağdı kar/ ceylanlar nerelere/ yağma yok gitmek bir yere.

Bu saatlerde her şey kanar biraz kime gitsem adadır

Sonra bir adaya başlamak, adanın çıkarıp kalbinden dada vermesi sana

şu dört tarafı aşkla çevrili kadın, bayan Hennings, şiir uçuşlum

öyle bir kabare var, Voltaire, ruj lekesi, nehirlerin pürtüksüz dili

umbah, umbah

rüya parçaları, akışkan ve anne takıntılı

şiirlerimin ucuna basarak, sessizce

cevahirimde bir anlam çığlığı

çocukken Allah’ın miçoları sanırdım yıldızları

bilmiyorsun Abidin

alnımızda dolaşan gemi ölüm bandıralı, meçhul, kulaç üzerine kulaç, kaç

aha işte iskeletimi fırlattım gitti uzaklara, potinlerim kaçıyor, önüm ada, ta şuramda

kendime dada’ndım kendime, sanırım bu yüzden

baharlardan gemilerim yonttum

baba bana bir ba

bak süt liman bir şiir

Dodo dolu, bir dizeliğine

hiç de mavi değil Portekizliler, göğe inat, Galapagos

ne uçabiliyor ne de kaçabiliyorlardı, anne bana bir ne

ah o esmer dil, gelmişse isyan

iner hayattan ince boynuma

yayılır dada, do do

çektim tetiği, alıştırdım dilimi hatırlamaya

hayatımı sıvazlar şiir

ölüm nasıl olsa her yerde

sen orada olmamaya bak

teneke bir trampetin çıkardığı sesler, sır at

güvertede koşturup duran Cebrail.

Zarların havada şiirlenmesi, adalardan bir ada, tersinden bakarsanız da öyle, alacalı

bir atı büyümenin büyüsü

dünya hatırası, şipşak

Münir’in orada rakı ve hasret

sığırcıklara doğru açılmak, do do diye ses vermek, yok mu kimse

bu dört yanı aşkla çevrili kara parçası insan seslenişleri

ada’lanıp ada’lanıp dada’lanışlarım

dada’lanıp dada’lanıp ada’lanışlarım

en iç çekmecesini açıyor insanın, bilinç dışı

hep yukarıya doğru yapıyorum hareketlerimi, yukarısı olmayan yukarıya

sonra aşk çekimi, korku ve titreme arasında sonsuzluk şövalyeleri

korkunç bir trafiğe yakalanmışım

pozlarım, susuş ve totemlerim

gidip arkadan bindiriyorum iğreti yanlarıma, cesur

yenilgi giriyor

akşam göndere çekiyor kendini yavaş yavaş orada

yüreğime bastırıyorum adayı

kendine yenilmek en büyük zafer, aferin sana.

Sonra bir kabile edinmek, tam da ellerim sıcak ve iyi şiirken

semaya fırlatılmış çığlıktır bayan Hennings, dada vapurum

ilerlediğim dehlize fenerler koymuştur rüzgar, o hüzünlü gar, sonbahar

şimdi, burada oluşan bir şeyim ben, ey, ada bana bir da.

Kırdığım kalplerden özür dilerim.

(Deliler Teknesi, Kasım-Aralık 2009, sayı 18)

https://www.cabaretvoltaire.ch/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Cabaret_Voltaire

Günlük – 9 Şubat 2020 Pazar

Var olanın, yani gerçeğin farkına vardığında bir fark eden olarak fark ettiğin şeyle aranda bir mesafe olur. Fark ettiğin kısır döngü ya da çürümeyse onun bir parçası olmak istemezsin artık. “Uyanık edilgenlik” ya da pasif direniştir bu. Uyurgezer bir aktiflikle kim bir savaşın parçası olmak ister ki!

Damlaya damlaya göl değil daha büyük bir damla, insanlar bir araya gele gele toplum dediğimiz daha yoğun, daha karmaşık, daha büyük bir insan olur. Herhangi bir sistem, din, ideoloji, düşünce, şiir bu toplamı değiştiremez. Onu, yani toplumu, o insanı ancak sen, ben değiştirebiliriz. Gerçek devrim de budur.

Yap işini


Usul usul ve aniden gelen bahar gibi
yaratmanın ve cana kıymanın zamanı* gelir
gelir zamanı kaybolmanın ve bulmanın
dünya sıçrama ister, doğumcul
zaman, yap işini
hırpalanır ve kışkırtılırız burada kalmamak için
güneş, yap işini
şenlik mi, size düşer
yapın işinizi tornacılar
madenciler işinizi yapın
uçurtmayı en iyi siz uçurursunuz
dökümcüler, yontucular buraya
yapın işinizi şairler
sizin işinizdir kalbe su vermek
yap işini su
işini yap yağmur
rüzgâr, fırtına işini yap
aşk mı, üzerinize yoktur, ustalar
yükseltin tavan kirişini**
işinizi yapın çiçekler
yoksa mutluluk yoktur
bilirim, aya hep itinayla bakarsın Hülya
göçmen bir kuş musun nesin
tartıda hep aşk gelen
yap işini Şiraz’ım
yap işini Kalecik Kara’m
toprak, işini yap
seni en iyi biz belleriz
ellerim, tut sapından çekicin
işini yap
kuşlar varsa gökyüzü
kalp varsa hayat
yap işini
işini yap tohum
devrim birden gelecek seziyorum
yerinde duramayan diplerin eşliğinde
ücralar, kuytular yapın işinizi
işte benim o harika yalnızlığım kertenkeleler
güneşleniyorlar bir şiirin başında
yukarısı mavi gök aşağısı yemyeşil ovalar
yapın işinizi
birader, işini yap
biraderlik dünyanın en eski yeni şiiri, bak
düşlerin en güzelini uçuyor kırlangıçlar
size yüksekler yakışır
çıkın yükseklere, yükseklere
yükselmeyen düşer***
şiirleyin bizi birbirimize
örücüler, yapın işinizi.

*T. S. Eliot
** Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar-Seymour/Bir Giriş, J. D. Salinger
***Tevfik Fikret.