Günlük – 23 Ocak 2020, Perşembe – Kuarklara varıp sormalı / hayat ne iştir kuzum diye

Sıcaklık eksilerde. Kahvemi, Hülya’lı kızın yaptığı kara dut votkasını, hünnap ve kurutulmuş erikleri alıp orta kata çıktım. Cumbada yerimi aldım. Werner Heisenberg’in kült kitabı Fizik ve Felsefe‘ye göz atıyorum. Fıçıdan sehpanın üzerinde başka kitaplar da var. Yaşantının Politikası, Bölünmüş Benlik (R. D. Laing), Yeni Bir Düşünce (F. Capra), Hiç İçin Metinler (Samuel Beckett), Holografik Evren (M. Talbot), Kuantum Nietzsche (William Plank), Wabi-Sabi (L. Koren), Ruj Lekesi (G. Marcus)… Yıllardır böyle yaşamaya alışmışım. Kendimi, dünyayı, evreni anlayıp bilmeye çalışıyorum. Böyle iyiyim, böyle çok iyiyim lemurların arasında.

Nevyork’ta, Basmahane’de ve Kordoba’da
barut mu, aha işte kalbimiz
dişlenmiştir
oradan fışkırır Leyla
beyaz badanalı ahlak, oradan
pembe panjurlu dirim, oradan
ben aşım deyü, ben suyum deyü…

Bir yanımız demire uzanır / semada güvercinler uçurur diğer yanımız

İsmim yok benim
kibrim yok, kinim yok
uçurtmalarım, misketlerim var da
hilem yok benim
gelse de zor günler
gelmez elimden insan olmaktan başka bir şey
düşlerim, ah… Kırgınlıklarım var da
nefretim yok benim.

Bir bildiği olmalı hayatın, ben ne bilirim

İşte ben uzamış kıvır kıvır beyaz sakalımla
uzayın ortasında bu tümsekte
şu tuhaf ve tılsımlı kuark, bak
beyaz harmanimle
ve ondan daha beyaz bir duyguyla
kanatlı, yay ve oklu tombul meleklerin eşliğinde
-teşrifatçıdır onlar
çiçeklerin açışını taklit ediyorum
şimdiye kadar hiç beceremediğim
beklenmez ama seni öptüğümde bir sabah
çayır nergisine dönüşeceğim.

Belki de bir marangozun çattığıdır bu sabahlar, bu iç geçirmeler.

Yeryüzü Yeniği, Uluer Aydoğdu, Zımba Kitap, Bursa, 2013.

Abim, şiir oklavasıyla dünya hamurunu açar

“Şu dünyada kuşsuz dalı kuşlamalı”, diyen Nihat Behram için!

Abim, kendinde, kendi kendine titreşen ışık sicimidir
abim, şiir oklavasıyla dünya hamurunu açar
abim, sözcük diker sabah akşam yazı toprağına
abim, dünyaya bulaşmış kederi, acıyı yıkar her gün
abim, felsefe çitler
siz kalp ormanında dolaşasınız diye
ağı ıstakoza, orkideyi çuha çiçeğine bağlar
matematiği olmayan aşktır benim abim ışkla kuşanmış
atlıkarınca yapım ve tamir ustası
ben diyeyim çekirdeğin içi, siz deyin zen
evi karıncaların yanında, evi akasya ağacının dallarında.

Yeryüzü Yeniği, Uluer Aydoğdu, Zımba Kitap, Bursa, 2013.

Siz hiç böyle Nihat gördünüz mü ben görmedim, muradı devrimdir

“Şu dünyada kuşsuz dalı kuşlamalı”, diyen Nihat Behram için!

Siz hiç böyle Nihat gördünüz mü
ben görmedim, muradı devrimdir
dağ dedi mi biri, yanına ormanı koyar hemen
toprak dendiğinde, başağı koyar üstüne ille de
abimin güzel penceresi uçsuz bucaksız insana bakar
her sabah kainata açılır alacalı teknesi
karanfildendir, toprağın teninden
ebabile benzer şebboylar arasında gezinen, tıpkı
bir çığlıktır abim…

Yeryüzü Yeniği, Uluer Aydoğdu, Zımba Kitap, Bursa, 2013.

Saçlarım el istiyor

Nerelere geldin nerelere
gerilere, ilerilere
akşamlar indi
sabahlar oldu nerelere
adımını atar atmaz bir kadına
geldin nerelere
nereler var senden habersiz
mercan balıklarına geldin, gökyüzü çileklerine
celali olarak çıkacaksın fotoğraflarda, nerelere
ay lekesi, kertenkele rüyası, korkuluk
nerelere geldin nerelere
elif elif diye yağdı kar
ceylanlar nerelere
yağma yok
gitmek
bir yere.

‘Pırrr Bilim’ tahsil etmekle meşgul biriyim ben


Uyuklayan kayalıkların bile

raks ettiği bilinen bir şeydir kuşlar arasında

 ‘Pırrr Bilim’ tahsil etmekle meşgul biriyim ben.*

*Kalbim, kaburgalarımın arasında küçük bir gök cismi, Üvercinka, 2019.

Aynı evrenin mahsulü ve tohumu aynı dünyanın mahsulleri ve tohumlarıyız. Gerçekliğimiz bu. Hakikat ise tek parça, ayrılmaz, bölünmez bir bütündür.

Var olamayacağı yere varınca mahsul, var olabileceği yere, toprağa, o daima doğurgan rahme, o emin ellere, onun bildiğine gömüp eker kendini. Faz geçişidir bu. Tıpkı sistemin toplam enerji seviyesinin kritik bir seviyeye geldiğinde faz geçişleri yapması gibi.

Ne kadar rahmetli olacak şu bedenim, hı

belki de bir evin tuğlası.